Makale

EŞOFMANDAN BAŞLAYAN KABALIK

EŞOFMANDAN BAŞLAYAN KABALIK

Acaba her şey eşofmanın yaygınlaşmasıyla mı başladı, diye düşünüyorum bazen.
Gençlerin bu fazla rahatına düşkün, fazla umursamaz hallerini gördüğümde insan ister istemez geriye bakıyor…

Bugünün ebeveynlerinin çoğu, benim gibi kolalı yakayla eğitime başlayan bir nesil. Hepimiz hatırlarız; başımızı fazla oynattığımızda boğazımızı kesen o yakanın acısını. Hal böyle olunca, okullardaki forma uygulamasının esnemesine önce biz ebeveynler sevindik. “Çocuklar rahat etsin,” dedik.

Ama sanırım çocuklarımızı fazla rahat ettirerek, rahatına düşkünlüğü bir yaşam biçimine dönüştürdük.

Okullarda kolalı yakalardan eşofmana geçtik. Kız erkek fark etmeden, hepsi aynı gevşek kıyafetleriyle geziyor.

Önce oturmaları rahatladı, sonra tüm vücut dilleri…

Mesela rahat olsun diye, cam bardakları aldık ellerinden.
Yerine karton bardakları verdik.
Rahat olsun diye porselenleri kaldırdık, yemekleri kâğıda sardık, hamburger yaptık.
Hep “rahat olsun” diye diye, dokunuştaki ve oturuştaki zarafeti yitirdik.

Rahatlık bedenden başladı ama kalbe de sirayet etti.
Kolalı yakalardan kurtulduk ama disiplinle beraber inceliği de çıkardık üzerimizden.
“Çocuk sıkılmasın” derken sabrı, “üzülmesin” derken dayanıklılığı, “karışmayalım” derken sorumluluk duygusunu unuttuk.
Oysa biraz rahatsızlık insana kıvam verir.
Zarafet, rahatlıkta değil; emeğin, sabrın ve sınır bilmenin içinde yeşerir.
Çünkü sınırı olmayan rahatlık, zamanla ölçüsüzlüğe dönüşür.

Geçen bayram sonrası sosyal medyada dolaşan videoları gördünüz mü?
Evin en yaşlılarının harçlık verme şekli, gençler arasında “eğlence videosu”na dönüştü.
Yaşlılar parayı küçük bir şekilde katlayıp, çocukların avuçlarına gizlice sıkıştırıyorlardı.
Gençler gülerek, “Niye böyle yapıyorlar sahi?” diyorlardı.
Düşünemediler bile bunun incelikten, mahcubiyetin zarafetinden geldiğini.

Benim halam hâlâ bayram harçlıklarını renkli minik zarflara koyar.
O zarfları bakarken ve şık bir adetle karşılaştığımda hep aynı şeyi hissederim:
“Eskiler böyleymiş…”

Evet, incelikler hep “eskilerde” kalmaya başladı.
Sanat bile “modern” adı altında kabalaştı.
Kendini ifade edebilme, karşısındakini dikkate almamaya; özgüven ise hadsizliğe dönüştü.

Yine de geç değil. Zarafeti yeniden hatırlatabilir, ince ruhları yetiştirebiliriz.
Çünkü her küçük incelik, hem bizim hem çocuklarımızın dünyasını güzelleştirir.
Unutmayalım ki, nezaket ve zarafet kaybolmaz; sadece unutulmuş olur.

Mesela çocuklarınıza sadece kuralları öğretmek yetmez. Onlara zarafeti ve inceliği göstermek gerekir.

Bu yüzden çocuklarınızla parka gidin; elinizdekilerden paylaşmanın, ikram etmenin güzel bir davranış olduğunu anlatın. Bu, sadece paylaşmak değil; göz hakkına saygıdır.
Yürüyüşe çıkın; yem yiyen kuşları ürkütmemek için yolunuzu değiştirin, yolda gördüğünüz görevliye “kolay gelsin” deyin, çöpü bir çöp kutusuna kadar taşıyarak küçük ama anlamlı bir incelik gösterin. Ya da alışverişte bir mağazada, denediğiniz bir giysiyi kabinde ters bırakmayıp yerine asmak; sinemada herkesin sessiz ortam hakkına saygı göstermek; sabahları çocuklarınızı okula uğurlarken komşuları rahatsız etmemek için dualarınızı kulaklarına fısıldamak…

Bütün bunlar küçük ama karakter oluşturan inceliklerdir.
Çocuklarınıza sahip olduklarıyla övünmenin kabalık olacağını, en önemli değerin insanlık olduğunu anlatın. Güzel konuşmayı öğretin, güzel dinlemesini de öğreterek…
Çünkü ince ruh, güzel ahlaktır; güzel ahlak ise İslamdır.

Şeyma Demircan Namazcı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Seksenine dayanmış ben de faydalandığıma göre güzel bir yazı. Rabbim razı olsun.

  • Okadar kabalikla karsi karsiya kaliyorumki günlük hayatta ve her yerde ve her ortamda tahammül etmek cok zor

  • Nezaket, nezafet, zerafet, fazilet, edep, haya cesaretle birleşerek İslam'ın yetiştirdiği Kamil insanın ölçüsünü yaşayan hayattan artı eksilerle güzel misallendirmişsiniz.

Recent Posts

  • Gündem

Fransa, Yeni Bir Toplumsal Kırılmanın Eşiğinde mi?

Fransa, Yeni Bir Toplumsal Kırılmanın Eşiğinde mi? Bu protestolar yalnızca mevcut sosyoekonomik koşullara bir itiraz…

1 saat ago
  • Genel

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA DİN EĞİTİMİ; REFORM MU, TASFİYE Mİ?

CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA DİN EĞİTİMİ; REFORM MU, TASFİYE Mİ? Bir ülkede din eğitiminin başına gelenler,…

1 saat ago
  • Gündem

Kedisi Olan İnsanlar Neden Daha Mutlu?

93 Ülkeyi Kapsayan Araştırma: Kedisi Olan İnsanlar Neden Daha Mutlu? Küresel Araştırma Kedilerin İnsan Psikolojisindeki…

2 saat ago
  • Gündem

NASRETTİN HOCA: GÜLDÜREN BİR MİRAS, DÜŞÜNDÜREN BİR HİKMET

NASRETTİN HOCA: GÜLDÜREN BİR MİRAS, DÜŞÜNDÜREN BİR HİKMET Yüzyıllardır Anadolu insanını güldüren Nasrettin Hoca, yalnızca…

3 saat ago
  • Makale

“YUKARIDA ALLAH VAR” SÖZLERİ GÜNAH BİR SÖYLEM MİDİR?

Allah Gökte midir? “YUKARIDA ALLAH VAR” SÖZLERİ GÜNAH BİR SÖYLEM MİDİR? Allah zerreciklerden galaksilere kadar…

3 saat ago
  • Gündem

NİJERYA NEDEN FAKİR? PETROLÜ VAR, ZENGİNLİĞİ VAR, HALKI YOKSUL!

NİJERYA NEDEN FAKİR? PETROLÜ VAR, ZENGİNLİĞİ VAR, HALKI YOKSUL! 113 milyon insan yoksulluk içinde yaşıyor.…

4 saat ago