
Gazze’de çocuklar açlıktan ölüyor. Anneler, yiyecek bulamadığı için çocuklarının gözlerindeki son ışığı sönerken çaresizce bakıyor. Babalar, enkazların altında kaybettikleri evlatlarını elleriyle toprağa verirken gözyaşlarını içine akıtıyor. Ve bütün bunlar, dünyanın gözü önünde oluyor.
7 Ekim 2023’ten bu yana İsrail denilen terör örgütü, Gazze’yi sistematik şekilde bombalıyor. Resmî verilere göre 60 binden fazla insan öldü, 150 binden fazla insan yaralandı ve sakat kaldı. Gazze’deki hastaneler, okullar, camiler, kiliseler, mülteci kampları hedef alındı. Bugün ise Gazze sadece bombalarla değil, açlıkla da öldürülüyor.
Birleşmiş Milletler’in raporlarına göre Gazze’de on binlerce çocuk yetersiz beslenmeden dolayı ölüme sürükleniyor. İnsanlığın en masum yüzleri, gözlerimizin önünde eriyor. Ve dünya, koca dünya, hâlâ “ateşkes çağrıları”ndan öteye geçemiyor.
Bombalarla, açlıkla yetinmeyen Tel Aviv yönetimi, şimdi de Gazzelileri topraklarından sürmeyi planlıyor. Yani Filistinliler, 1948’de yaşadıkları **“Nakba”**nın yeni bir versiyonuna zorlanıyor. Bu, sadece Gazze’nin değil, bütün Filistin’in haritadan silinmesi anlamına geliyor.
Peki dünya buna ne diyor? Sessizlik… Batı başkentlerinden yükselen cılız sesler dışında fiili anlamda kimse dur diyemiyor. Uluslararası hukuk, kağıt üzerinde kalıyor. İnsan hakları örgütleri, rapor üstüne rapor yazıyor ama hiçbir caydırıcı adım atılamıyor.
Ancak dikkat çekici bir başka gelişme de var: Tel Aviv’in kalbinde, İsrail sokaklarında binlerce sağduyulu Yahudi, Netanyahu hükümetine karşı “Bu savaş dursun!” diye haykırıyor. Ellerinde “Gazze’deki çocukların kanı bizim ellerimizde olmasın” yazılı pankartlar taşıyorlar. Dünyanın görmezden geldiği vahşeti, onlar kendi meydanlarında haykırıyor.
Bu gösteriler, bize şunu hatırlatıyor: Gazze meselesi sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın meselesidir. Vicdanı olan herkesin, bu zulme “dur” demesi gerekir.
Bugün herkes aynı soruyu soruyor: Bu işin sonu ne olacak?
Eğer dünya sessiz kalmaya devam ederse, Gazze’de yaşananlar sadece bir “soykırım” olarak tarihe yazılmayacak; aynı zamanda insanlığın topluca iflası olarak anılacak. Çünkü hiçbir millet, başka bir halkı açlıkla, bombalarla ve sürgünle yok etmeye kalktığında cezasız kalmamalı.
Ama sonu başka türlü de olabilir… Eğer dünya halkları, sağduyulu Yahudilerle birlikte bu vahşete karşı birleşirse, eğer Müslüman ülkeler çıkar hesaplarını bırakıp gerçek bir irade ortaya koyarsa, Gazze direnişi yeni bir umut ışığına dönüşebilir.
Gazze bugün sadece Filistinlilerin değil, insanlığın imtihanıdır. Ya susup zalimin yanında yer alacağız, ya da sesimizi yükseltip mazlumun yanında.
Unutmayalım: Bugün Gazze’ye sahip çıkmazsak, yarın kaybedeceğimiz sadece Filistin değil; insanlığımızın ta kendisi olacak.