
Türkiye’de televizyon kanallarında yayınlanan dizi, gündüz kuşağı programları ve haber bültenlerinin toplumsal ahlak, aile yapısı ve yerel kültürel değerler üzerindeki yıkıcı etkileri, kamuoyunda ve siyaset koridorlarında geniş çaplı tartışmalara neden oluyor. Muhafazakâr camia, sivil toplum kuruluşları ve kültür eleştirmenleri, televizyon ekranlarının adeta birer “toplumsal yozlaşma merkezine” dönüştüğünü savunurken; mevcut muhafazakâr iktidarın bu gidişata somut müdahalelerde bulunmamasını derin bir “söylem-eylem çelişkisi” olarak nitelendiriyor.
Uzmanlar ve sosyologlar, televizyon yayıncılığı eliyle Türkiye’nin zengin bölgesel ve yerel kültürlerinin, örf, adet ve geleneklerinin kademeli olarak yok edildiğine dikkat çekiyor. Tekirdağ’dan Şırnak’a, İstanbul’dan Hakkâri’ye kadar ülke genelindeki milyonlarca insanın tek bir merkezden çıkan senaryolarla adeta “kültürel bir bombardımana” tutulduğu ifade ediliyor.
Hazırlanan raporlar ve eleştirilerde; dizilerde ve gündüz kuşağı programlarında fütursuzca işlenen şiddet, aldatma, dolandırıcılık, vefasızlık, fuhşiyat ve gayrimeşru ilişkiler gibi temaların toplumun yediden yetmişine bizzat medya kanallarıyla pompalandığı vurgulanıyor. Bu durumun, milli ve manevi değerleri içten içe çürüten en büyük iç tehdit haline geldiği kaydediliyor.
Tartışmaların ve tepkilerin merkezinde ise medyanın büyük bölümünü ve denetim mekanizmalarını (RTÜK vb.) elinde bulunduran muhafazakâr siyasi irade yer alıyor. Devlet ricalinin en üst makamlarından “aile yapısının korunduğu ve güçlendirileceği” yönünde sıkça yapılan açıklamaların sahada hiçbir karşılığının bulunmadığını belirten eleştirmenler, tepkilerini üç ana başlıkta topluyor:
Kültür ve toplum araştırmacıları, dünyevi iktidarların kalıcılık arayışları ve popülist söylemler uğruna toplumsal ahlakın heba edilmesinin gelecekte telafisi imkânsız bir yıkıma yol açacağı konusunda uyarılarda bulunuyor.
Tarihin, dış güçlerin bu topluma zarar veremediğini kanıtladığını belirten eleştirmenler, asıl tehlikenin içten büyüyen ahlaki çözülme olduğunu vurguluyor.