Deist ve Ateist Olanlar, Hiristiyan ve Yahudiler İyi Olsalar ve İyilik Yapsalar da mı Cennete Giremeyecekler?

Sosyal medyada bir videoya rastladım. Doğru düşünen, doğru inanan ama doğruları yanlış söyleyen bir hoca konuşuyor:

“Din, inançtan ibaret değil, davranıştan ibarettir. Doğruluk ve dürüstlük, İslâm’ın ve imanın esaslarından önce gelir. Doğruluk ve dürüstlüğü kim gösterirse o makbul insandır; o insan ister Müslüman olsun, ister ateist olsun, ister deist olsun, ister Hıristiyan olsun, ister Yahudi olsun fark etmez.”

Bu sözler, söyleyenin maksadı ne olursa olsun doğru söylenmiş sözler değildir. Bu sözler sadece sahibinin yanlış anlaşılmasına sebep olmaz; aynı zamanda bunları dinleyenlerin de sapmasına, Allah korusun İslamiyet’ten ve imandan ayrılmalarına sebep olur. Bunlar, İslam’ın beş, imanın altı esasını lüzumsuz görürler, helak olur, cehennemi boylarlar. Kaş yaparken göz çıkarılır, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olunur. Söz otoritelerinden birinin bir sözünü hatırladım. Der ki: “Çok iyiler var ki, iyilik yapayım zannıyla kötülük yaparlar.”

Doğru olmanız yetmez. Doğruları doğru konuşmanız ve doğru yazmanız gerek. Benim bu yazımın hem o konuşmacıya ve hem de onu dinleyenlere ve şu anda bu yazıyı okuyan kardeşlerimize bir rahmet ve saadet vesilesi olmasını Rabb-i Rahimden niyaz ediyorum.

Şimdi gelelim videodan duyduklarımın analizine:

Adama derler:

-Yahu arkadaş! Eğer insanlardan, önce İslamiyet ve iman değil de güzel hal ve dürüst davranış istenseydi, o zaman İslamiyet’e, Kur’an’a ve Hz. Peygambere ihtiyaç kalır mıydı? Allah kitap ve peygamber göndermemiş olsaydı neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış, neyin güzel, neyin çirkin olduğunu kim, nasıl bilecek ve tesbit edecekti? Kur’an gelmeseydi, Hz. Muhammed (sav) yaşama biçimiyle Kur’an’ın uygulamalarını göstermemiş olsaydı insanlar güzel halin ve dürüst davranışın ne olduğunu nasıl ve kimden öğrenecekti? Birlik ve intizam nasıl sağlanırdı?

Neden Allah, “Allah katında din, sadece İslam’dır”[1][1] dedi.

Neden Allah “Bugün sizin dininizi kemale erdirdim, size gerekli olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam’ı seçtim”[2][2] buyurdu? Neden Allah: “Kim İslam’dan başka bir din ararsa bu ondan asla kabul edilmeyecektir. Ve böyle bir insan ahirette zarara-ziyana uğramışlardan olacaktır.”[3][3] Buyurdu.

Neden Allah: “Asra yemin ediyorum ki bütün insanlık zarardadır. Zararda olmayanlar iman edip salih amel işleyenler (yani Allah’ın farzlarına uyup yasaklarından uzak duranlar, dünyaya yönelik işlerini sağlam yapanlar), hakkı ve sabrı tavsiye edenlerdir.”[4][4] Ayetinde başa imanı koydu, sonra da salih ameli söyledi? Bu da gösteriyor ki temelde iman olmazsa arkasından salih amel gelmez. Hakiki imanı olmayanın ihlaslı ameli, samimi ibadeti ve güzel davranışı olmaz. 

Neden Allah, “Allah’a ve Rasulüne itaat edin.”[5][5] Buyurdu.

Neden Allah, “Kim Peygambere itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur.”[6][6] dedi.

Neden Hz. Muhammed (sav): “(Benim getirdiklerime) iman etmedikçe cennete giremezsiniz.”[7][7] dedi.

Neden Peygamberimiz: Kendisine inanmayan ve uymayanların cennete giremeyeceğine dikkat çekti.[8][8]

Neden Allah:

وَمَنْ اَحْسَنُ قَوْلاً مِمَّنْ دَعَٓا اِلَى اللّٰهِ وَعَمِلَ صَالِحاً وَقَالَ اِنَّن۪ي مِنَ الْمُسْلِم۪ينَ 

“Allah’a, (Allah’ın birliğine ve Ona ibadete) çağırandan, dine ve dünyaya yönelik düzgün ve hayırlı iş yapandan ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır?”[9][9] buyurdu.

