
Cinsel Mutluluk Görevleri 10 “Sevişmek”
Biz, onları yeniden yaratacağız. Onları bâkireler, urub; kocalarına âşık, işveli, sevişme sırasında aşk nağmeleri fısıldayan, kocaları tarafından içten bir sevgi ile sevilen ve birbirlerinin yaşıtı kılacağız.”(Vakıa, 35‐37)
Cinsel ilişkinin tatmîne erdirici olabilmesi için ilişkiden önce sevişilmesi şarttır.
Gayr‐ı müslim araştırıcıların yaptıkları araştırma sonuçlarına göre cinsel tatmîne eremeyen kadınların sayısı oldukça yüksektir. Oysaki, kadında, cinsel hazzın en yoğun olduğu bölge olan ve temel işlevi orgazmı sağlamak olan klitorisin yaratılmış olması, kadının cinsel haz almasının Rabbimizin amacı olduğunu göstermektedir.
Tatminsizliğin sebebi kadınlarla yeterince sevişilmeden önce ilişkiye girilmesi, erkeğin erken boşalması ve kadın orgazm olmadan önce erkeğin ayrılmasıdır.
Evlilik dışı ilişki haram olduğuna göre, kadının sürekli tatminsizliği kadın cinselliğine karşı bir zulümdür.
Kullarına tatmin olunma ihtiyacı duyulacak bir cinsellik ihsan eden Yüce Allah, elbetteki bu zulme razı olmaz.
Olmadığı içindir ki bazı tefsircilerin isâbetli yorumuna göre Bakara Sûresi’nin iki yüz yirmi üçüncü âyetinde Yüce Allah şöyle buyurmuştur:
“… Nefisleriniz için (besmeleyi, duâyı ve sevişmeyi) öne alın…”[1]
Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed (sav) de sözlü ve fiilî sünnetiyle mü’minleri cinsel ilişki öncesinde sevişmeye teşvik buyurmuştur.
Sözlü Sünnetten Örnekler
Allah’ın Resûlü’nün bekârların bâkireleri tercih etmesini öğütleyen hadîslerinde, “Senin onunla, onun da seninle sevişeceği bir bâkire ile evlenseydin ya!” buyurması, “Kişinin eşi ile sevişmesini meleklerin hazır bulunacağı bir eğlence” olarak vasfetmesi, kadını kocası tarafından açıklanabilecek kadınca özellikleri olan bir insan olarak tanımlaması, ayrıca sevişmeksizin ilişkiye girilmesini yasaklaması, sevişme ile ilgili sözlü sünnet’in çoğaltılabilecek olan güvenilebilir (Sahih‐Hasen) örnekleridir. Kitabımızın değişik bölümlerinde açıkladığımız bu hadîslerle bir bütünlük arzeden ve onlara güvenirlik kazandıran aşağıda sunulacak hadîsleri, konuya daha bir açıklık getiren örnekler olarak değerlendirebiliriz.[2][3]
Sevişmeksizin ilişki, beceriksizlik ve de cefâdır
‐ Allah, şanını ve bağlılarını artırsın‐ O, şöyle buyurdu:
[“Üç şey cefâdandır; kişiye pek ağır gelen, sevgiyi gideren üzücü davranışlardandır. Kişinin dostluk kurduğu kimsenin kişisel özelliklerini bilmemesi, kendisi için ziyâfet hazırlayan din kardeşinin davetine katılmaması ve kişinin fısıldaşmaksızın, sarmaş‐dolaş olup eğlenmeksizin eşi ile cinsî münâsebette bulunması; eşi orgazm olmadan (boşalmadan) boşalıp işini bitirmesidir.”
“Sizden hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi (sevişmeksizin) birleşmesin.”][4]
Aşk fısıltılarını aracı kılın
Allah’ın Resûlü bir diğer hadîslerinde de şöyle buyurdular:
“Hiçbiriniz eşiyle hayvanlar gibi sevişmeksizin cinsî münâsebette bulunmasın. Arada bir elçi bulunsun.
Soruldu:
‐ Ya Resûlallah! Sözünü ettiğiniz elçi nedir?
