Müslüman toplumun “kalbi” mesabesinde olan camilerimizin yeniden “hayatın merkezi” haline gelmeleri gerektiğini, Peygamber Efendimizin (s.a) Mekke’den Yesrib’e hicret buyurduktan sonra “Medine” ismi verilen bu ilk İslâm şehrinde ilk inşa edilen kurumun da “Mescid/Cami” (Mescid-i Nebevî) olduğunu ve o günden itibaren Mescid’in sadece namaz kılınan mekân değil aynı zamanda eğitim, istişare...
Bu seneki “Mevlid-i Nebevî haftası”nın teması “Peygamberimiz ve Çocuk” olması hasebiyle, gündeme çam sakızı çoban armağanı küçük bir katkımız olsun diye, bundan önceki “Peygamberimizi Ne Kadar Tanıyoruz?” yazımızın mütemmimi olarak, başlığımızdaki konuyu seçtik. Baba ve dedelerin biraz daha dikkatli okumalarını tavsiye ederiz. Yüce Allah, Hayat Kitabımızda örnek almamız gereken doğru...
Bizler, Fransa’daki karikatürlere, Kur’an’ı yırtıp yakanlara haklı olarak verilmesi gereken tepkiyi veriyoruz. Fakat ocağımıza yerleşmiş, bizim vergilerimizden maaş alan, Marmara İlahiyat gibi saygın bir Fakültede Tefsir Profesörlüğü yapan ve Kur’an ayetleriyle ilgili olarak “Bunlar Allah’ın sözü olamaz” diyen ve Kur’an’ı arkadan dolanarak kalleşçe inkâr eden tarihselci Mustafa Öztürk’e diyecek sözümüz...