Makale

DİNDE AŞIRI GİDENLER HELAK OLURLAR!

DİNDE AŞIRI GİDENLER HELAK OLURLAR!

Yaşadığımız toplum içinde, fıkıh yapmak suretiyle, dinde aşırı gitmenin temel iki versiyonundan bahsedebiliriz. Bunlardan birisi; Yahudi ve Hıristiyanların ortak temayülüdür. Kendilerini seçilmiş insanlar, “Allah’ın ahbapları” olarak görmek suretiyle dinin emirlerine kayıtsız kalan bir anlayıştır.[1] Böyle bir anlayışta kişiler kendilerini mutlak kutsala nispet ederek âdeta üzerlerinden dinî sorumlulukların kalktığına inanmaktadırlar. Onlar kendilerini seçilmiş dinin, seçilmiş milletin çok seçkin üyeleri olarak görmektedirler. Bu durumda olmayan insanlar için, özgür iradelerin hayırla bağlantılı girişimlerinin hiçbir değeri yoktur. Dünyevi ve uhrevi kurtuluşun yolu iman ve salih amelden değil de bu iki ekolden olmaktan geçer (!). Kur’an bunların bu yanlış anlayışlarını Bakara Suresinde haber vermiştir. Sahte bir aidiyet avuntusuyla iman ve ameli dışta tutan bu anlayış dini de geçersiz kılar. Allah’a iftira eden, çocuk isnadında bulunan, kitaplarını parçalayan, vahyi muharref hâle getiren bu sapkın güruhun “kurtuluş” temennisi tam bir kuruntudur.

Dinde aşırılığın bir diğer temayülü de dinin özüne eklemelerde bulunmak suretiyle yapılanıdır. Kur’an bizlere bu konuda Hıristiyanları örnek olarak verir. Ortaya attıkları “teslis” inancı ve icat ettikleri kurumlar, Kur’an’da sık sık vurgulanır ki mü’minler de aynı hatalara düşmesinler. Birçok ayet içinden şu ayeti incelersek, onların bu eklemeci zihniyetlerini daha iyi tanımış oluruz: “Sonra onların izleri üzerinde peygamberlerimizi birbiri ardınca gönderdik. Meryem oğlu İsa’yı da arkalarından gönderdik, ona İncil’i verdik ve onu izleyenlerin kalplerinde bir şefkat ve merhamet kıldık. (Bir bidat olarak) türettikleri ruhbanlığı ise, biz onlara (uyulması gerekli bir yaşama biçimi) yazmadık. Ancak Allah’ın rızasını aramak için (ruhbanlık diye bir hayat tarzı türettiler) ama buna da gerektiği gibi uymadılar. Onlardan gerçek anlamda iman edenlerin mükafatlarını zaten verdik. Fakat onların çoğu hak yoldan çıkmış sapkınlardır.”[2] Ayetten anlaşılan; Allah (cc), onlara ruhbanlığı farz kılmadığı hâlde onların böyle bir kurumu icat etmeleridir.[3] Daha doğrusu din adına uydurmuşlardır.

Dinde aşırılık olan ruhbanlık; korku dolayısıyla dünyaya sırt çevirmek ve nefsin zaaflarından dolayı dağlara, mağaralara ve kuytu mekânlara çekilmek ameliyesidir. Nitekim Resulullah (sav), “İslâm’da ruhbanlık yoktur.”[4] Buyurmak suretiyle, bu ümmetin ruhani gelişiminin dünyayı terk etmekle olmayacağını, bilakis; Allah (cc) yolunda cihatla olacağını söylemiştir. Dolayısıyla, İslâm ümmetinin fertleri, fitnelerden korkarak ormanlara ve dağlara çekilmek yerine, fitne ve fesadı ortadan kaldırmak durumundadır.[5] Müslüman, hayatın içinde durarak kötülükleri engeller ve iyilikleri teşvik eder. Zira insan hayatın öznesidir; halife varlık olmak budur. İnsan, hayattan kaçar veya varlığını hissettirmeyecek olursa yaratılış gayesine uygun hareket etmemiş olur. Kötülükler hayata hâkim olur ki bunun sorumluluğu görevini hakkıyla yapmayan insanlara aittir.

