
Kibir hastalığına yakalananlar kendilerini özel, üstün, seçilmiş ve ayrıcalıklı görürler. Diğer insanları da basit, küçük ve değersiz addederler. Ben ki… der ve kelama/zırvaya başlar… Ben olmasam, siz bir hiçsiniz, ben yaptım, ben ettim… Sen ne anlarsın, sen ne bilirsin… Ben bu makamdaysam, öyle buralara kolay gelinmez, çıkılmaz/çıkılmıyor… Burun kıvıran, omuzdan bakan, çaka satan… Senin neyin var ki, kaç paralık adamsın… Ne dersen de… İnsanı/insanlığı çürüten bir hastalıktır KİBİR…
Kimi parasıyla, kimi malıyla, kimi şöhretiyle, kimi makamıyla, kimi gücü ve kuvvetiyle mütekebbirleşir…
Mütekebbirleşmek, yani büyüklük taslamak, insanın elindeki gücü kalıcı zannedip asıl kaynağını unutmasıyla başlar. Yukarıda arzettiğimiz veçhiyle, kimini mal-mülk, kimini altındaki makam, kimini de arkasındaki güç vb. körleştirir. Oysa hepsi gelip geçicidir.
İnsanın dünyevi kazanımlarla nasıl körleşebileceğini ve kibir tuzağına düşebileceğini, elindeki geçici güçleri kalıcı zannedip kendisini başkalarından üstün görmeye meylettiğini hep birlikte zaman zaman müşahede etmekteyiz.
Kibir ölümcül bir virüstür, girdiği yeri bozar, çürütür, ilacı ise tevazudur… Kibirli kimse dünyada sıkıntılara, ahrette de azaba duçar olur. Yüce Allah: “Rahmân’ın has kulları onlardır ki, yeryüzünde tevazu ve vakar ile yürürler; kendini bilmez kimseler onlara laf attığında incitmeksizin “Selâmetle!” derler, geçerler” buyurmaktadır. [1]
Hadis-i Şerifte Sevgili Peygamberimiz (sav): “Kim Allah için huşûundan dolayı tevazu gösterirse, Allah onu kıyamet gününde yüceltir. Her kim de kibrinden dolayı böbürlenirse Allah da onu kıyamet gününde alçaltır.” buyurmaktadır. [2]
Kibir ve gurur kabalığın, hamlığın, yozluğun, kofluğun ve hayalperestliğin bir tezahürü; tevazu ise insan olmanın, olgunluğun, gerçekçiliğin alametidir. Bu sebeple Kur’ân-ı Kerim’de tevazu övülmüş; kibir yerilmiş/kınanmıştır. Hatta o kadar ki, şerrin sembolü olan iblisin/şeytanın sırf kibri sebebiyle Allah’ın rahmetinden kovulduğu, zelil ve hakir duruma düştüğü beyan buyurulmuştur.
Allah kibirden, kibirlilerden, mütekebbir olmaktan bizleri korusun. Şeytan ve nefis birlikteliğinde pekala yaptığımız salih bir ameli, güzel bir işi, içine “Ben”i, “Kibr”i sokarak, o güzel işimizi, amelimizi mahv edebilir; bu husus idarecilikten infaka, vaazu nasihatten Kuran okumaya, akademik titr’den/ünvandan kitap yazmaya, spordan kıyafete, maldan makama uzanıp gider. (Riza-i Bari için, samimi ve ihlaslı olanlar baş tacıdır).
Ey mütekebbirler! Nemrut, Karun, Haman, Firavun, Şeddat, Ebû Cehil ruhlu ve zihniyetliler! Kabristanlıklar vazgeçilmeyen muhteris ve mütekebbirlerle doludur… Ben değil, biz demeli, diyebilmeli…
Ne büyüksün Ya Rab ne büyük,
Büyüklük yanında çok küçük!
Muhtasar yazımızı ayet-i kerimeyle noktalayalım: “Küçümseyerek surat asıp insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü Allah hiçbir kibirleneni, övüneni sevmez” [3]
[1] Furkân, Ayet 63.
[2] İbn Hanbel, III, 76.
[3] Lokman, Ayet 18.
TÜRKİYE'DEN SAVUNMA SANAYİİNDE DEV ADIM: BÜTÇEDE REKOR ARTIŞ VE TEKNOLOJİK BAĞIMSIZLIK VURGUSU Türkiye, küresel güvenlik…
İBRAHİM KARAGÜL: BAE BU SEFER DE SUUDİ ARABİSTAN’I MI BÖLECEK? “Peki sonraki hedefi ne? Mısır…
ODATV’YE KARDEŞÇE SON CEVAP: “AD HOMİNEM” SIĞINAĞI, MARX’IN ÇIKMAZI VE FITRATIN ZAFERİ (VI) Odatv yazarı…
ÇİPRAS: GÖREVDE OLSAYDIM NETANYAHU HAKKINDAKİ YAKALAMA KARARINI UYGULARDIM Eski Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Uluslararası Ceza…
SON PİŞMANLIK: “AH! KEŞKE…” İnsan, düşünme, değerlendirme ve karar verme yetisine sahip bir varlıktır. Bu…
ÇOCUKLARIMIZA NAMAZ KILDIRABİLİYOR MUYUZ? İlk vahiy süreciyle beraber namazla emredilen Hz. Peygamber ve Müslümanlar, namazlarını…