‐ Aşk fısıltıları ve öpüşmedir.[5]
(Peygamberimizin ilişki sırasında ve öncesinde aşk fısıltılarına yer verilmesi şeklindeki bu tavsiyesini, Bakara Sûresi’nin 187. âyeti de doğrulamaktadır. Zira bu âyetle helâl kılınan “Refes” cinsel ilişki manasına geldiği gibi, ilişkiye hazırlayıcı sözler anlamına da gelmektedir.)
Fiilî Sünnet’ten Örnekler
Allah’ın Resûlü’nün fiilî sünneti, genelde sözlü sünnetini pekiştirici vasıfta olduğu gibi, işlediğimiz konu bakımından özelde de pekiştirici niteliktedir.
Bilinmesi gereken gerçek şudur:
“Allah’ın Resûlü, eşiyle sevişir ve öperdi.”[6]
O’nun bu yöndeki fiilî sünnetini bizzat kendisinin ve mübarek eşlerinin açıklamalarından öğreniyoruz. Ancak altını çizerek ifade edelim ki, sayılı istisnalar dışındaki bu açıklamalar doğrudan değil, dolaylıdır.6
Örneklendirildiği üzere Peygamberimizin evlilik içi özel hayatını, bir diğer anlatımla bu yöndeki fiilî sünnetini bizzat kendisinin ve mübarek eşlerinin açıklamalarından öğreniyoruz. Dolaylı olan bu açıklamaların doğrudan yapılmış olması da tabîi olurdu. Çünkü O, cinsellik dahil insan hayatı ile ilgili her alana ışık tutmak için gönderilmiştir.
Yalnız Erkek mi Sevişmekle Mükelleftir?
Cinsî münâsebetten önce gereğince sevişilmesi lüzûmunu bildiren ve öğreten sözlü ve fiilî sünnet örneklerini gördük. Bu mukaddes örnekleri incelediğimiz zaman, tavsiyelerin hatta emirlerin yalnız erkeklere yönelik gibi olduğunu görüyoruz. Aslında bunun böyle olması da tabîidir.
a‐ Kur’ân‐ı Kerîm’de ve hadîs‐i şeriflerde umûmiyetle erkek kipleri kullanılır. Fakat hüküm kadınları da içine alır. Burada da böyledir. Bu sebeble kadınlar da görevlidir.
b‐ Cinsel ilişkinin başlatıcı tarafı, asıl faal ve etkin unsuru erkektir. Kadın rûhu ve vücûdu daha çok arzulanmaya ve sevilmeye eğilimlidir. Kaldı ki erkeklerden farklı olarak kadın, fiziksel uyarıya ihtiyaçlı olduğu için, erkek gibi cinsel ilişkiye anında hazır duruma gelemez.
Bu sebeble tavsiyeler ve emirlerin yalnız erkeklere yapılmış görünümünde olması tabîidir. Böyle olmakla beraber, erkekler için olduğu kadar, sevişmenin kadınlar için de bir sünnet görev olduğunu, hadîslerin üslûbundan anlayabilmekteyiz. Şimdi bu gerçeği açıklayan bazı hadîsleri sunalım:
aa‐ Yukarıda geçen Ümmü Seleme (r. anha) hadîsinde Allah’ın Resûlü’nün eşine: “Sâkin ol” buyurması, mübârek annelerimizin bir kısmının olsun hassasiyet ve mukabele gösterdiği çağrışımını yaptırmaktadır.
bb‐ Allah’ın Resûlü’nün bâkire ile evlenilmesini öğütleyen hadîslerinde kendisine muhâtap olan sahâbîlerine: “Senin onunla, onun da seninle sevişeceği, senin onu, onun da seni öpüp‐okşayacağı bir bâkire ile evlenseydin ya!” buyurması, kadının sevişmede hareketli bir taraf olması gereğine açık bir işarettir.[7]
Utanma örtüsünü büsbütün sıyırmaksızın, kadının sevişmede canlılık belirtmesi gereğini şu hadîsden daha açık bir şekilde öğrenebiliyoruz:
“Kıyâmet Günü Allah katında insanların en şerlilerinden biri de, kendisi karısıyla karısı da kendisiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, karısının sırrını (erkeğine karşı yaptığı aşk oyunlarını) açığa vuran adamdır.”[8]
Bu hadîs, kadını erkek gibi hareketli bir taraf olarak zikretmektedir. Hadîsin dikkatleri daha bir çekici yönü de, kadını kadınlık sırrı olan bir eş olarak tavsîf etmesidir.