Eğer iman ve İslamiyet gerekli olmasaydı, dürüstlük ve iyi olmak yeterli olsaydı Allah, ayetin sonuna “ben Müslümanlardanım” kaydını koymazdı. Allah’a davet edenin ve salih ameller işleyenin Allah katında makbul olabilmesi için Müslüman olması ve “ben Müslümanlardanım” demesi kendisinden istenmiştir.

Peygamberimiz, elindeki Kur’an’la ve İslamiyet’le insanları Allah’a davet etti, yaşama biçimiyle İslamiyet’i göstererek salih amellerin ne olduğunu gösterdi. Çünkü İslamiyet, saadetin fihristesi, salih amellerin hazinesi, iyi kanunlar ve kuralların kaynağıdır. İslamiyet, doğruluğun, dürüstlüğün, adaletin, güzel ahlakın, insan haklarının, eskimez yasaların kemali ve zirvesidir. İslamiyet en büyük insanlıktır. İslamiyet’siz insan kâmil insan olamaz. İslamiyet’siz insan cenneti bulamaz. Çünkü İslamiyet cennetin sahibinin rızası ve talebidir. İslamiyet’in güzelliği, kusursuzluğu onu gönderenin güzelliğinden ve kusursuzluğundandır.

Bunları duyan bazıları şöyle diyebilirler:

-Öyleyse neden Müslümanlarda bu kemal, bu olgunluk, bu güzellik görünmüyor? Biz de deriz:

-Müslümanlarda kemalin, olgunluğun, güzelliğin, çalışkanlığın, temizliğin, adaletin olmaması İslam’ın suçu değil, İslamiyet’i yaşamayan ve uygulamayan Müslümanların suçudur. Bazı Müslümanların yamukluğundan dolayı lütfen kimse İslamiyet’e küsmesin. Suç onun değil, onu din edinmiş görünen yamuklarındır.

Bir insan Allah’a çağıran ve salih amel yapan biri olsa, ama Müslüman olmasa ve “ben Müslümanlardanım” demese, bu amelleri onu ahirette cehennemden kurtarmaz. Bir deist Allah’a çağırsa ama İslamiyet’i kabul etmese veya Edison elektriği bulmak gibi güzel bir iş yapsa, ama İslamiyet’e inanmasa bunlar da, ahirette cehennemden kurtulamazlar. Ama bu güzel işlerinin yanına bir de Müslüman olmayı ekleseler, elektriği bulma gibi hizmetlerine ve salih amellerine karşılık Allah katında herkesten daha çok mükâfata nail olurlar. Çünkü hem Hakk’a ve hem de halka yarar iş yapmışlardır. Çünkü Allah’ın rızasına uygun davranmışlardır.

Bir de bunun tersi var: Bir insan “ben Müslümanlardanım” der de, Müslüman olmanın gereği olarak salih amel işlemez, düzgün ve sağlam iş yapmaz, namazını kılmaz, fukaranın ve işçisinin hakkını vermez, haram yemekten, haram içmekten, günahları işlemekten, iftira atmaktan, yalan söylemekten, gıybet etmekten, ara bozmaktan, zulüm yapmaktan, zina etmekten, israftan, ştafattan utanmaz ve uzak durmazsa, kullara haklarını ödemez, üstelik özür dilemez ve helallik almazsa bu insan da işlediği suçlarının cezasına çarpılmaktan ve günahlarının miktarınca cehennemle cezalandırılmaktan kurtulamaz. Çünkü Allah böyle bir Müslüman tipi istemiyor. İnandığının gereğini yapan, imanıyla birlikte salih amel işleyen, dosdoğru olan, dürüst çalışan, hırsızlığa, yolsuzluğa tenezzül etmeyen bir Müslüman tipi istiyor. Allah, “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol”[10][10] diyor, Müslüman’dan doğruluk, dürüstlük istiyor.

Sözün özü: Allah, ne İslamiyet’in kurallarını çiğneyen Müslümandan razı olur, ne de İslamiyet’i inkâr eden ateist ve deistlerden, Hıristiyan ve Yahudiden. İslamiyet ne imandır sadece, ne de amel. İslamiyet hem imandır, hem de amel.

Dr. Vehbi KARAKAŞ


[11][1] Al-i İmran, 3/19

[12][2] Maide, 5/3

[13][3] Al-i İmran, 3/85

[14][4] Asr suresi, 103/1-5

[15][5] Nisa, 4/59

[16][6] Nisa, 4/80

[17][7] Bkz.Müslim, İman, 1

[18][8] Buhârî, İ’tisâm, 2

[19][9] Fussılet, 41/33

[20][10] Hud, 11/112


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir