
DUANIN GÜCÜ VAR MIDIR?
İlk insandan günümüze kadar bütün insanların hayatında ibadet ve dua olayı gündemdedir. İnsan hak veya bâtıl mutlaka bir dine inanır. Zira insanın fıtratı böyle yaratılmıştır.
Mü’minler Allah’a, inkârcılar ve müşrikler ise ilâh (tanrı) diye inandığı bir şeylere ibadet eder, onlara sığınır, onlardan yardım ister, ya da onlardan korkarlar.
İslâmda duanın ibadet olarak önemli bir yeri vardır. Ama o bazılarının zannettiği gibi işleri görünmeyen bir ilâh’a havâle etmek, Allah’a emir vermek değildir:
“Çalış! dedikçe şeriat, çalışmadın, durdun
Onun hesabına birçok hurâfe uydurdun.
Sonunda bir de ‘tevekkül’ sokuşturup araya
Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya!
Bırak çalışmayı emret oturduğun yerden,
Çalışma, öyle ya Mevlâ ecir-i hâsın iken
Bütün o işleri Rabbin görür, vazifesidir… (M. Akif Ersoy)
Dua, kimi dinlerde olduğu gibi kızgınlığından (gazabından) ve kötülüğünden kurtulmak üzere ilâhlara el açmak da değildir.
Dua hakkında şunlar söylenebilir:
1-Dua, Allah’ın makamından sürekli bir istemedir. Bu isteme mü’min için bir itikat, bir şiar (müslüman olmanın işareti), bir ulvi hedeftir.
Mü’min özlediği İslâmî hayata dua ederek kapı açmaya çalışır. O, Allah’ın bitmez- tükenmez hazinelerini, iyi bir mü’min olma uğruna ister, onların yeryüzüne inmesini niyaz eder.
2-Dua mü’min için, yüce idealleri, dünya ve içindekilerden daha değerli şeyleri bulabilmenin, onlara ulaşmak için çaba göstermenin aracıdır. Dua sekülerleşmeye ve dünyevileşmeye karşı ilaçtır, tedbirdir.
3-Dua, mü’mini ayrılığın yalnızlığından kurtarır.
4.Dua, mü’minin, aşkının, muhabbetinin ve saygısının eyleme dönüşmüş şeklidir.
5-Dua zırhtır. Sorunlarımızın yüreğimiz kuşatmasından, şeytani tuzaklardan, nefsin hevasına kapılmaktan korur.
6-Allah (cc) ve Rasûlü nasıl dua etmemizi öğrettiler. Me’sur dualar elbette önemli. Üstelik Allah’ın Rasulü hangi pozisyanda, hangi ihtiyaç için, hangi musibet için, amellerin kabulleri için, hangi günah affı için, kimden/neden nasıl sığınacağımızı öğretti.
7-Duanın sözleri önemli birlikte hangisi olursa olsun dua’nın ta’zim, ihlas, samimiyet, alçak gönüllü ve boynu bükük bir hâlde olmalıdır.
“Rabbinize alçak gönüllüce ve için için dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez.” (A’râf 7/55)
“Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah-akşam zikret ve gafillerden olma.” (A’râf 7/205)
Bu da dua sözlerini sözlerini nasıl ve hangi durumda terennmüm etmemize bağlıdır. (Birinden kaba bir şekilde “şunu ver, versene” demekle “verir misin, lutfeder misin” demek arasında çok fark vardır.
8-İhlasla yapılan bütün dualar kabul edilebilir. Ancak kimsenin bir garantisi yoktur. Hiç kimse duasının nasıl kabul edildiğini, nasıl karşılık verildiğini bilemez, belki tahmin edebilir.
Kur’an dua edenlere Allah’ın karşılık vereceğini müjdeliyor.
“Kullarım, beni senden sorarlarsa, (bilsinler ki), gerçekten ben (onlara çok) yakınım. Bana dua edince, dua edenin duasına cevap veririm. O hâlde, doğru yolu bulmaları için benim davetime uysunlar, bana iman etsinler.” (Bekara 2/186)
9-Mü’min ihlasla yaptığı duaların kabul edileceğini ümit edebilir. Ama nasıl kabul edildiği kimse bilemez. Unutmamak gerekir ki duanın matematiksel veya fiziki bir sonucu, belgesi olmaz.
Allah (cc) kulunun ya duada istediğini verir, ya başka bir şey verir, zira belki o daha hayırlıdır, ya günahlarına keffâret sayar, ya da ecir verir, sevabını artırır.