Sadece sevilen fakat sevmeyen kadının, her halde açıklanabilecek kadınlık sırrı olmasa gerektir.
Sevişmek; Kadının Hem Hakkı, Hem de Görevidir
Sevişmek, kadının hem hakkı, arzulayan kocası için hem de görevidir. Özellikle kocasının arzulaması halinde, kocası için süslenmeyi ve kokulanmayı kadına vâcib bir görev olarak yükleyen
İslâm Dîni’nin, kocasına karşı hayat dolu bir kadın olması görevini yükleyeceği açık bir hakîkatdir.
Kadınlığın gereklerini üstlenen bir kadın olmak… Bu bir yücelikdir, bazılarının sandığı gibi bir eksiklik değildir.
Hz. Âişe vâlidemizin şu açıklaması, kadınlarımız için yeterli bir örnekdir:
“Eşleri olan bizlerden biri ay hali olduğu zaman, üzerine genişce bir altlık alır, sonra da elleri ve göğsü ile Allah’ın Resûlü’ne sokulup yapışırdı.”[9]
Allah gerçeklerin dile getirilmesinden utanılmasını emir buyurmaz. Mü’min kadınların kocalarına âşık, işveli ve onları kadınlıklarına bağlayan kadın olmaları Rabbimizin arzusudur.
Hiç şüphe yoktur ki Kur’ân‐ı Kerîm’de Cennet kadınlarının cinsel özellikleri de içeren oniki güzellik vasfı ile nitelenmesinin bir gayesi de Müslüman kadınları, onların vasıflarıyla bezenmeye yöneltmektir.[10]
Yüce Allah, namazları, oruçları, örtünmeleri ve kocalarına sevgi ve saygılarıyla Cennet’e girmeye hak kazanacak dünya kadınlarını Vâkıa Sûresi’nde şöyle tanıtmaktadır:
“Biz, onları yeniden yaratacağız. Onları bâkireler, urub; kocalarına âşık, işveli, sevişme sırasında aşk nağmeleri fısıldayan, kocaları tarafından içten bir sevgi ile sevilen ve birbirlerinin yaşıtı kılacağız.”[11]
Cinsî münâsebetten önce sevişilmesini öğütleyen Peygamberimiz’in mevzû ile ilgili hadîslerinden İslâm bilginleri şu hükmü çıkarıyorlar:
“Cinsî münâsebetten önce fısıldaşma; öpme, dil ve dudakları emme vs. müekked sünnettir. Aksine davranış mekruhtur.”12
Biz buradaki mekrûhu, harama yakın günah olarak açıklığa kavuşturmak istiyoruz. Zira sevişilmeksizin doğrudan cinsel ilişkide, Allah’ın Resûlü’ne aykırılık ve de kadının hakkını çiğnemek vardır.
Sevişmede Bir Sınır Var mıdır?
Yukarıda geçen hadîslerden ve bu hadîslerden çıkarılan hükümlerden dolaylı olarak öğrenebildiğimiz sevişme şekillerinin dışına çıkılamaz mı?
Ayrıntıya girmeksizin açıklayalım.
Koca ile karısı arasında âdet ve lohusalık hallerinde cinsî münâsebette bulunma, arka organdan (anüs) temas, ağıza boşalmayı içeren oral ilişki ve mazohizm‐sadizm dışında hiçbir kesin yasak yoktur.
Bu sebeble bu haramların dışında ayıp‐günah olacak hiçbir cinsel davranış tasavvur edilemez.
Ancak aşağıda açıklayacağımız üzere, kesin olarak yasaklanmamakla beraber, kaçınılması öğütlenen bazı davranışlar vardır.
Nasıl bir birleşme
Üreme organından olmak şartıyla, eşler diledikleri gibi birleşebilirler. Bu onların seçimine bağlıdır. Hüküm budur.
