Gündem

CUMHURBAŞKANIMIZ DA ATATÜRK TAKİPÇİSİ İSE YANDIK Kİ YANDIK

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, X hesabından, “Milli ordu göz bebeğimizdir!” başlıklı bir yazı kaleme aldı.

Teğmenlere, “silahlı kuvvetlerden ayırma cezası” verilmesini değerlendiren Uçum, “Başkomutan Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin tüm mensupları hiç tartışmasız kurucu liderimiz Atatürk’ün takipçisidir. Bu konu tartışmaya açılamaz. Dolayısıyla somut konu asla Mustafa Kemal’in askeri olmakla ilgili değildir, tamamen disiplinsizliğe bağlı askeri disiplin hukukudur” dedi.

ATATÜRÇÜŞÜĞÜN FAYDALISI DA MI VAR?

Türkiye’de rakıların sahtesi olduğu gibi Atatürkçülüğün de sahtesi var.

Tamam da, rakının hakikisi de zararlı. Bunun gibi 2025 Türkiye’si penceresinden bakıldığında İslam ve demokrasi karşıtı olan Atatürkçülük de böyle yani zararlı. Açalım:

Hakikisi ve  sahtesi ile bütün Atatürkçüler yürürlükteki yasalara göre  bir iki gazeteci ile beş teğmenin takibata uğramaları ve ceza almalarını içlerine sindiremiyorlar. CHP muhalefeti de mangalda kül bırakmaksızın geleceğe ilişkin tehditler savuruyor.

Peki, 7 Mart 1925 ile 7 Mart 1927 arasında  muhalif görülen yürekli  217 vatan evladının  İstiklal Mahkemeleri  aracığı ile katledilmesini  biz nasıl sineye çekeceğiz. Kişisel haklar ve özgürlüklere sevdalı insanlar olarak dilimizi ve  kalemimizi olsun kullanmayacak mıyız?

Hemen duyar gibi oluyoruz; laiklik de laiklik.  Akıl ve bilim dışı olup deizm kaynaklı bir hurafe olduğu için demokrasi ve evrensel  hukuk ilkeleri arasında yer verildiği Anayasa’da bile tanımı yapılamamış laiklik daha ne zamana kadar istibdat kamçısı olarak kullanılacak?

MEHMET UÇUM’A DÖNERSEK

Başa dönelim Mehmet Uçum’a göre “Başkomutan Cumhurbaşkanı Erdoğan da … tartışmasız kurucu lider Atatürk’ün takipçisi’ imiş. Ne menem bir takipçiliktir bu, bilemeyiz, bilmek de istemeyiz. Ama haklar ve özgürlükler çizgisinde  İslam ve Türk dünyası öncülüğü ve önderliğine talip olması gereken Ülkemiz için faydalı bir takipçilik olamayacağı açıktır.

Dileriz Mehmet UÇUM’un sözleri,  benim onayımı almadan benim adıma konuşan ve laiklikten yana olduğumu söyleyen avukatımın sözleri gibidir.

Oda ne demek, derseniz. “Bir Kuşluk Vaktinde GÜZEL KUL OLMA MÜCADELEM” isimli hatıratımızdan nakledelim:

AVUKATIM LAİKLİKTEN YANA OLDUĞUMU SÖYLEDİ

İslâm’a Göre Cinsel Hayat isimli eserimizden ötürü İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılandığım davanın ilk duruşmasından önceki gece bir rüya gördüm:

-Dolmabahçe camiinde namaz kılıyordum. Birden arkamda atlı mücahitler belirdi ve tekbir sesleri ile atlarını denize sürdüler.

Rüyam maneviyatımı kuvvetlendirdi. Ne var ki evden çıkarken büyük kızım ve eşim moral olarak çökmüş gibiydiler. Çünkü rüyaları doğru çıkan kızım, üzüldüğü bir rüya görmüştü. Ama maneviyatımı kırmamak için bana anlatmadılar.

Duruşmaya çıktık. Şiir gibi cevaplar verdim.

