islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,9478
EURO
55,9404
ALTIN
6.451,64
BIST
11.165,44
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağmurlu
18°C
İstanbul
18°C
Yağmurlu
Cuma Çok Bulutlu
15°C
Cumartesi Az Bulutlu
17°C
Pazar Hafif Yağmurlu
18°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
20°C

CUMHURİYET, İSLAM’IN ONAYLADIĞI BİR YAPIDIR AMA İÇİNİN İSLAM’LA DOLDURULMASI ŞARTIYLA

CUMHURİYET, İSLAM’IN ONAYLADIĞI BİR YAPIDIR AMA İÇİNİN İSLAM’LA DOLDURULMASI ŞARTIYLA

CUMHURİYET, İSLAM’IN ONAYLADIĞI BİR YAPIDIR AMA İÇİNİN İSLAM’LA DOLDURULMASI ŞARTIYLA

 – Cumhuriyet döneminde radikal devrimler yapıldı, kendilerine karşı İstiklal Savaşı verdiğimiz İngilizlerin, Fransızların, İtalyanların ve Anadolu’ya çıkarılan Yunanlıların hukukunu, yaşamını tercüme yoluyla ithal ettik.

 – Mağlup olmadığımız insanların kültürüne kendi inisiyatifimizle mahkûm olduk.

 – Cumhuriyet, İslami ruhun malıdır.

 – İstiklal Savaşı, İslam ruhuyla kazanıldı. İstiklal Savaşı’nda bir tane laik adam yoktur.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar
  1. ALİ SEYYAR dedi ki:

    Ali Rıza Demircan Hocamızın vurguladığı ölçüler; hayatın, ekonominin ve ahlâkın merkezine ilâhî iradeyi koyan saf İslâmî bir perspektifi temsil eder. Bu tespitler, yakın tarihimizin en acı ve en radikal hakikatine parmak basmaktadır: Askerî alanda kazandığımız zaferin, maalesef kültürel ve hukukî alanda Batı’ya karşı bir teslimiyete dönüşmesi.Meseleyi bugünün somut siyasî ve idarî gerçeğiyle, yani Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu felsefesiyle birlikte ele aldığımızda derin bir metodolojik ve siyasî çelişkiyle yüzleşiriz. Bu çelişkiyi ve içinde bulunduğumuz durumu şu noktalarla özetleyebiliriz:
    • Milli Mücadelenin Gerçek Ruh İthali ve Çelişkisi: İstiklal Savaşı; masalarda ya da seküler salonlarda değil, camilerden yükselen tekbirlerle, “Kuva-yi Milliye” ruhuyla, ezanla ve İslâm’ın mazlum coğrafyayı ayağa kaldıran o muazzam direniş bilinciyle kazanıldı. Savaş meydanında hezimete uğrattığımız Batı’nın hukukunu, kılık kıyafetini ve hayat tarzını daha sonra “çağdaşlık” adına kopyalayıp yapıştırmak, tarihî ve millî hafızamıza vurulmuş en büyük darbedir.
    • Cumhuriyet’in Özü ile Bugünkü Tatbiki Arasındaki Açı Farkı: Cumhuriyet kelimesi özü itibarıyla halkın kendi iradesine dayanması, istişare ve adalet temelli bir idare demektir; bu yönüyle İslâm’ın şûra ruhuna yabancı değildir. Lakin 1923 sonrasında bu kavram, Batı’nın jakoben ve tepeden inmeci seküler modelleriyle doldurulduğu için, kendi medeniyet köklerinden koparılan halk ile devlet arasında derin bir yabancılaşma duvarı örmüştür.
    • İçinin İslâm’la Doldurulması Zarureti: Gerçek bir Cumhuriyet ve bağımsızlık, sömürgecilerin yasalarını tercüme ederek “medeniyet” aramakla değil; bu toprağın inancıyla, tarihiyle ve öz değerleriyle barışık, âdil ve yerli bir idarî mekanizmayı yeniden inşa etmekle mümkündür.
    • Netice: İslâm’ın öngördüğü değerler ile mevcut rejimin seküler/kemalist yapısı arasındaki bu yapısal gerilim, dindar kitlelerin sürekli bir “kimlik sıkışması” yaşamasına sebep olmaktadır. Gerçek bir adalet ve ahlâk nizamı, sistemin içindeki bu tezatlar çözülmeden ve toplum kendi öz iradesiyle ilâhî ölçülere dayanan o kuşatıcı adalet çatkısını kurmadan sadece bir vaat olarak kalmaya mahkûmdur.