islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,3998
EURO
53,3801
ALTIN
6.850,51
BIST
15.141,38
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
23°C

Eşler Arasındaki Cinsel Haramların Keffâretleri

Eşler Arasındaki Cinsel Haramların Keffâretleri
14/05/2025 09:00
A+
A-

Eşler Arasındaki Cinsel Haramların Keffâretleri

Cinsel haramlar, haram olmak itibariyle aynı ise de mâhiyetleri farklıdır.

A-Tek başına yapılan cinsel haramlar: şehvetle bakmak, gereksiz mastürbasyon…

B-Evli olan veya olmayan erkekle kadın arasında yapılan cinsel haramlar: aşıkdaşlık, zinâ…

C-Erkekle erkek, kadınla kadın arasında yapılan cinsel haramlar: homoseksüellik, sevicilik…

D-Erkekle hayvan, kadınla hayvan arasında yapılan cinsel haramlar…

E-Evli olan eşler arasında yapılan cinsel haramlar: âdet hali teması, îlâ zıhâr, oruçlu iken ilişkide bulunmak, arka organdan temas…

Mâhiyetleri gibi; ferde, aileye ve topluma yönelik zararları da farklı olan bu cinsel haramların (a) bendinde açıklananları yalnız tövbeyi gerektirirken, (b, c, d) bendlerinde açıklananları da tövbeyi ve hukûkî cezaları gerektirmektedir.

Hukûkî cezâları “Cinsel Suçların Cezaları” bölümünde izleyeceğiz.

(e) bendinde açıkladığımız türden haramlar da keffâreti gerektirmektedir. Yalnız arka organdan temas bunun dışındadır. Yargıya yansıtılması durumunda o, tazîri; hukûkî cezayı gerektirir.

Sözlükte iyice örten anlamına gelen keffâret, özelde işlenen günahı ve suçu örtücü işlemdir.

Keffâret vasfındaki görevler esîr azad etmek, oruç tutmak, yedirmek ve giydirmek şeklindedir. Keffâretler daha çok ferdin dindarlığı ile ilgilidir. Esîr azadı dışındakiler istenilse de hukûkî takibe konu edilemezler.

Fakirlik ve hastalık halinde de düşerler.

Keffâreti olduğu cinsel haramın günahını örtücü ameller, Kur’ân ve Sünnet’te zıhâr keffâretinde olduğu gibi doğrudan keffâret ismi ile anılırlar. İhramlı iken yapılan cinsel haramların gerektirdiği ictihadî nitelikli kurban cezaları da keffâret içinde değerlendirilebilir.

Keffâretlerde dikkati çeken mühim bir özellik de, sosyal adâlete yöneltici oluşlarıdır.

Hataları sosyal yardımlaşmaya yol kılan İslâm… O, ne büyük nizamdır.

Âdet Halinde Cinsî Münasebette Bulunmanın Keffâreti

Âdet halinde cinsî münâsebette bulunmak, Allah’ın koyduğu bir yasağı çiğnemek olduğu için, Allah’ın Resûlü bu haram işlemi yapan kişi hakkında kişinin maddî gücünü ölçü alarak şöyle buyurur:

Bir dinar veya yarım dinar sadaka verir.

Verilecek keffâret nitelikli sadakanın daha da azaltılarak beş bölü iki dinar ölçüsünde verilebileceğini de sunacağımız hadîs bize öğretmektedir:

(Odalığı kaldıran İslâm Savaş Esirliği Sistemi kurulmadan önce) Hz. Ömer’in (r. a) cinsî münâsebete ilgi duymaz olan bir câriyesi vardı. Ne zaman ona yaklaşmak istese âdetli olduğunu ileri sürerdi. Ona güvenini yitirdiği için bir defasında mazeretini ciddiye almayıp onunla yattı. Fakat gerçekten âdetli olduğunu anladı.

Gelip durumu anlatınca Allah’ın Resûlü ona, beş bölü iki dinar ölçüsünde sadaka vermesini, emir buyurdu.[1]

Görüldüğü gibi âdet halinde cinsel ilişkide bulunmanın keffâreti maddi güce göre seçeneklidir. Kur’ân’da yer almadığı ve maddî duruma göre bir veya yarım, ya da beşte iki ölcüsünde verilebilir olduğu için islâm bilginlerinin bir bölümü bu keffâretin ödenmesinin sevap sağlayıcı öğüt niteliğinde olduğunu; verilmemesinin günahkâr kılmayacağını açıklamaktadırlar.

