
İsrail’e destek verdiği gerekçesiyle boykot çağrılarının hedefinde bulunan Algida’nın “Bizim Usta Dondurma” markasıyla piyasaya çıktığı iddiası, tüketicilerin tepkisini yeniden gündeme taşıdı. Boykot çağrısı yapan çevreler, “Markanın adına değil, arkasındaki sermayeye bakın” çağrısında bulunuyor.
Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında dünyanın dört bir yanında yükselen İsrail boykotu, küresel şirketleri de tartışmaların merkezine taşıdı.
Tüketicilerin satın alma tercihlerinin siyasi ve etik bir tavra dönüştüğü bu süreçte, bazı markaların farklı isim ve ambalajlarla pazarda yer alması tartışmaları beraberinde getiriyor.
Son olarak “Bizim Usta Dondurma” markası üzerinden gündeme gelen iddialar, “Yerli izlenimi veren marka isimleriyle boykot aşılmaya mı çalışılıyor?” sorusunu gündeme taşıdı.
Tüketicinin karşısına “yerli” çağrışımı yapan bir isimle çıkmak, o ürünün arkasındaki sermaye yapısını değiştirmiyor.
Boykot çağrısı yapan vatandaşların dikkat çektiği nokta da tam olarak bu:
Bir ürünün isminde “Bizim” yazması, onu otomatik olarak yerli yapar mı?
Tüketiciler, yalnızca marka adına veya ambalaj tasarımına bakmak yerine ürünün hangi şirkete ait olduğunu, hangi sermaye grubuyla bağlantılı bulunduğunu ve şirketin uluslararası ilişkilerini araştırmaya çağrılıyor.
Bu tartışmanın bir başka boyutunu ise daha önce gündeme gelen “Oando” markası oluşturuyor.
Boykot çağrısı yapan çevreler, farklı marka adları ve satış kanalları üzerinden tüketicinin dikkatinin dağıtılabileceğini savunuyor.
Eleştirilerin odağındaki iddia ise oldukça net:
Boykot edilen markanın ismini değiştirmek, tüketicinin boykot iradesini değiştirmeye yeter mi?
Günümüzde tüketici davranışları yalnızca fiyat, kalite ve reklam üzerinden şekillenmiyor.
Özellikle Gazze savaşı sonrasında dünyanın farklı ülkelerinde büyüyen boykot hareketleri, şirketlerin siyasi tutumlarını, uluslararası bağlantılarını ve sermaye yapılarını da tüketicinin gündemine taşıdı.
Bu nedenle “yerli”, “bizim”, “usta” gibi ifadelerle oluşturulan marka algısının tek başına yeterli olmadığı savunuluyor.
Tüketici açısından asıl mesele şu:
Markanın adı ne? Değil… Markanın sahibi kim?
Boykot çağrısı yapan çevreler, şirketlerin farklı marka isimleriyle pazarda varlık göstermesinin tüketicinin bilinçli tercihlerini etkisizleştirmemesi gerektiğini belirtiyor.
Onlara göre tüketicinin yapması gereken son derece basit:
Ambalaja değil, arkasındaki şirkete bakmak.
Çünkü bir markanın adı değişebilir, ambalajı değişebilir, reklam dili değişebilir.
Ama tüketicinin araştırması gereken asıl mesele değişmez:
O ürünün arkasında kim var?
İsrail boykotunun yalnızca bir ürün almamak meselesi olmadığını savunan tüketiciler, bunun aynı zamanda ekonomik ve ahlaki bir tavır olduğunu ifade ediyor.
Bu nedenle “yerli görünümlü” olduğu öne sürülen markalar üzerinden boykotun aşılmaya çalışıldığı iddialarının da dikkatle incelenmesi gerektiği belirtiliyor.
Tüketicinin mesajı ise açık: İsimler değişse de bilinç değişmeyecek.
Çünkü mesele bir dondurma değil; tüketicinin iradesi, vicdanı ve parasıyla hangi sisteme destek verdiğidir.
Aslında mesele bir dondurma değil…
Dondurmadan çok ötesi…
Bu bir savaş.
Gazze’de çocuklar açlıktan ölürken, anneler evlatlarının cansız bedenlerini kucaklarken, masum insanların üzerine bombalar yağarken biz burada sadece bir dondurmanın markasını mı konuşacağız?
Hayır!
Mesele, elimizi cebimize attığımızda paramızın nereye gittiğidir.
Mesele, üç kuruşluk bir alışverişin ötesinde; vicdanımızın hangi tarafta durduğudur.
Biz, bir dondurma alırken gerçekten sadece dondurma mı alıyoruz?
Tabii ki hayır!
Çünkü biz alışverişimizle bir ekonomik sisteme, bir şirkete, bir sermaye düzenine destek veriyoruz…
“Ne olacak canım, alt tarafı bir dondurma…” diyenleri duyuyoruz zaman zaman çevremizde.
“Bana ne Filistinden” diyen tayfa var ya.. İşte o tayfadan bahsediyorum… “Hamas terör örgütüdür diyen tayfadan…
Onlar dondurmalarını yiye dursunlar biz gerçekleri söylemeye devam edelim.
Gazze Müslümanlara şunu öğretti:
Bazen küçük görünen tercihler, büyük bir vicdanın göstergesidir.
Bir dondurmanın Gazze’deki savaşı bitireceğini elbette söylemiyoruz… Ama binlerce hele ki bu mevsimde milyonlarca satılan dondurmaların parası, direk ya da endirekt olarak İsrail’e gidiyorsa, bırakın Müslümanım diyenleri, vicdan sahibi herkes bu durumu sorgulamalıdır..
“Yerli” denilmesine bakmadan,
“Bizim” denilmesine kanmadan,
“Usta” denilmesine aldırmadan,
Sorgulamamız gerekiyor…
Çünkü;
Zalim ile mazlum arasındaki çizginin bu kadar net olduğu bir zamanda, paramızın kimin yanında durduğunu sorgulamak zorundayız. Zira ahiret hayatında paramızı nerede harcadığımızdan da sorgulanacağız…
Ve;
bugün Gazze’de sadece bombalar konuşmuyor.
Para da konuşuyor.
Ticaret de konuşuyor.
Tüketim de konuşuyor.
Ve bizim tercihimiz de konuşuyor.
Aslında soru herkes için çok basit:
Bir dondurma alırken Gazzeli masumların yanında mı yer alacağız, yoksa zalim İsrail’in yanında mı?
Ve son not:
Tarih, yalnızca zulmedenleri değil; zulüm karşısında nerede durduğunu unutmayanları da yazacaktır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”
ABD Başkanı Trump, İranın anlaşma yapmak istediğini savundu hakkında son gelişmeler. ABD Başkanı Trump, İran'ın…
İngilterenin üçte ikisi için resmen kuraklık ilan edildi. Ülke genelinde su kaynaklarının azalması, tarımsal üretimi…
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kilisteki afet konutlarının görüntülerini paylaştı. Detaylar haberimizde.
Batı Akdenizden 7 ayda 1 milyar 763 milyon dolarlık ihracat yapıldı. Bu dönemde öne çıkan…
Gazze hükümeti: Netanyahunun açıklamaları müzakere sürecine açık bir darbedir hakkında son gelişmeler. Gazze hükümeti, Netanyahu'nun…
Intel, 15 milyar dolarlık hisse senedi arzı planlıyor. Bu adım, şirketin finansal stratejilerini güçlendirmeyi hedefliyor.