
Dünyanın gündemi her geçen gün yeni krizlerle değişirken, Gazze‘de yaşanan insani dram ise milyonlarca insanın hafızasından yavaş yavaş silinme tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Uluslararası siyasette yeni ittifaklar, ekonomik rekabetler, spor organizasyonları ve diplomatik gelişmeler ön plana çıkarken, aylardır abluka altında yaşam mücadelesi veren Gazze halkının sesi eskisi kadar güçlü duyulmuyor.
Uluslararası yardım kuruluşlarının yayımladığı son değerlendirmeler, bölgede insani şartların hâlâ son derece ağır olduğunu ortaya koyuyor. Sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan sıkıntılar, temiz su ve gıda yetersizliği, yerinden edilen ailelerin barınma sorunları ve çocukların maruz kaldığı psikolojik travmalar, Gazze‘de hayatın olağan akışını neredeyse imkânsız hâle getiriyor.
Uzmanlar, çatışmaların yoğunluğunun zaman zaman azalmasının, insani krizin sona erdiği anlamına gelmediğini vurguluyor. Bölgede yaşam mücadelesi veren siviller için kalıcı çözüm sağlanamadığı sürece, temel ihtiyaçlara erişim ve güvenlik sorunlarının devam edeceği ifade ediliyor.
Küresel medya gündemi son haftalarda uluslararası zirveler, ekonomik gelişmeler, spor organizasyonları ve bölgesel güvenlik başlıklarına yoğunlaşırken, Gazze’den gelen haberlerin görünürlüğünde belirgin bir azalma yaşandığı gözlemleniyor.
İletişim uzmanlarına göre, uzun süren çatışmalar zamanla kamuoyunda “alışma etkisi” oluşturabiliyor. Sürekli tekrar eden görüntüler, ilk günlerdeki güçlü toplumsal reflekslerin zayıflamasına neden olabiliyor. Ancak bu durum, sahadaki insani gerçekliği değiştirmiyor.
İnsani yardım kuruluşları, uluslararası toplumun dikkatinin Gazze’den uzaklaşmaması gerektiğini belirterek, özellikle çocuklar, yaşlılar ve hastalar için sürdürülebilir insani yardım koridorlarının önemine dikkat çekiyor.
Uzmanlar, savaşların yalnızca cephede yaşanmadığını; açlık, susuzluk, sağlık hizmetlerine erişememe ve eğitimden mahrum kalmanın da uzun vadeli insani sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor.
Türkiye, diplomatik girişimlerin sürdürülmesi ve insani yardımların artırılması yönündeki çağrılarını uluslararası platformlarda dile getirmeye devam ediyor. Yetkililer, bölgede kalıcı ateşkesin sağlanmasının ve sivillerin korunmasının öncelikli hedef olması gerektiğini vurguluyor.
Analistler ise Gazze meselesinin yalnızca bölgesel bir kriz olarak değil, uluslararası hukuk, insan hakları ve küresel vicdan açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Rüzgâr yine esiyor…
Kuşlar yine gökyüzünde özgürce kanat çırpıyor.
Çocuklar yine parklarda koşuyor.
Dünyanın büyük şehirlerinde insanlar alışveriş merkezlerini dolduruyor, tatil planları yapıyor, yeni telefonların tanıtımlarını izliyor, futbol maçlarını konuşuyor.
Hayat, milyonlarca insan için normal akışında devam ediyor.
Fakat aynı güneşin doğduğu Gazze‘de…
Bir anne, bugün de evladını doyurmanın hesabını yapıyor.
Bir baba, yıkılmış evinin taşları arasında “Belki bir fotoğraf albümü kalmıştır.” diye umut arıyor.
Bir çocuk ise gökyüzüne baktığında kuşları değil, savaş uçaklarını hatırlıyor.
**
Belki elimizden savaşları durdurmak gelmeyebilir.
Ama unutmamak elimizdedir.
Dua etmek elimizdedir.
Mazlumun sesini duyurmak elimizdedir.
Çocuklar ölürken eğlencenin esiri olmamak elimizdedir.
Çünkü bazen bir paylaşım değil, samimi bir dua…
Bazen yüksek sesli bir slogan değil, içten bir gözyaşı…
Bazen de kalbin sessiz itirazı, tarihin yönünü değiştirecek kadar değerlidir.
Bugün Gazze‘yi konuşmamak, sadece bir haberi eksik bırakmak değildir.
Vicdanımızın bir sayfasını boş bırakmaktır.
Ve unutmayalım…
Bir gün tarih bize, hangi telefonu kullandığımızı sormayacak.
Hangi takımı tuttuğumuzu da sormayacak.
Belki şunu soracak:
“Mazlumlar yardım beklerken sen neredeydin?”
İşte o gün vereceğimiz cevap, bugün sustuğumuz kadar ağır veya konuştuğumuz kadar hafif olacaktır.
İSLAMİ HABER “MİRAT”