Bir dinar 4,25 gram altına eşittir.[2] Bu ceza, ödeyemeyecek kişiden düşer. Bu kişi, yürekten tövbe ederek bağışlanmasını diler.

Îlâ’nın Keffâreti

Îlâ, cinsel ilişkiye girilmeyeceğine ilişkin yemin olduğu için kadının cinsel hakkına tecavüzdür, dolayısıyla haramdır. Haram olduğu için de günahtır. Îlâ’nın keffâreti yemin keffâretidir.

Yemin keffâretini Yüce Allah Mâide Sûresi’nin seksen dokuzuncu âyetinde şöyle açıklıyor:

Allah sizi, kasıtsız olarak yaptığınız yeminlerinizden sorumlu tutmaz. Fakat bile bile yaptığınız yeminlerinizden sizi sorumlu tutar. Bozulan yeminin keffâreti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on yoksulu yedirmek veya giydirmek, yahut da bir esir azad etmektir. Bunlarıdan birini yapamayacak kişi için de üç gün oruç tutmaktır. Yapıp da bozduğunuz yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizin gereğini yapın. İşte Allah, şükretmeniz için âyetlerini size böyle açıklıyor.

Zıhâr’ın Keffâreti

Kur’ânı Kerîm’de zıhâr keffâreti

Yüce Allah, zıhâr’ın asılsız ve çirkin bir sözlü işlem olduğunu beyan ederek, onun keffâretini de şöylece açıklamaktadır.

Mücadele Sûresi Âyet 3‐4:

Karılarına zıhâr yapıp sonra sözlerini geri almak isteyenlerin karılarıyla cinsel ilişkide bulunmadan önce bir esir azad etmeleri gerekir. İşte böylece size öğüt verilmektedir. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır. Salıverecek esir bulamayanın ise karısıyla cinsel temasda bulunmadan önce aralıksız iki ay oruç tutması gerekir. Buna da gücü yetmeyenin, altmış yoksulu doyurması lâzımdır. Bu açıklama Allah’a ve O’nun Resûlü’ne hakkıyla îman etmeniz içindir. İşte bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. İnkâr edenler için can yakıcı bir azab vardır.

Sünnet’de zıhâr keffâreti

‐ Allah şanını ve bağlılarını artırsın‐ Sevgili Peygamberimiz de bize, Rabbimizin yüklediği Zıhar keffâretinin nasıl uygulanacağını örneklendirmişlerdir.

Sahâbî Selemetü b. Sahr (r.a) anlatıyor.

Ben diğer insanlardan daha fazlaca cinselliğe düşkün bir adamdım.

Ramazan ayı girince karımla cinsî münâsebette bulunarak orucumu bozacağımdan korktum da, bir tedbir olarak Ramazan çıkıncaya kadar karıma zıhâr yaptım. Fakat bir gece hizmetimde bulunan karımın vücûdundan bir yer açılıp gözüme ilişince, dayanamayıp onunla yattım.

Sabah olunca durumu, çevremdeki insanlara duyurdum ve ne yapılması gerektiğinin öğrenilmesi için benimle beraber Allah’ın Resûlü’ne gelinmesini istedim. Allah’a yemin olsun ki hayır seninle gelemeyiz, dediler.

Ben de (tek başıma) giderek, Allah’ın Resûlü’ne durumu bildirdim.

(Aramızda şu konuşma geçti.)

Yâ Seleme! Sen bu işi gerçekten yaptın demek.

‐ Ben bu işi yaptım, Yâ Resûlallah! Yaptım ama Allah’ın hükmünü kabul husûsunda sabırlı olacağım. Benim hakkımda Allah’ın sana bildirdiği şekilde hüküm ver.

‐ Bir esir azad et.

Enseme bir şaplak indirerek şöyle dedim:

Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki ben kendimden başkasına mâlik değilim; esirim yok ki azâd edeyim.

Ard arda iki ay oruç tut.

‐ Ben yaptığımı başka değil, ancak oruç sebebiyle yapmadım mı? (Yâ Resûlallah! Ben buna nasıl güç yetiririm.)

‐ Öyleyse altmış yoksula bir vesk hurma dağıtıp yedir.

‐ Seni Hak Peygamber olarak gönderen Allah’a yemin ederim ki biz karı koca aç olarak geceledik. Bizim bir yiyeceğimiz yok. (Bir vesk hurmayı nereden bulacağız.)

Peki öyleyse mensubu olduğun Benî Ruzeyk kabilesinin zekât memûruna git, sana hurma versin. Bir vesk (ikiyüz kilogram) hurmayı altmış fakire dağıtıp yedir. Kalanını da ailenle beraber yersin.

