
Aklın Örtülmesi, Ölçünün Kaybı ve Hakikatle Mesafenin Artışı
Aklı Örten Hâller Sadece İçeceklerle mi Sınırlıdır?
Mukaddime
Bu metin, bir zümreyi yahut şahısları hedef alan polemikçi bir yazı değildir.
Aksine, çağımızda farklı sahalarda sıkça rastlanan bir zihnî hâlin, yani fikir sarhoşluğunun mahiyetini anlamaya, sebeplerini teşhis etmeye ve korunma yolları üzerine birlikte düşünmeye davettir.
Zira aklı örten şey her zaman içecekler değildir.
Bazen bir kanaat, bazen bir aidiyet, bazen de doğru olduğuna samimiyetle inanılan bir fikir; ölçüyü, muhakemeyi ve hakikatle irtibatı zayıflatabilir.
Bu çalışma, okuyucuyu bir hükme zorlamaz;
fakat onu, kendi ölçülerini yeniden tartmaya çağırır.
Aklı Örten Hâller Sadece İçeceklerle mi Sınırlıdır?
Bir meseleyi hakkıyla ele alabilmek için, evvela neyi kastetmediğimizi açıkça ifade etmek gerekir.
Bu çalışmada söz konusu edilen kimseler;
– Bir tuzağa düşürülerek iradesinde tasarruf hakkını kaybetmiş olanlar,
– Yahut menfaat uğruna fikrî istiklalinden bilerek ve isteyerek vazgeçenler
değildir.
Bunlar, ahlâk ve hukuk zemininde ayrıca ele alınması gereken başka bahislerin konusudur.
Burada dikkat çekilen hâl şudur:
Bir kimsenin, doğru olduğuna samimiyetle inandığı bir fikre tutunurken, bu fikrin kendisini muhakeme gücünden, ölçüden, kıyastan ve istişare ihtiyacından mahrum bırakmasına razı olmasıdır.
Bu durumda kişi fikre sahip değildir;
fikir, kişiyi kuşatmış ve yönetir hâle gelmiştir.¹
Fikir Sarhoşluğu Nedir?
Fikir sarhoşluğu;
– Bütünü göremez hâle gelmek,
– Bir düşünceyi merkeze alıp diğer bütün kanaatleri ya değersizleştirmek ya da peşinen mahkûm etmek,
– Kendisi gibi düşünmeyenlerle irtibat kuramamak,
– İstişareyi ve müzakereyi bir ihtiyaç değil, bir tehdit olarak görmek,
– Muhalif görüşlerin dayanaklarını inceleme zahmetine girmemek,
– Ölçüyü umumun kabul ettiği esaslarla değil, kendi kararıyla belirlemek
şeklinde tezahür eden bir akıl tutulmasıdır.
Bu hâl, kanaatin kuvveti değil;
idrak zafiyetidir.²
Fikir Sarhoşluğunun Görünüm Çeşitleri
Fikir sarhoşluğu tek bir alana mahsus değildir; farklı sahalarda, farklı kılıklarda ortaya çıkar:
1. Politik Düşünce Sarhoşluğu
Siyasî tercihler, hakikat ölçüsüne dönüştürülür.
Lehinde gördüğü her şey mutlak doğru, aleyhinde gördüğü her şey mutlak yanlış kabul edilir.³
2. Dinî Düşünce Sarhoşluğu
Metinler; maksat, usûl ve bütünlük dikkate alınmadan okunur.
Parça, bütüne hükmetmeye başlar.⁴
3. Tasavvufî Düşünce Sarhoşluğu
Hâl, ölçünün önüne geçirilir.
Teslimiyet, muhakemeyi iptal edecek biçimde yorumlanır.⁵
4. Aklı Geçici Olarak Örten İçeceklerin Sarhoşluğu
Bu çalışmanın merkezinde olmamakla birlikte dikkat çekici olan şudur:
Bu çeşit sarhoşluk için tedavi yolları mevcutken, fikir sarhoşluğu için tesis edilmiş bir müessese ve süreklilik arz eden bir gayretin yokluğu manidardır.
İhtilafsız Bir Misal
Kimseyi toptan itham etmeksizin ifade edelim ki:
Vehhabilerin ve Selefilerin tamamı değil ama bir kısmı için “fikir sarhoşluğu” nitelemesi yapmak hakikate ters düşmez.
Zira mesele bir ekole mensubiyet değil;
mensubiyetin, muhakemeyi devre dışı bırakacak ölçüde mutlaklaştırılmasıdır.⁶
Aynı hâl, farklı coğrafyalarda ve başka yapılar içinde de görülebilir.
Türkiye’de politik, dinî ve tasavvufî sahalarda fikir sarhoşu fertler ve topluluklar bulunup bulunmadığına dair hükmü ise okuyucunun vicdanına bırakıyoruz.
Sarhoşluk ve Akıl
Sarhoşluk, ister içecekten ister fikirden kaynaklansın, neticede aklı devre dışı bırakır.
Bu hâle düşen kimse;
– Lehinde olanı da aleyhinde olanı da hakkıyla tartamaz,
– Takva ile bağnazlığı,
– Tevhid ile tekfiri,
– Teslimiyet ile kör itaati birbirine karıştırabilir.
Bu durum, Kur’an’ı Kerim’in ısrarla çağırdığı akl-ı selim çizgisinden uzaklaşmaktır.⁷
Tedavi Meselesi
Aklı geçici olarak örten hâller için;
– Tedavi merkezleri,
– Rehabilitasyon imkânları,
– İçtimaî farkındalık çalışmaları
mevcuttur.
Peki fikir sarhoşluğu için;
– Böyle merkezler var mıdır?
– Bu alanda ehil “hekimler” yetişmiş midir?
