
EFSANELERİN ÖTESİNDE BİR CUMHURİYET ŞANTİYESİ: YALOVA ATATÜRK KÖŞKÜ’NÜN GERÇEK İNŞA ÖYKÜSÜ
Cumhuriyet tarihinin simge mekânlarından biri olan Yalova Termal Atatürk Köşkü, yıllardır popüler tarih anlatılarında ve kulaktan kulağa aktarılan söylemlerde tek bir efsaneyle anılır: “Atatürk’ün talimatıyla 1929 yılında 38 günde tamamlanan mucizevi yapı…” Peki, arşiv belgeleri ve dönemin resmî yazışmaları bu iddia hakkında ne söylüyor?

Mirat-haber yazarı ve sosyal siyaset tarihçisi Prof. Dr. Ali Seyyar, titiz bir arşiv taramasına dayanan İslâmbol Yayınlarından çıkan yeni eseri “YALOVA ATATÜRK KÖŞKÜ’NÜN GERÇEK İNŞA ÖYKÜSÜ: Arşiv Belgeleri Işığında ‘38 Gün’ Efsanesi“ ile tarihe geçmiş bu yerleşik miti kökünden sarsıyor. Kitap, Yalova Termal’in harabe halindeki bir Osmanlı mirasından modern bir “şifa ve devlet laboratuvarına” dönüşme sürecini adım adım, belgelerin diliyle ortaya koyuyor.
“38 Gün” Efsanesi Neden ve Nasıl Çöküyor?
Prof. Dr. Ali Seyyar’ın Osmanlıca ve Türkçe belgeler, harita planları, yazışmalar ve faturalar üzerinde yürüttüğü derinlemesine analizler, “38 günde yapıldı” iddiasının hem takvim yılı hem de gün sayısı olarak tamamen bir şehir efsanesinden ibaret olduğunu kanıtlıyor.
Kitapta detaylandırıldığı üzere:

Resim: Bugünkü Hâliyle Yalova Atatürk Köşkü, 1930 yılında Gazi’nin İsteğiyle Yalova’nın 12 Kilometre Güneyindeki Termal İlçesinde Yapılan İki Katlı Köşk.
Harabe Diyarından Modernite Laboratuvarına
Eser, yalnızca mimarî bir inşaatı değil, aynı zamanda Atatürk’ün Yalova’yı “yazlık cumhurbaşkanlığı karargâhı” olarak seçmesinin arkasındaki stratejik aklı da inceliyor. Yunan işgalinin bıraktığı ağır yıkım, bölgeyi kasıp kavuran sıtma krizi ve Osmanlı’dan kalan Yaveran Köşkü’nün yangınla yok olması sonrası Yalova, Atatürk’ün talimatlarıyla adeta yeniden doğuyor.
Kitap, Yalova Termal’in tıbbî ve kimyevî akreditasyon süreçlerinden, Berlin’den taşınan Avrupaî kaplıca kültürüne; Fransız şehir plancısı Henri Prost’un dokunuşlarından Burhan Felek’in eleştirel gözlemlerine kadar, Yalova’nın bir “Erken Cumhuriyet Modernleşme Modeli” olarak nasıl kurgulandığını belgeliyor.
Eserin son bölümünde ise Yalova Atatürk Köşkü’nün mimarî yapısı, tefrişat stratejisi ve bir müzeye dönüşüm hikâyesi mekânsal bir analize tâbi tutuluyor. Köşkün girişindeki Nurettin Niyazi’ye ait müstehcen özellikleriyle “Kurşunlu Banyo” tablosundan, Gazi ve manevî kızlarının yerleşim şemasından mutfak faturalarına kadar pek çok özgün detay okuyucuyla buluşuyor.

Belge: Köşkün Yerinin Tesbit Edildiği ve Hafriyata Başlandığına Dair Yalova’dan Şefik Bey’in Gönderdiği Telgraf (Cumhurbaşkanlık Arşivi, Belge No: 01016049-1. Tarih: 15 Nisan 1930). Bu belge, köşkün 1929’da tamamlandığı iddiasını çürütmektedir.
Tarihi Hakikatlerle Yeniden Okumak
Başta resmî kurumlar olmak üzere (Yalova Valiliği-Belediyesi) ve Murat Bardakçı gibi tarihçilerin iddia ettiği üzere bu köşk, 1929 yılında mucizevî bir şekilde 38 günde inşa edilmemiştir. Prof. Dr. Ali Seyyar’ın “YALOVA ATATÜRK KÖŞKÜ’NÜN GERÇEK İNŞA ÖYKÜSÜ” isimli çalışması, kulaktan dolma efsanelerin yerine arşiv disiplinini koyarak, Cumhuriyet mimarlık tarihine son derece kıymetli bir şerh düşüyor. Yalova Köşkü; plânı, bütçesi, estetiği ve siyasî vizyonuyla ancak 1930 yılında adım adım inşa edilmiş taşın ve ruhun sessiz bir şahididir.
İSLAMİ HABER “MİRAT”