“Cinsel Öğretim Farzdır” bölümünde verdiğimiz misallerden hatırlanacaktır.
Karısına üreme organından fakat arkadan yaklaşan Hz. Ömer, mahvoldum Ya Resûlallah‐ diyerek Allah’ın Resûlü’ne başvurur. Kendisine arkadan gelerek üreme organından yaklaşmak isteyen kocasına direten Ensar’dan bir kadın da, böylesine bir yaklaşımın câiz olup olmadığını öğenmek için, Allah’ın Resûlü’ne gelerek, annemiz Ümmü Seleme aracılığı ile soru yöneltir. Allah’ın Resûlü her iki olayda Bakara Sûresi’nin iki yüz yirmi üçüncü âyetini okur ve üreme organından (vagina) olmak şartıyla, istenilen şekilde ilişkide bulunulabileceğini bildirir.
Her türlü yaklaşmanın helâl olduğu, helâl olduğu için de günah olmayacağını açıkladıktan sonra, şu ilâveyi yapmakta fayda görürüz.
Cinsel ilişki rahatlığı, utanma ölçülerine uygunluğu, ters organdan temas eğilimini engelleyiciliği ve Allah’ın Resûlü’nün sözlü sünnetine uyumluluğu dolayısıyla klasik şekil denilen kadının sırt üstü yatma şeklinin temel tercih olarak benimsenmesi uygundur.
Cinsel İlişkide Kadın Gözetilmelidir
Kadınların büyük çoğunluğu gerektiği şekilde sevişilmeksizin cinsel işleme başlanması, erkeğin boşalır boşalmaz çekilmesi sebebiyle orgazm olamamaktadırlar.
Cinsel tatminsizlik, kadının hem dünyası, hem de âhiretine zarar verecek bir durumdur.
Vücûdun tabîi bir hakkı olan sükûnete kavuşamamasının doğurduğu kırgınlık ve sinirsel çözülme, kadının dünyasına yönelik zarardır. Haz duymadığı için kocasının arzularına anında ve gereğince karşılık vermemesi/verememesi ve bu yüzden Allah’ın ve meleklerinin la’netine uğrayacak olması da âhiretine yönelik zarardır.
Allah, yarattığı kullarını bildiği, Allah’ın Resûlü de Rabbinden bilgiler aldığı için, özellikle kadınları tatmine erdirecek ilâhî ölçüler konulmuştur.
Sevişmek ve kadının durumunu gözetmek mecbûriyeti bu ilâhî ölçülere misaldir.
Allah’ın Resûlü’nün “…Kadınlarınızla iyi geçinin…”anlamında ki Kur’ânî emrin (Nisa19) açıklaması olarak değerlendiriebilecek aşağıda sunacağımız hadîsi sorunun cevabıdır. O, şöyle buyurur:
[“Sizden biriniz karısıyla cinsî münâsebette bulunduğu zaman, onu tatmine/doyuma erdirecek şekilde sevişsin.
Karısı sükûnet bulmadan kendisi boşaldığı zaman karısı orgazm oluncaya kadar (vücûdunu ayırmakta acele etmesin), eşini de aceleye yöneltmesin.”][12]
Hiç şüphe yoktur ki Allah’ın Resûlü’nün mahrem hayatı ile ilgili fiilî sünnetini öğrenebilmenin yalnızca bir tek yolu vardır. O da bizzat kendisinin veya eşleri olan saygı değer annelerimizin açıklamalarını öğrenmektir.
Yüce Peygamberimiz, eşlerin birbirlerinin cinsel sırlarını açığa vurmalarını yasakladığına göre, kendisi ve eşleri nasıl olmuş da açıklama yapmışlardır?
Peygamberimiz cinsel eylemlerle övünmek, muhatabların duygularını tabîi mecrasından saptırmak ve eşi küçük düşürmek amacıyla cinsel hayatın açığa vurulmasını yasaklamıştır. Yasaklamanın bir amacı da haya/utanma duygusunun ve vakârın/şahsiyetin korunmasıdır. O’nun kendisinin ve eşlerinin yaptığı çok istisnaî türden açıklamalar ise, gerektirici durumlar sebebiyle ve sahâbîlerin sualleri üzerine dînî ölçüleri öğretmek amacıyla vâki olmuştur. Pek tabîidir ki yasaklanan türden değildir.