Seleme (r.a) anlatımını şöyle sürdürüyor:

Dönüp daha önce konuştuğum çevremdeki insanlara şöyle dedim:

Siz katı davrandınız, hatalı değerlendirmeler yaptınız. Ama Allah’ın Resûlü gerçekçi davranıp isabetli karar verdi. Üstelik zekâtlarınızdan bana verilmesini de emir buyurdu.[3]

Değerlendirme

‐ En doğrusunu Allah bilir‐ Rabbimizin belirlediği keffâreti uygulamakla yükümlü olan Peygamberimizin bu keffâret cezasını yapamayacak kişiden ertelemeden düşürmesi, Allah’ın güç yetiremeyecek görevlerden ötürü sorumlu kılmayacağı şeklindeki Kur’ân ilkesine

dayanmaktadır. (Bakara 286, Teğâbun 16)

Oruçlu İken Cinsel İlişkide Bulunmanın Keffâreti

Oruçlu iken cinsel ilişkide bulunmanın keffâreti, Peygamberimizin açıklamasına göre, Zıhar keffâretinde olduğu gibi esir azad etmek veya ardarda iki ay oruç tutmak ya da altmış fakiri doyurmaktır.

Aşağıda sunacağımız hadîs adı geçen keffâreti açıklamaktadır: Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor.

Bir mü’min Allah’ın Resûlü’ne geldi ve şöyle deyiverdi:

‐ Mahvoldum Yâ Resûlallah!

‐ Dur bakalım, seni mahveden nedir?

‐ Ramazan orucunu tutarken, karımla cinsî münâsebette bulundum.

‐ Azad edecek bir esir bulabilir misin?

‐ Hayır. Ardarda iki ay oruç tutabilir misin?

‐ Hayır.

‐ Altmış fakiri doyurabilecek yiyeceği bulabilir misin?

‐ Hayır.

Bu diyalogdan sonra adam oturdu. Bu sırada Allah’ın Resûlü’ne içi hurma dolu bir zenbil getirilince şöyle buyurdu:

Al da bunu sadaka olarak dağıt.

Adamcağız da şöyle dedi:

Bizden daha fakirine mi vereyim Ya Resûlallah! Allah’a yemin ederim ki bir ucundan diğer ucuna kadar Medine’de bu hurmaya bizden daha ihtiyaçlı olan bir tek aile bile yoktur.

Adamcağızın bu sözleri üzerine (yalnız tebessüm buyurmak âdeti iken) Allah’ın Resûlü yan dişleri görülürcesine güldüler ve şöyle emir buyurdular:

Hadi git de bunu ailene yedir.[4]

Oruç keffâretine ilişkin bir değerlendirme

İlâ/Yemin ve Zıhâr keffâretleri Kur’ân’da ve Sünnet’te yer almaktadır. Aşağıda açıklanacağı üzere bilerek oruc bozmanın mânevî sorumluluğu büyük olmakla birlikte oruç keffâretinin Kur’ân’da yer almaması ve yukarıda oruç keffâreti olarak zikredilen hadîsin Zıhâr keffâreti ile aynı içeriği taşıması, onun da Zıhâr’a ilişkin olabileceğini düşündürmektedir.

Kur’ân’ın cezaların birebir olacağına ilişkin hükmü (Şûra 40) ve Şafiilerin keffâreti yalnızca cinsel ilişkiye bağlayan ve sadece erkeği tutmakla yükümlü kılan görüşü, bu yaklaşımımızı doğrulamaktadır. Doğruları en iyi bilen Allah’tır diyelim ve sözü bir hadîsle bağlayalım:

Hastalık ve yolculuk gibi Allah’ın verdiği bir izni kulanmaksızın Ramazan’dan bir gün oruç yemenin kaybını, ‐Ramazan dışında‐ bir ömür boyu tulacak oruçlar gidermez.[5]

ALİ RIZA DEMİRCAN

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

DİP NOTLAR

[1] Hadîsler ve bu hadîslerle ilgili görüşler için bak. Avnül‐Mabûd 1/445…, el‐MenhelülAzbül‐Mevrûd 3/45, Darimî Hn. 1111‐1115.

[2] Zekât’ın Nisâbı 20 dinar = 85 gr. altın olduğuna göre bir dinar 4.25 gr. altındır.

[3 Ebû Davûd Talak 17, et‐Tac 2/353.

[4] et‐Tac 2/67; Buharî,Savm 30; Müslim,Sıyam 81

[5] Dârimî, Sıyam 18,Hn. 1722

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.