islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

EŞOFMANDAN BAŞLAYAN KABALIK

EŞOFMANDAN BAŞLAYAN KABALIK
A+
A-

Acaba her şey eşofmanın yaygınlaşmasıyla mı başladı, diye düşünüyorum bazen.
Gençlerin bu fazla rahatına düşkün, fazla umursamaz hallerini gördüğümde insan ister istemez geriye bakıyor…

Bugünün ebeveynlerinin çoğu, benim gibi kolalı yakayla eğitime başlayan bir nesil. Hepimiz hatırlarız; başımızı fazla oynattığımızda boğazımızı kesen o yakanın acısını. Hal böyle olunca, okullardaki forma uygulamasının esnemesine önce biz ebeveynler sevindik.
“Çocuklar rahat etsin,” dedik.

Ama sanırım çocuklarımızı fazla rahat ettirerek, rahatına düşkünlüğü bir yaşam biçimine dönüştürdük.

Okullarda kolalı yakalardan eşofmana geçtik. Kız erkek fark etmeden, hepsi aynı gevşek kıyafetleriyle geziyor.

Önce oturmaları rahatladı, sonra tüm vücut dilleri…

Mesela rahat olsun diye, cam bardakları aldık ellerinden.
Yerine karton bardakları verdik.
Rahat olsun diye porselenleri kaldırdık, yemekleri kâğıda sardık, hamburger yaptık.
Hep “rahat olsun” diye diye, dokunuştaki ve oturuştaki zarafeti yitirdik.

Rahatlık bedenden başladı ama kalbe de sirayet etti.
Kolalı yakalardan kurtulduk ama disiplinle beraber inceliği de çıkardık üzerimizden.
Çocuk sıkılmasın” derken sabrı, “üzülmesin” derken dayanıklılığı, “karışmayalım” derken sorumluluk duygusunu unuttuk.
Oysa biraz rahatsızlık insana kıvam verir.
Zarafet, rahatlıkta değil; emeğin, sabrın ve sınır bilmenin içinde yeşerir.
Çünkü sınırı olmayan rahatlık, zamanla ölçüsüzlüğe dönüşür.

Geçen bayram sonrası sosyal medyada dolaşan videoları gördünüz mü?
Evin en yaşlılarının harçlık verme şekli, gençler arasında “eğlence videosu”na dönüştü.
Yaşlılar parayı küçük bir şekilde katlayıp, çocukların avuçlarına gizlice sıkıştırıyorlardı.
Gençler gülerek, “Niye böyle yapıyorlar sahi?” diyorlardı.
Düşünemediler bile bunun incelikten, mahcubiyetin zarafetinden geldiğini.

Benim halam hâlâ bayram harçlıklarını renkli minik zarflara koyar.
O zarfları bakarken ve şık bir adetle karşılaştığımda hep aynı şeyi hissederim:
“Eskiler böyleymiş…”

Evet, incelikler hep “eskilerde” kalmaya başladı.
Sanat bile “modern” adı altında kabalaştı.
Kendini ifade edebilme, karşısındakini dikkate almamaya;
özgüven ise hadsizliğe dönüştü.

Yine de geç değil. Zarafeti yeniden hatırlatabilir, ince ruhları yetiştirebiliriz.
Çünkü her küçük incelik, hem bizim hem çocuklarımızın dünyasını güzelleştirir.
Unutmayalım ki, nezaket ve zarafet kaybolmaz; sadece unutulmuş olur.

Mesela çocuklarınıza sadece kuralları öğretmek yetmez. Onlara zarafeti ve inceliği göstermek gerekir.

Bu yüzden çocuklarınızla parka gidin; elinizdekilerden paylaşmanın, ikram etmenin güzel bir davranış olduğunu anlatın. Bu, sadece paylaşmak değil; göz hakkına saygıdır.
Yürüyüşe çıkın; yem yiyen kuşları ürkütmemek için yolunuzu değiştirin, yolda gördüğünüz görevliye “kolay gelsin” deyin, çöpü bir çöp kutusuna kadar taşıyarak küçük ama anlamlı bir incelik gösterin.
Ya da alışerişte bir mağazada, denediğiniz bir giysiyi kabinde ters bırakmayıp yerine asmak; sinemada herkesin sessiz ortam hakkına saygı göstermek; sabahları çocuklarınızı okula uğurlarken komşuları rahatsız etmemek için dualarınızı kulaklarına fısıldamak…

Bütün bunlar küçük ama karakter oluşturan inceliklerdir.
Çocuklarınıza sahip olduklarıyla övünmenin kabalık olacağını, en önemli değerin insanlık olduğunu anlatın. Güzel konuşmayı öğretin, güzel dinlemesini de öğreterek…
Çünkü ince ruh, güzel ahlaktır; güzel ahlak ise İslamdır.

ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI 

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Ali Rıza Demircan dedi ki:

    Seksenine dayanmış ben de faydalandığıma göre güzel bir yazı. Rabbim razı olsun.

  2. Zerrin dedi ki:

    Okadar kabalikla karsi karsiya kaliyorumki günlük hayatta ve her yerde ve her ortamda tahammül etmek cok zor