Açıklamamızı bazı örnekler üzerinde sürdürelim.
a‐ Allah’ın Resûlü, İslâmî tebliğin ilk yıllarında boşalma olmadıkça ilişkinin yıkanmayı gerektirmeyeceğini bildirmiş, daha sonra da bu hükmü kaldırarak, yıkanılmasını emir buyurmuştur. Uygulamada değişiklik ve yenilik getiren bu peygamberî emir, ard arda suallere neden olunca, Peygamberimiz nefse mal edici öğretim metoduna baş vurma gereğini duymuş ve bir sahâbînin suâlini şöylece cevaplandırmıştır:
‐ Ben eşime bunu yaparım. Sonra da yıkanırız. Müslim Hayz, Neshil‐Mâi Minel‐Mai.
b‐ Oruçlu kişinin eşini öpüp öpemeyeceği husûsundaki kendisine intikal ettirilen tartışmaya, bizzat Allah’ın Resûlü’nün davranışıyla açıklık getirmek için eşi Hz. Âişe annemiz, O’nun oruçlu iken kendisini öptüğünü duyurmuştur. Ebû Davûd Sıyam 33 (Hn. 2369) Müsned 6/123.
c‐ Ümmü Seleme (r. anha) annemiz, cevabî nitelikli açıklamalarında Allah’ın Resûlü’nün ilişki sırasında kendisi ve ailesi üzerine örtü aldığını ve eşine “sâkin ol” buyurduğunu beyan etmiştir. Feyzül‐Kadîr 5/90, el‐Vefa Bi Ahvalil ‐ Mustafa Nikâh 5(649)
d‐ Hz. Meymûne (r. anha) annemiz de vâki sual üzerine, Allah’ın Resûlü’nün âdet halindeki eşleriyle ancak karınla dizler arasının örtülmesinden sonra bedensel teması içerir şekilde kucaklaştığını açıklamıştır. Ebu Davud Tahâret 107(Hn. 267)
Sahih hadîslerden bu tür örnekleri çoğaltmamız mümkündür.
Açıkça anlaşılacağı üzere, asıl amacı boşalmaksızın ilişkinin yıkanmayı gerektireceğini, oruçlunun eşini öpebileceğini, ilişki sırasında örtülü olmanın tercihi şayan olacağını ve âdet halindeki eşle ilişkiye girmeksizin sevişilebileceğini doğrudan öğretmek olan bu hadîslerden, biz Allah’ın Resûlü’nün mahrem hayatı ile ilgili bazı fiillerini de dolaylı olarak öğrenmiş oluyoruz.
Bu dolaylı öğrenimin bereketiyle de cinsel hayatımızı Allah’ın rızasına yönelik bir yörüngeye oturtabiliyoruz. Bütün mü’minlerin cinsel hayatlarıyla da Allah’ın rızasına yönelebilmeleri içindir ki on dört asırdır müfessirler, muhaddisler, fıkıh bilginleri ve hatta Pey‐ gamber sevgisinde zirveye varmış hak dostları, örneklerini verdiğimiz çeşitten hadîsleri bizlere nakledegelmişlerdir.
Ne var ki peygamberlik kurumunu gereğince tanıyamamış ve bu sebeble de Allah’ın Resûlü Hz. Muhammed’i vahiy alan bir insan olarak kavrayamamış mü’minler, O’nun cinsellikle ilgili fiilî sünnetinin örnekleriyle karşılaşınca, bu durumu yadırgamaktadırlar.
Oysaki evrensel bir peygamberin, misal teşkil edecek meşrû bir cinsel hayatının olması değil, olmaması yadırganacak bir durumdur. Çünkü cinsel duygu ve eylemler, hayatın bir parçasıdır. Bu alanda örnek olamayan bir peygamberin önderliği eksik kalacağı için insanlık için kâmil anlamda üsve‐i hasene (üstün ve güzel örnek) olması mümkün değildir.
