islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

CÂRİYELER ve SÖMÜRÜLEN CİNSELLİKLERİ

CÂRİYELER ve SÖMÜRÜLEN CİNSELLİKLERİ
A+
A-

CÂRİYELER ve SÖMÜRÜLEN CİNSELLİKLERİ

Giriş

İslâm Dîni’ni insanlık için hayat düzeni kılan Allah’tır.Bütün Peygamberlerin ortak tebliği olan İslâm Dîni’nin son ve evrensel Peygamberi Hz. Muhammed ve son Kutsal Kitab’ı da Kur’ân’dır.

Yarattığı insanlara pek merhametli olan Yüce Allah Kur’ân‐ı Kerîm’de bütün insanlara iyilik edilmesini ve adaletli olunmasını emretmiştir. Müminleri barışçı olmaya çağırmıştır. Barış sözleşmelerinin gereğinin yerine getirilmesini istemiştir. (Mümtahine 8, Bakara 208, Tevbe 4) İnsanların birbirleri üzerinde zalimce otorite kurmalarını engellemek için de savaş açanlarla savaşılmasını emir buyurmuştur:

Sizinle savaşanlarla Allah’ın koyduğu ölçüler içinde siz de savaşın. Ancak aşırı gitmeyin. (Savaşmayanları öldürme ve esîrleri öldürüp köleleştirme gibi) aşırılıkları Allah sevmez.” (Bakara 190)

Yüce Rabbimiz, meşrû savaş sonrasında ‐geçici süreli‐ esîr alınmasını onaylamıştır. Karşılıksız veya fidye/bedel karşılığı bırakılmasını emrettiği esîrlerin öldürülmeleri ve köleleştirilmelerini yasaklamıştır. (Muhammed 4) Câriye olarak isimlendirilen savaş esîri kadınlarla cinsel ilişkiye girilmesini de rızaya dayalı nikâh şartına bağlamıştır.Üstelik ana babaya ve akrabaya iyilik yapılır gibi savaş esîrlerine de iyilik yapılmasını emretmiştir:

Esîrlerinize Allah görüyor bilinci içinde iyilik yapın; güzelce ve ikramkâr davranın…” (Nisa 36)

İşaret edildiği gibi kendileriyle nikâh sözleşmesi yapılarak ilişkiye girilebilecek kadınların bir kısmını da savaş esîrleri olan câriyeler oluşturmaktadır.

İslam Dîni’nin temel kaynakları olan Kur’ân ve Sünnet’te, câriyeler konusuna genişce yer verilmektedir. Biz de vereceğiz. Çünkü vermemizi gerektiren özel sebepler de vadır. Bunlara üç madde halinde değineceğiz:

A-Câriyeler ve Sömürülen Cinsellikleri konusu Kurân ve Sünnet’e uygun olarak anlaşılamadığı veya anlaşıldıysa da kaynaklarımıza yansıtılıp uygulamaya egemen kılınamadığı için büyük ölçüde istismar edilmiş, Müslümanların da îmanlarını zedelemiş ve de zedelemekte olan bir konudur.

B-Câriyeler, dönemimiz kaynaklarında bile Kur’ân ve Sünnet’e

aykırı bir şekilde genelde köleler, özelde satın alınabilen cinsel partner olarak sunuldukları için kültürümüzün yerilmesine sebep olmuştur ve olmaktadır. İnternet’te yapılacak bir gezinti, sebep olduğumuz vehameti kavratacaktır.

C-Savaşlar durmayacağı ve köleleştirilemeyecek ve odalıklaştırılamayacak savaş esîrleri olarak câriyeler var olacağı ve onlarla ilgili Kur’ân ve Sünnet yasaları Kıyamet Günü’ne kadar varlığını koruyacağı için konunun tarafımızdan bilinmesi farzı kifaye görevimizdir.