Peygamber Efendimiz (sav) de Allah Teâlâ’nın yolundan saparak aşırılığa düşmeyelim diye müstakim çizginin; hayatı hurafesiz olarak anlamlandırmanın adresi olarak bizlere Kur’an ve Sünnet yolunu şu hadislerinde haber vermiştir: “Sizlere, kendilerine sarıldığınızda kesinlikle sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Onlar; Allah’ın Kitabı ve Resulü’nün sünnetidir.”[6] Allah’ın dininde, belki de iyi niyetle bazı eklemelerde bulunarak ve hayattan koparak bir tür ruhbanlık icat etmek isteyenlere Peygamber’imiz (sav); Ben sizin aranızda Allah’tan en çok huşu duyanınız ve en takvalınızım. Oruç da tutar iftar da ederim. (Geceleri) namaz da kılarım, uyurum da. Hanımlarla da Allah’ın emri üzerine evlenirim. Kim, benim sünnetimden / hayat tarzımdan yüz çevirirse o, benden değildir.”[7] Hayatın her alanında olduğu gibi ibadetler ve ahlak konusunda da tek temsil yetkisi Peygamber Efendimize aittir. O’na tabi olan korunur ve orta yolu; hidayeti bulur. Allah Resulü’nün hedefi, ilahi iradeye uygun olarak; her türlü aşırılıktan arınmış olan “vasat ümmeti” yeryüzünde oluşturmaktır.

Cenabı Allah bizlerin “vasat ümmet” olmasını şu ayette istemiştir: “Böylece biz sizi, insanlara şahit (ve örnek) olmanız için vasat bir ümmet kıldık; Peygamber de üzerinizde bir şahit olsun...”[8] İfrattan ve tefritten, yani her türlü aşırılıktan korunmuş bir ümmet olmak ideal olandır.[9] Vasat ümmet; Maddi olanı öne çıkarıp ruhunu öldürmeyen; ruhaniyeti öne çıkarıp maddi olana eziyet etmeyendir. Devamlı Rabbi ile irtibat hâlinde olup kendini boşluğa bırakmayandır. İlahi olana teslim olup beşerî olanları ilahi yerine koymayandır. Dünyanın da ahiretin de hakkını ilahi kurallar çerçevesinde verendir. Ayetteki “vasat ümmet” hiçbir dilde hiçbir kelimenin tam karşılığını veremeyeceği kadar zengin anlamlar içerir. O, belirli sınırları aşmayan ve orta yolu izleyen ümmet demektir.[10] Vasat ümmetin en büyük özelliği adaletli olmaktır.[11] Adalet olmadı mı, ümmet vasat olma vasfını kaybeder.

Dindeki aşırılıktan korunmak için “vasat ümmet” olabilmenin şuuruna ermek gerekir. Bu şuura erilmediği için Müslüman toplumlardaki insanlara baktığımızda da görürüz ki yukarıda anlatıldığı gibi, iki tür aşırılık da devam etmektedir. Birçok kişi daha takva (!) bir hayat yaşamak için dinin içerisinde onda olmayan anlayış ve ritüelleri sokmaya çalışmaktadır. Özellikle ibadetlerin tüm evsafını Allah Teâlâ belirlemiş, Peygamberine de beyan ve ameli halde gösterme (temsil) görevini vermiştir. Zaten ibadetlerin kabul şartlarından birisi de yapılan her türlü davranışta Hz. Peygamber’in örnek alınmasıdır. Dolayısıyla kimsenin yeniden ibadet koyma hakkı yoktur. Bazı çevrelerde Müslüman olduğunu söyleyen birçok kişi antisosyal bir hayat yaşayarak, duvarları başkalarına kapalı; toplumda kopuk gettolar oluşturmaktadırlar. Bir tür ruhbanlık hayatı sürerek ibadetler ihdas etmektedirler. Yaşadığımız dünyanın sosyal, iktisadi ve siyasi dengesizlikleri, katliamlar, sömürülen Müslümanlar, kaynaklarının talan edilmesi, günde yüz binlerce evladımızın mürtet yapılması, ahlaki savrulmalar, Siyonizm’in sinsi plânları, resmî ideolojilerin din diye dayatılması, faiz başta tüm haram kazanç yollarının toplumu sarmalına alması, enflasyona bağlı kamusal hırsızlıklar, yoksulluk sorununu çözemeyen iktisadi şirk, fuhşun suç olmaktan çıkarılması, uyuşturucu kullanımının ilkokul seviyesine inmesi, faili meçhul cinayetler, din adına hurafelerin üretilmesi, Kur’an’ın mahcur edilip sünnete hayatta hiç yer verilmemesi vahyin hukukun referansı olmaktan çıkarılması, açlıktan ölen çocukların çığlıkları, namusu kirletilen annelerin feryatları onların umurlarında bile değil. Diğer kesim ise; Müslüman olduklarını söylemelerine rağmen, İslâm’ın özgünlüğünden tamamen kopuk bir söylem ve eylemin sahibidirler. İslâm’ı ideolojik bakış açılarıyla sentez etmekteler ve Kitap’ı parçalayarak çıkardıkları boşluklara, üretilen türedi dinleri / dünya görüşlerini monte etmekten hiç de sıkıntı duymamaktadırlar. Bunların hepsi aşırılıktır. Bize düşen ise sadece ilahi emirleri tekrar duyurmaktır. Kur’an ve sünnetin rehberliğini hatırlatmaktır. Kur’an ve sünnetin dışında bir yol aramanın sapıklık olduğunu vurgulamaktır. Dininizde aşırı gitmeyin, gitmeyelim. Çünkü aşırı gidenler bir şekilde helak olurlar.