*Bütün bir ömür boyu ve özellikle düğün günü ve gecesi alkollü içkilerden kaçınılır. Zira alkollü içkiler haramdır ve cinsel mutluluğun da amansız düşmanıdır.2-Zifaf odasına abdestli olarak ve eşe selâm verilerek girilir. El, gelinin başı üzerine konularak “Hoş geldiniz, güzellikler getirdiniz” denir ve şöylece duâ edilir:
“Allah’ım! Eşimin hayırlı olmasını dilerim. Onda yarattığın hayırlı özelliklerden faydalanmayı isterim. Eşimin şerli olmasından sana sığınırım. Onda yarattığın özelliklerin şerlere aracılık yapmasından da sana sığınırım.” (Ebû Davûd Nikâh 46)
3*Bu ilk duadan sonra damat önde ve gelin arkada olarak beraberce veya ayrı ayrı olarak iki rekât namaz kılınır. Namazın hemen ardından damat şöyle duâ eder, gelin de âmin der:
“Allah’ım! Eşimi ve ailesini benim için bereketli kıl. Beni ve ailemi de eşim için bereketlendir. Hayırlarda birleştirdiğin sürece bizi birlikte yaşat. (Dünya ve âhiret mutluluğumuz için) ayrılık gerektiğinde bizi ayır.” (Taberanî, (2/21‐3)
Bu duâ ayrı ayrı da yapılabilir. Namaz kılınıp duâ edildikten sonra geline yiyecek ve içecek türünden bir şeyler ikram edilir. Bu ikram süresi ve sonrasında içten bir yakınlık gösterilir. Yaratılışındaki utanma duygusu sebebiyle ürkekimsi davranabilecek geline karşı ince ruhlu davranılır. Acelecilik ve kabalıktan sakınılır.
*Yatağa girilince loş ışıkta yarı soyunuk veya bir örtü altında soyunuk olarak sevişilir. Gelinin kendisini tabîi akışa bırakması da yeterlidir Sevişmeye başlamadan önce veya başladıktan sonra fakat mutlaka ilişkiye girmeden önce Besmele çekilir ve kitabımızda geçen şu duâ yapılır: “Allah’ım! Bizi Şeytan’dan Şeytanı da bize vereceğin çocuktan uzaklaştır.”
*İlişkiden önce sevişme sırasında gelin bacakları ayrık ve dizleri bükük bir şekilde sırt üstü yatar konuma getirilir. Eller ve bacaklar arasında konumlanıldığında, tercihan üreme organı kremlenir. Bedenî ve ruhî rahatsızlıklara sebebiyet verilmemek için, zifaf gecesi bir ilişki ile yetinilir…
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
[1] Tefsîrut‐Taberî Bakara 223, Saîd Havva El‐Esas Fit‐Tefsîr Bakara 223.
[2] Bak. Buhârî Nikâh 121, Müsned 4/144, F. Kadîr 5/23, Müslim Hn. 1437, M. K. Ummal
[3] /416.
[4] Feyzül‐Kadîr Hn. 6536 (5/90)
[5] Levâmiül‐Ukûl 4/627
[6] Zâdül‐Meâd Faslün Fî Hedyihi Fil‐Cima’i 3/147, Ebu Davud Sıyam 33‐34, el‐ Camiüs Sağîr Kane İza İctela…1/101
[7] Buharî Nikâh 121
[8] Müslim Nikâh 22, Hn. 1437
[9] Müsned 6/123
[10] Bu vasıflarla ilgili geniş bilgi için “Kurân ve Sünnet Işığında Cennet Hayatı” isimli eserimize bakılabilir
[11] Vâkıa 35‐7.
[12] Buhârî‐Müslim’den Feyzül‐Kadir 1/325, (Hn. 548‐9) M. Zevâid 4/295.
Bu hadîsten ve benzerlerinden yararlanan bazı İslâm bilginleri şu görüşü seslendiriyorlar:
“Erken boşalan ve bu sebeple eşine tatmin olacağı süreyi kazandıramayan kişinin boşalmayı geciktirecek tedâvi uygulaması Peygamberî sünnetin rûhuna uygun bir davranış olur.” Bak. Feyzül‐Kadir 1/325.