– Daha da önemlisi, fikir sarhoşları tedaviye razı olur mu?
Belki de asıl güçlük, hastayı ikna etmekte ortaya çıkacaktır.
Ölçü Üzerine
Metreyi, km’yi ve kilogramı, tonu ölçü birimi olarak kabul etmeyen biriyle,
ölçme ve tartma konusunda sağlıklı bir müzakere mümkün olabilir mi?
Ortak ölçü yoksa;
– Tartışma sonuç vermez,
– Müzakere çatışmaya dönüşür,
– Hakikat değil, gürültü artar.
Korunma Yolları
Fikir sarhoşluğundan korunmak için şu tedbirler zikredilebilir:
– Kendi kanaatini savunduğun kadar, muhalif görüşü anlamaya çalışmak,
– Kendi dayanaklarını incelediğin gibi, karşı delilleri de incelemek,
– İstişare halkasına sadece benzer düşünenleri değil, farklı düşünenleri de dâhil etmek,
– Selef âlimlerini sloganlarla değil, metinleri ve bağlamlarıyla anlamaya gayret etmek,
– Sözü değil, icraatı merkeze almak.
Bütün bunlar kıymetlidir; fakat yeterli değildir.
İhlas ve samimiyetle Rabbimize iltica etmeden, O’nun muhafazasına sığınmadan, hiçbir tedbir kemale ermez.⁸
Sonuç Yerine
Bu çalışma bir itham metni değil;
bir muhasebe davetidir.
Okuyucuyu şu sorularla baş başa bırakır:
– Ölçün nedir?
– Aklını örten sadakatlerin var mı?
– Fikrini mi, hakikati mi merkeze alıyorsun?
Zira mesele, “kim fikir sarhoşudur?” sorusundan önce,
“hangi hâller bizi bu sarhoşluğa sürükler?” sorusunu sormayı gerektirir.
Hakikat, kendisine en çok güvenenleri değil;
kendisini en çok sınayanları sever.
Bu yazımı, okuyucuyu başkalarını teşhis etmeye değil; kendisini muhasebe etmeye davet ederek noktalıyorum.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
İSLAMİ HABER “MİRAT”
MİRATYOUTUBE
Dipnotlar:
1. Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb, c. XIII, Dârü’l-Fikr, Beyrut, 1981.
2. İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, c. I, Dârü’l-Ma‘rife, Beyrut, 1997.
3. Hannah Arendt, Totalitarizmin Kaynakları, İstanbul, 2018.
4. Şâtıbî, el-Muvâfakât, c. II, Kahire, 2004.
5. İmam Kuşeyrî, er-Risâle, Kahire, 2002.
6. İbn Teymiyye, Der’ü Teârudi’l-Akl ve’n-Nakl, Riyad, 1991.
7. Kur’ân-ı Kerîm: Bakara 44; Âl-i İmrân 190; Zümer 18.
8. İmam Şâfiî, er-Risâle, Kahire, 1940.
DİNDARLAŞTIK MI, YOKSA DÜZENLE UYUMLU HALE Mİ GELDİK? Türkiye’de uzun zamandır en az konuşulan, ama…
Nijerya Savunma Bakanı Christopher Gwabin Musa’dan Türkiye’ye Övgü Dolu Açıklamalar! Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2026…
KÖKLERİ UNUTMADAN YENİLENMEK: CAHİT TANYOL’UN SESSİZ UYARISI Bugün Türkiye’de en çok tartıştığımız meseleler ne diye…
KALBİN SESSİZ MUCİZESİ: HER ATIŞTA BİR HAYAT, HER NEFESTE BİR HİKMET İnsan çoğu zaman en…
A’RÂF NEDİR? ASHÂBÜ’L-A’RÂF KİMLERDİR? A'râf ve Ashâbü'l-A'râf Kur'ânî kavramlardır. Böyleyken pek çok tefsir ve meâlde…
GÖK EKİNİ BİÇMİŞ GİBİ Art arda gelen okul saldırıları herkesi derinden etkiledi. Fatma Nur Çelik…
View Comments
Günümüzün en büyük zihnî problemlerinden birine sakin, ölçülü ve derinlikli bir yerden temas ediyor. Polemik üretmeden, itham diline yaslanmadan; okuru savunmaya değil, muhasebeye çağırması yazının en güçlü taraflarından biri. “Fikir sarhoşluğu” kavramını basit bir slogan hâline getirmeden, akıl–ölçü–istikamet ilişkisi üzerinden ele almanız; meselenin ahlâkî ve epistemik boyutlarını birlikte düşündürdüğü için son derece kıymetli.
Özellikle “fikir kişiyi yönetir hale gelmiştir” tespiti, çağımızda çok yaygın fakat çoğu zaman fark edilmeyen bir zihni esareti berrak bir şekilde görünür kılıyor. Dini, siyasi ve tasavvufi alanlara dair verdiğiniz örnekler, genellemeden kaçınarak meseleyi ilkesel zeminde tutması bakımından da dikkat çekici. Metin boyunca ortak ölçü, istişare, akl-ı selim ve ihlas vurgusu; yazıyı yalnızca teşhis eden değil, aynı zamanda istikamet gösteren bir tefekkür metni haline getiriyor.
Sonuç bölümünde okuru başkasını işaret etmeye değil, kendini sorgulamaya davet eden üslup ise metnin niyetini ve ahlakını açıkça ortaya koyuyor. Bu yönüyle yazı, hakikati savunurken kalbi katılaştırmayan, aklı yücelten ama mutlaklaştırmayan nadir metinlerden biri olmuş. Düşünce dünyamızda bu tür metinlere gerçekten ihtiyaç var. Kaleminize sağlık hocam. Rabbimiz hayırlara vesile eylesin. Amin.