Geleneksel Hukûkumuzda Câriyeler

Üzülerek ifade edelim: Geleneksel İslâm Hukûku’nda savaş esîrleri olan câriyelerin köleleştirilmelerine ve odalık edinilerek kendileriyle nikâhsız ilişkiye girilmesine onay verici İslâm dışı bir yapı oluşturulmuştur. Gerçi uygulamada câriyelere insanca davranılmış ve sonuçta büyük ölçüde azat edilmişlerdir. Ne var ki bu insanlık dışı sömürücü yapı İslâm Coğrafyası yanı sıra bütün dünyada da asırlar boyu sürdürülmüştür ve uygulamada halen de sürdürülmektedir. Köleleştirme ve odalıklaştırma özellikle Batı Dünyası’nda ise çağlar boyu en acımasız bir şekilde yaşatılmıştır.Modern versiyonu hâlâ da yaşatılmaktadır.

Kur’ân ve Sünnet’te Câriyeler

Genelde köleler, özelde köleleştirilen savaş esîrleri olan câriyeler konusunda Kur’ân ve Sünnet’in bize söylettiği, kanıtlanabilir ilmî doğruları yukarıda adı geçen eserimizden şöylece özetleyebiliriz:

İslâm Dîni, tarihten ve câhiliyet toplumundan devraldığı insanlık dışı köleliği, kendine özgü insancıl kuralları olan “İslâm Savaş Esîrliği Sistemi”ni kurarak “kuramsal ve kurumsal” olarak yasaklamıştır.

İslâm literatüründe, Hz. Peygamber dönemine ilişkin olarak yer alan kölelere yönelik uygulamalar, İslâm öncesi Câhiliyet döneminden intikal eden kölelerle ilgilidir. Çünkü Peygamberimizin yönettiği İslâmî dönemde meşrû savaşlar sonucu alınan esîrlerin hiç birisi köleleştirilmemiştir. Üstelik onlar kısa süreler içinde de özgürlüklerine kavuşturulmuşlardır.

Yalnızca Allah’a kulluğa yönlendiren İslâm, tesîs etmediği fakat zulümlerine tanık olduğu kullara kulluk düzeni olan köleliği, oluşturduğu İslâm Savaş Esîrliği Sistemi ile kökten yasaklamıştır. O, kurduğu sistem gereği meşrû harp sonucunda ve ancak saldırgan düşmanın stratejik hedefleri tahrîp edildikten sonra esîrler alınmasını ve gereğinde İslâmî yönetimce savaşan mücahidlere dağıtılmasını onaylar. Onların köleleştirilmelerini ve ‐savaş suçlusu olmayanların‐ öldürülmelerini de yasaklar.Yalnızca karşılıksız veya fidye karşılığı bırakılmalarını emreder.

Başta isteğe dayalı görevler olmak üzere yüklediği îmanî, ahlâkî ve hukûkî görevlerle esîrlerin salıverilmesini ilkeleştirir.[1]

İnsan üzerinde ilâhlaşma olan ve İslâm tarafından mahkûm edilen kölelik, hiçbir şekilde yapılana benzeri ile karşılık verme olan mütekabiliyet yoluyla da meşrûlaştırılıp yasallaştırılamaz.[2]

(Devam Edecek)

ALİ RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

DİP NOTLAR

[1] Yukarıda işaret edilen kitabımızda bu görevler şu başlıklar altında incelenmiştir:

Finans kaynağı olarak Zekât kurumunu işleterek salıverme (Tevbe 60); Özgürlük sözleşmesi (Kitabet )yaparak salıverme (Nûr 33); Hatâ ile insan öldürme cezası olarak salıverme (Nisa 92); Yemin ve Zıhar keffâreti olarak salıverme (Mâide 89, Mücadele 3‐4); Allah’ın rızasını isteyerek salıverme (Beled 13…); Şiddete ve baskıya uğratılmaları sebebiyle salı verme (Müslim Eyman 30‐33); Usûl ve fürû ilişkisi sebebiyle salıverme (İ.Mace Hn.2525); Vasıyet yolu ile salıverme (Müslim Eyman 12); Evlendirme ve evlenme yoluyla salıverme( Nûr 32, Nisa 3, 25)

[2] Muhammed 4

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.