Dipnotlar

[1] Bak: Maide 5 / 18.
[2] Hadid 57 / 27.
[3] Zemahşerî, Keşşaf, IV / 268.
[4] İbni Hanbel, Müsned, VI / 226.
[5] Mevdûdî, Tefhimu’l Kur’an, VI / 130.
[6] Nâsıf, Ali, et-Tac, I / 47.
[7] Age., 5, 48.
[8] Bakara 2 / 143.
[9] İsfehanî, Müfredat, s. 869; Bilmen, Kur’an-ı Kerim’in Meâl-i Âlîsi ve Tefsiri, I / 137.
[10] Mevdûdî, Tefhimu’l Kur’an, I / 107.
[11] Maturidî, Te’vilat, I / 584.

Mehmet Sürmeli

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Euzü billahi mineşşeytanirracim Bismillahirrahmanirrahim. Allah'ım yardımını niyaz ederim. Vaka şu; hayat yarışı, devlet olmazsa karga peydah olur, yahudiler gibi ribalanıyor. Böyle bir vaka var. erdoğan idareci elinin aktında ki tüm yetkileri kullanıyor. riba haram. bu hususa benim gücüm şu anda bugz ederek geciyor. idareciye ulaşamıyorsun bile. bantan biri şeytan vesvesi gibi yapıştırıyor kemalistlerden koruyor, yada nato olmaz ama diye bilinçli şeytanlık gibi... vaka riba var. kimi zaman ekmek davası, kimi zaman çocuk kaygısı şeklinde yanıtlarla geçiyor... Allah'tan korkun. hesabı ayrı ayrı siz vereceksiniz.

Recent Posts

  • Genel

Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi

Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi hakkında son gelişmeler. Dışişleri…

33 dakika ago
  • Genel

Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi

Dışişleri Bakanı Fidan, Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy ile bir araya geldi hakkında son gelişmeler. Dışişleri…

35 dakika ago
  • Genel

Christopher Nolan’ın Odyssey Filmi Yarın Vizyona Girecek

Christopher Nolan'ın Odyssey filmi yarın vizyona girecek hakkında son gelişmeler. Christopher Nolan'ın merakla beklenen Odyssey…

36 dakika ago
  • Genel

Japonya Savunma Bakanı Koizumiden İstanbulda Uskumru Sandviç Paylaşımı

Japonya Savunma Bakanı Koizumiden İstanbulda uskumru sandviç paylaşımı hakkında son gelişmeler. Japonya Savunma Bakanı Koizumi,…

36 dakika ago
  • Genel

Elazığda 4 Büyüklüğünde Deprem

Elazığda 4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin yerel etkileri ve güvenlik önlemleri hakkında bilgilere buradan…

36 dakika ago
  • Genel

Trump’ın altyapıya saldırı tehdidinin ardından ABD ordusu İranda 2 köprüyü vurdu

Trump'ın altyapıya saldırı tehdidinin ardından ABD ordusu İranda 2 köprüyü vurdu. Bu gelişme, bölgedeki gerilimi…

37 dakika ago