
Görüşleri ile ilgili yazılar kaleme aldığım için bilirim Ertuğrul Özkök İslam’ı gereğince bilmez bir ademdir. Ruh dünyası İslamî ve milli değerlere yabancıdır. Karısının, Ülkemizin ilk mini giyen kadınlarından biri olmasıyla iftihar eden kişi olması onu tanıtıcı yeter belgedir. Onun Hürriyet Gazetesini yönetim yılları da demokrasi inançlısı olmadığının kanıtıdır. O her zaman baskıcı, dışlayıcı ve ötekileştirici olan Jakoben laiklik yanlısı olmuştur.
Değişir mi bilinmez. Ama dileğimiz üzere İslam’a; Hakikat Bilimi’ne yönelirse mutlu oluruz.
Ertuğrul Özkök, Boğaziçi Üniversitesi’nde kurulan dev iftar sofrasından etkilenmiş. Aslında kendi inanç dünyası adına üzülmüş desek daha doğru olur.
O kendince Boğaziçi Üniversitesi’nin bilimsel düzeyini yitirmekte oluşundan endişeli. Boşuna kaygı.
Geçmişinde Boğaziçi Üniversitesi yönetimlerinin İslam’a ve yerli akademisyenlere ne derece yabancı ve nefes aldırmayacak derece baskıcı olduğunu biz Prof. Dr. MİM KEMAL ÖKE’den öğrenmiştik. Malum Hazret Boğaziçi’nde uzun yıllar öğretimi üyesiydi.
Ertuğrul Özkök’ün anlatımlarından anladığımız kadarıyla Boğaziçi mezunlarından yabancı firmalarda çalışarak Kapitalizme uşaklık eden bir hayli ekonomist çıkmış.
İstisnalar var ise de şahsiyetli adamlar mezun edilişinden de kuşkularımız var. Görerek yaşadığımı anlatayım:
İslam Göre Cinsel Hayat kitabımı yazdığım ve Türkiye gündemine geldiğimiz 1985’li yıllardı. TRT’de program yapan Mim Kemal Öke beyefendi ile Boğaziçi Üniversitesi kütüphanesinde bir söyleşi yaptık.
Kütüphaneden çıkarken çantamızın ve öğrencilerin çantalarının aranması dikkatimi çekmişti. Sebebini sorduğumda kitap hırsızlığının öğlenmesi, denilmişti.
Yetiştirmekte olduğu öğrencilerinden kütüphanesini koruyamayan üniversite övgüye layık mıdır, okuyucumuz karar verisin.
Ertuğrul Özkök etkilendiği dev iftarın gölgesinde kaleme aldığı ve Odatv’de 13 Mart 2025’de yayınladığı “Bir Arthur Andersen vardı” başlıklı yazısını şöyle bitiriyor:
“Ramazan aynı zamanda tevekkül ayıdır. O nedenle bu mübarek Ramazan gününde Boğaziçi Üniversitesi’nin avlusundan gelen iftar fotoğrafına bakarken bunları düşündüm. Umarım o iftara katılan öğrenciler, bu güzide eğitim kurumunun tekrar eski başarılı günlerine dönmesi için de dua etmiştir. Çünkü bilimde eski günlerine dönmüş bir Boğaziçi, bir bilim avlusunda açılan iftara gerçek manasını verecek, gönüllerdeki gerçek yerine oturtacaktır. Bu güzel iftar fotoğrafı İslam’ın gurur kaynağı da olabilir. Türkiye’de bilimin çöküşünün hüzünlü bir hatıra fotoğrafı da…”
Ertuğrul Öztürk müsterih olsun bilgili ve bilinçli Müslümanlar bilim dostudur. Çünkü Bilim ateizme ve deizme değil Allah’ açılan yoldur.
Yazımızı bir sohbetimizden alıntıladığımız bölümle bitirelim:
İlim/Bilim Allah’ın emridir. Allah’ın Resûlleri olan Peygamberlerin ve Peygamberimizin buyruğudur.
İlim Yüceliktir. İlim Zenginliktir. İlim Erdemdir. İlim Müslüman İçin İbadettir.
İnsanlar merak sebebi ile ve yaratılan varlıklardan yararlanmak için ilmî çalışmalar yaparlar. Ama Müslümanlar bu iki amacın dışında bir amaçla daha ilim yaparlar. O da Yaratan’ımızın emri ve aziz Peygamberimizin buyruğu olduğu için ilim yapmaktır.
Bu sebeple biz namaz kılmayı ve zekât vermeyi ibadet gördüğümüz gibi ilmî çalışmaları da ibadet biliriz. Bilmek konumundayız.
İlim bir güçtür. Bu güç zulme de sebep olabilmektedir. Savaşa, işgallere insanların insanları sömürmesine de sebep olabilmektedir. Bugün bilimsel çalışmalar sonucu geliştirilen teknolojilerle nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar yapılıyor… Gıdaların genleri ile oynanıyor. Tüm doğal varlıklar kirletiliyor, bütün bunlar ilmin sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.
İslâm’ın bilgi tanımında olduğu gibi “Yaratılan âyetlerle İndirilen âyetler olan Kur’ân âyetleri” birlikte okunup incelenemez ve sonuçlar uygulamaya sokulamazsa insanlık bugün içinde bulunduğu tehlikeleri yaşamaya devam eder. Ve 20. Asır ilmi/bilimi mutluluk sebebi olmaktan çok felaket sebebi olmakta berdevam olur.]
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-