
Cinsel haramlardan korunmak Allah’ın Sevgisine ve Cennet’e de götürür
Mü’mini Kıyamet Günü’nün dehşet verici korkuları ve yüreklere işleyecek elemlerinden koruyacak amellerin Cennet’e de götüreceği şüphesizdir. Nitekim Yüce Allah, kurtuluşa erecek ve Firdevs Cennetler’ine girecek kullarını; kalb huzûruyla namaz kılan, zekât vermek için çalışan, faydasız sözler ve işlerden sakınan, söze ve sözleşmelere bağlı kalan kullar olarak tanıttığı gibi, cinsel haramlardan korunan kullar olarak da şöylece tanıtmaktadır:
“Namazlarını iç huzuru ile kılan, dünya ve âhiret hayatına faydasız boş söz ve işlerden kaçınan, zekât verici güce ulaşmak için çalışan, kendilerine verilen görevleri ve verdikleri sözleri yerine getiren, namazlarını devamlı olarak eda eden ve cinsel organlarını koruyup zinâdan korunan, yalnızca hür eşleri veya malik oldukları (nikâhlı esir eşleri) ile yalnızca üreme organından cinsel ilişkiye giren, bu ilişkileri sebebiyle kınanmayacak olan ‐fakat sadece zinâ ve eşcinsellik türü haram ilişkilere girmeleri sebebiyle haddi aşan isyankârlar olarak görülecek olan‐ gerçek mü’minler kurtuluşa ermişlerdir. İşte onlar Firdevs Cenneeti’ne varis olacak ve orada sürekli kalacak olanlardır.”[1]
Evlilik içi cinsel haramlardan korunmak da Allah’ın sevgisine götürür
Yüce Allah ve O’nun Peygamberi tarafından konulmuş olan evlilik içi cinsel haramlardan korunmak da bir ibâdettir ve Allah’ın rızasına ve sevgisine götürür. Nitekim Yüce Allah, Kur’ân’la yasakladığı âdet hali ilişkisinden ve eşe arka organından temastan korunan kullarını sevdiğini şöylece açıklıyor:
“… Şüphesiz Allah, (her ay temizlendikleri zaman kadınlarına) dönenleri; (yalnızca temizlik döneminde ilişkide bulunanları) sever. O, iyice temizlenenleri; (ay halinde önden ve arka organdan cinsel ilişkiye girmekten kaçınanları da) sever.”[2]
Eşle ilişki de ibâdettir
Allah’ın ve Peygamberi’nin haram kıldıklarından kaçınmak farzdır.
Farzların yapılması için yapılması gerekenler de farz olduğundan, cinsel haramlardan korunmamıza yardımcı olacak girişimlerde bulunmak da farzdır. Farzların îfâsı ise Allah’a itâat olup ibâdettir.
Aşağıda sunacağımız hadîs bu gerçeği açıklamaktadır.
Eşle ilişkiye sevap verilir
Sahâbî Ebû Zer (r.a) anlatıyor.
Allah’ın Resûlü şöyle buyurdu:
“Sübhânallah” şeklindeki her bir tesbihde, “Elhamdülillah” şeklindeki her bir hamdde, “Allahü Ekber” şeklindeki her bir tekbirde, “La ilahe illellah” şeklindeki her bir tehlilde, her bir Hakk’a çağırmada ve her bir bâtıldan sakındırmada sadaka/hayır sevabı vardır.[3]
(Bunlar bir tarafa) sizden birinizin eşi ile cinsî münâsebette bulunmasında bile sadaka sevabı vardır.
Ashab‐ı Kirâm hayret ve de merakla sordular:
‐ Ya Resûlallah! Bizden biri cinsel arzularını tatmin eder de, bu sebeple ona nasıl sevap verilir?
Pek tabîi ki verilir. Ya sizlerden biri zinâ yapacak olsaydı, yaptığı zinâdan ötürü günaha girmeyecek miydi? Buna ne dersiniz? Bunun gibi, nikâhlı eşiyle tatmin bulduğu zaman da kendisine sevap verilir.[4]
Allah şanını artırsın Peygamberimiz bir diğer hadîslerinde de şöyle buyurur:
“Allah, kişinin karısıyla sevişmesi; cinsel ilişkide bulunmasından hoşnut olur. Onlara bu sebeble sevâp verir ve onlar için helâl rızık yaratır.”[3]
Çocuk için ilişkiye sevap verilir
Allah ilk insanı topraktan yaratmış, üremesini dilemiştir. Çoğalmasını da cinsî münâsebete bağlamıştır. Yaşayan bir hayır olabilecek duâcı bir çocuğa sâhip olmak amacıyla eşle cinsî münâsebet Allah’ın ihsanına tâlip olmaktır. O’nun ihsanına O’nun meşrû kıldığı yoldan tâlip olmak da O’nun rızasına ermektir. Bu sebeple çocuk sâhibi olmak amacıyla cinsel ilişkide bulunmak da ibâdettir.[5]
Cinselliğe ilişkin Peygamberî Sünnet’i izlemek de ibâdettir
Yukarıda açıkladığımız üzere Allah’ın Resûlü’nün cinsel vasıflı buyruklarına itâat etmek de ibâdet olduğundan, fiilî ve sözlü sünneti izleyerek, cinsel ilişkide bulunmak da ibâdettir. Meselâ cinsel ilişkiden önce: a‐ Besmele çekmek, b‐ Şeytan’dan Allah’a sığınmak, c‐ İyice seviştikten sonra ilişkiye başlamak, d‐ Eş (kadın) doyuma ulaşmadan ilişkiyi bitirmemek, e‐ Eşin onayını almadan rahmin dışına boşalmamak v. s.
Özel bölümünde hadîsler ışığında açıklayacağımız bu cinsel sünnet görevlerini uygulamak da şüphesiz sünneti izlemek olacağından ibâdettir.
Cinsel hayatın ibâdet hayatının bir bölümü olduğuna dâir yaptığımız açıklamaları yeterli buluyoruz.
Aslında bu kitabda okuyacağınız cinsel hayatımızla ilgili ilâhî düstûrların her biri, cinsel hayatın ibâdet hayatının bir bölümü olduğunun belgesidir. Çünkü ibâdet; Allah’ın ve Peygamberi’nin emirleri ve yasaklarının gereğini yapmaktır.
Burada bir hususa değinmek isteriz:
Râviler, hadîsleri bize Peygamberimizin kullandığı kelimelerle değil, anlam olarak kendi ifadeleriyle aktarmaktadırlar. Hadîsler anında yazılamadığı için bu da kaçınılamaz bir durumdu. Bu sebeple Peygamberimizden nakledilen sözlerin onun orijinal söylemleri olmadığı bilinmelidir…
(Devam Edecek)
MİRATHABER.COM
DİP NOTLAR:
[1] Mü’minûn 1‐11.
[2] Bakara 222. Parantez içinde gösterilen nükteler için “Âdet ve Lohusalık Halinde Cinsî Münâsebette Bulunmak” bölümünde yapılan açıklamaları okuyunuz.
3- Müslim Zekât 53, M. Mesâbih Hn. 1898, Müsned 5/167‐8.
4-M.K.Ummal 6/389.
5-“Çocuk Sahibi Olmak İçin Evliliğe Teşvik Edici Düsturlar” bölümüne bakınız.