Dolaysıyla dua ettim, ediyorum ama kabul edilmedi, edilmiyor iddiaları yanlıştır. Duasının kabul edilmediğini sanan duasını, dua ederken durumunu gözden geçirmeli…
10-Fâtiha Sûresinde;
“Sadece sana ibadet eder ve yalnızca senden yardım dileriz” (Fâtiha 1/5) deriz ve böyle iman ederiz.
Demek ki Allah’tan istenebilecek şeyler O’nun dışında ölü veya diriden, eşyadan veya hayâli güçlerden, güçlü zannedilen yapılardan istenmez.
Allah’ın dışındaki şeylerden ilâhi yardım isteme putperestlerin inancıdır… Allah’tan başkasından, hareketsiz nesnelerden, varlıklardan veya topraktaki kemiklerden, O’ndan istenebilecek şeyleri istemek sapıklıktır (dalâlettir).
“Allah’ı bırakıp da, kıyâmet gününe kadar cevap veremeyecek şeylere yalvarandan daha sapık kimdir? Çünkü, yalvardıkları şeyler yalvarışlarından habersizdirler.” (Ahkaf 46/5)
11-Namaz ve sabırla birlikte duanın (yardım istemenin) olması Rabbimizin emridir.
“Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir.” (Bekara 2/153. Bir benzeri: A’râf 7/128)
-Duada aracı olur mu?
Duada Allah ile kul arasında –ibadette olduğu gibi- hiç bir aracı, vesile yoktur. Falancanın vesilesiyle, onun tavassutuyla Allah’a yakın olma iddiaları temelsizdir.
-Hâşâ- Allah dünyadaki herhangi bir makamın kibirli sahibi insan gibi değil ki, O’na ulaşmak için bir aracıya ihtiyaç olsun…
Tevhide uymayan hiç bir dua makbul ve meşru’ değildir.
Dua da üç şeyi vesile kılmak ise caizdir.
Birincisi; Allah’ın yüce isimleriyle veya O’na ait sıfatlarla vesile aramak…
Allah’ın güzel isimleriyle (esmau’l-hüsnâ) ile dua etmek Kur’an’ın emridir ve duayı güçlü kılar.
“En güzel isimler Allah’ındır. O’na o güzel isimleriyle dua edin ve O’nun isimleri hakkında gerçeği çarpıtanları bırakın. Onlar yaptıklarının cezasına çarptırılacaklardır.” (A’raf 7/180)
“Allah’ım, senin rahmetinle, lütfunla, ilminle, v.b. Muhammed’e olan sevginle, bağışlanma istiyorum” gibi dualar meşrudur.
Kulun haceti ne ise onunla ilgili Allah’ın ismiyle dua edebilir.
İkincisi; dua edenin işlediği sâlih bir amelle tevessülde bulunması…
Bu da Kur’an’da mü’minlerin dualarından örnekler verilerek teşvik edildiği için meşru sayılmıştır.
“Rabbimiz! Biz, ‘Rabbinize iman edin’ diye imana çağıran bir davetçi işittik, hemen iman ettik. Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört. Canımızı iyilerle beraber al.” (Âli İmran 3/193. Ayrıca bkz: Âli İmran 3/16, 53, 191)
Bir hadiste geçtiği gibi bir mağarada, mağaranın ağzını kapatan bir kaya sebebiyle mahsur kalan üç kişi işledikleri sâlih amelleri anlatarak Allah’tan yardım istediler ve mağaradan kurtuldular. (Müslim, Zikir ve Dua/27(100-2743) no: 6949. Buhârî, Büyû’/98 no: 2215, İcâre/12 no: 2272, Hars/13 no: 2333, Enbiyâ’/53 no: 3465, Edeb/5 n: 5974)
Üçüncüsü; sâlih insanların duasıyla tevessülde bulunmak…
Peygamberin ümmetine, ümmetin de birbirlerine dua etmelerini tavsiye eden âyetler dikkate alınarak bunun meşru olduğu kabul edilmiştir.
“Bil ki Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile… (Muhammed 17/19)
“Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izni ile itaat edilmek üzere gönderdik.
Eğer onlar kendilerine zulmettikleri zaman sana gelseler de Allah’tan günahlarının bağışlamasını dileseler ve Peygamber de onlara bağışlama dileseydi, elbette Allah’ı tövbeleri çok kabul edici ve çok merhametli bulacaklardı.” (Nisâ 4/64. Ayrıca bkz: Yûsuf 12/97-98)
“Onlardan bir kısmı da: “Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, âhirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru” derler.” (Bekara 2/201)
Rasûlüllah’ın duasıyla ‘tevessül’de bulunmak, yani onun dualarıyla dua etmek elbette caizdir, hatta en güzel dualar Kur’an dualarından sonra onun dualarıdır.
Hüseyin K. Ece
YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”