Duruşmayı yöneten Deniz Hakim Albay beklediği cevapları alamadığı için olacak bana aniden laikliği kabul ediyor musun diye – haddini aşan-  bir soru sormaz mı?

Bir an tereddüt ettim ama çabuk toparlanarak “Ülkemizin içinde bulunduğu hukuk düzeninin bilincindeyim,“ cevabını verdim.

Ben cümlemi bitirir bitirmez, emekli askeri savcı olan avukatım devreye girerek “Müvekkilim ben laiklikten yanayım” demek istedi, demez mi? Hakim bana bakınca “söyledikleri gibidir” dedim.*

Duruşma sonrasında avukatıma sert çıkınca kendini şöylece savundu:

Size söylemedim, doğrusu ceza alabileceğiniz kanaatindeyim. Ama ben istediğimiz sonucu Temyiz’den alırım. Bunun için benim dava dosyasında dayanaklarımın olması gerek. Bunun için müdahale ettim.

Duruşmaya giderken bana anlatamadığı rüyasında, kızım benim sarhoşlar gibi yalpaladığımı görünce baba bu ne hal demiş, ben de kızım bana içki içirdiler, demişim. Kızımın rüyası böylece çıkmış oldu.

ÖZGÜR İRADEMLE TAVİZ VERMEDİM

Rabbime hamdederim. Özgür irademle inançlarımızdan, yaşam kurallarımızdan hiç taviz vermedim. Menfaat için ise taviz vermeye hiç mi hiç yaklaşmadım. Rabbim her şeyi ayrıntılarıyla bilir. Katında küçük düşenlerden kılmasın

*Sizin inançlarınız ve yaşam ilkeleriniz sizin olsun. Benim dinim bana yeter.” anlamındaki Kâfirûn sûresinin son ayetinden ilham alınarak ‘herkes istediği gibi inanabilir ve yaşayabilir’ mânasına gereğinde ‘ben laiklikten yanayım’ gibi sözler söylenebilirse de, zaruret olmaksızın ve değinilen şekilde yorumlamaksızın söylenecek bu ve benzeri sözler, ilmî kanaatimize göre modern elfaz-ı küfürden olur.”

Ne dersiniz Mehmet Uçum da benim avukatım gibi kendi mantığı ile Cumhurbaşkanımız adına konuşmuş olmasın.

ARD

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

 

Recent Posts

  • Genel

Oval Ofis’te kritik hesaplaşma: Trump ve Zelenski savaşın çıkış yolunu arıyor

Oval Ofis’te kritik hesaplaşma: Trump ve Zelenski hakkında son gelişmeler. Oval Ofis’te Trump ve Zelenski…

10 dakika ago
  • Dünya

İran: Umman’a Hürmüz’ün bir kısmının tamamen, diğerinin kısmen kontrolümüzde kalmasını önerdik

İran Umman Hürmüz kontrol hakkında son gelişmeler. İran, Umman’a Hürmüz Boğazı’nın bir kısmının tamamen, diğerinin…

15 dakika ago
  • Dünya

Belçikada ırkçı ve İslam karşıtı ifadeler kullanan kişiye müdahale eden esnaf uğradığı saldırı sonucu öldü

Belçikada ırkçı ve İslam karşıtı ifadeler kullanan kişiye müdahale eden esnaf hakkında son gelişmeler. Belçikada…

32 dakika ago
  • Genel

Sanal medya içerik üreticisi Fatma Soydaş, tutuklandı

Sanal medya içerik üreticisi Fatma Soydaş, tutuklandı. Detaylar haberimizde. CNN Türk'ten edindiğimiz bilgilere göre, tutuklama…

53 dakika ago
  • Dünya

İsviçrede birçok bölge için kırmızı seviye sıcaklık uyarısı verildi

İsviçrede birçok bölge için kırmızı seviye sıcaklık uyarısı verildi. Bu durum, ülke genelinde ciddi sağlık…

1 saat ago
  • Dünya

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeriada yeni bir kaçak yerleşim kurdu

Filistin topraklarını gasbeden İsrailliler, Batı Şeriada yeni bir kaçak yerleşim kurdu. Bu gelişme, bölgedeki gerginliği…

1 saat ago