Makale

MEAL KUR’AN MIDIR? MEALDEN KUR’AN’I ANLAMANIN İMKÂN VE SINIRLARI

MEAL KUR’AN MIDIR? MEALDEN KUR’AN’I ANLAMANIN İMKÂN VE SINIRLARI

Kur’an’ı Arapça aslından okumak Müslümanların hayatında önemli bir yere sahiptir. Fakat Kur’an’ın mesajını anlamak da en az onu okumak kadar önemli ve Allah katında makbul bir ameldir. Toplumun çoğunluğu böyle kabul etmese de bu hakikatin bilinmesi gerekir. İşte tam bu noktada “meal” karşımıza çıkar. Peki, meal nedir? Kur’an’ı anlamak için yeterli midir? Her okuduğumuz mealde yazılana doğrudan doğruya Kur’an’ın hükmü olarak bakabilir miyiz?

Bu soruların cevabını doğru verebilmek için önce önemli bir ayrım yapmak gerekir: Meal okumak başka, mealcilik başkadır.

Meal, Kur’an’ın başka bir dile aktarılmış anlamıdır. Dolayısıyla Türkçe konuşan bir Müslüman için meal, Kur’an’ın mesaj dünyasına ulaşmayı sağlayan önemli bir vasıtadır. Kur’an’ın tamamını ayrıntılarıyla ve derinliğiyle kavramayı sağlamasa da okuyucuya onun ana mesajlarını, dünya görüşünü, emir ve yasaklarını, insanın Allah’a, kendisine ve çevresine karşı sorumluluklarını genel hatlarıyla tanıma imkânı verir.

Bu açıdan bazılarının yaptığı gibi meal okumayı yanlış bulmak veya küçümsemek doğru değildir. Aksine günümüz insanı için meal, Kur’an’la daha doğrudan bir ilişki kurabilmenin önemli yollarından biridir. Dinî bilgileri yalnızca çevreden duyulan parçalı ve eksik bilgilerle öğrenmek yerine Kur’an’ın bütününe bakabilmek, kişinin zihninde daha kapsamlı bir din tasavvurunun oluşmasına katkı sağlayabilir.

Ancak burada çok önemli bir sınır vardır: Meal, Kur’an’ın kendisi değildir.

Her tercümede olduğu gibi Kur’an tercümesinde de kaynak metin ile hedef dil arasında birtakım farklılıkların ortaya çıkması kaçınılmazdır. Bir kelimenin Arapçadaki anlam alanı, Türkçedeki tek bir kelimeyle bütünüyle karşılanamayabilir. Kur’an’ın edebî üslubu, mecazları, çağrışımları ve anlam zenginliği de başka bir dile bütünüyle taşınamayabilir. Bu nedenle hiçbir mealin Kur’an’ın bütün anlam dünyasını eksiksiz biçimde yansıttığı söylenemez.

Bu durum, farklı meallerin neden farklı ifadeler kullandığını da açıklar. Aynı ayetteki bir kelimeyi bir mütercim bir anlamıyla, başka bir mütercim ise başka bir anlamıyla çevirebilir. Çünkü mütercim, sahip olduğu ilmî birikim ve benimsediği yorum çerçevesinde mümkün anlamlardan birini tercih etmek durumunda kalabilir. Bu sebeple farklı mealler görmek başlı başına bir problem değildir. Her farklılığı “Biri doğru, diğeri yanlış” şeklinde değerlendirmek de doğru bir yaklaşım olmaz.

Tabii burada Kur’an’ı anlamanın metodik ilkelerine riayet eden mealler açısından bunları söylüyoruz. Yoksa piyasada maalesef keyfi olarak hazırlanan ve meal diye sunulan birçok çalışma vardır ki bunları kastetmiyoruz.

Meal, sonuçta insan emeğinin ürünüdür. Kur’an ilahî kelamdır; meal ise o ilahî kelamın anlaşılması için yapılan beşerî bir çabadır. Dolayısıyla mealin hata, eksiklik ve yorum farklılıklarından tamamen uzak olması beklenemez. Bu nedenle bir meali eleştirmek, Kur’an’ı eleştirmek anlamına gelmez. Eleştirinin konusu, mütercimin anlam tercihi ve bunu hedef dile aktarma biçimidir.

Tam da bu noktada meal okurunun dikkat etmesi gereken önemli bir husus ortaya çıkar: Bir meali okuduğumuzda aslında sadece Kur’an metniyle değil, aynı zamanda mütercimin yorumuyla da karşı karşıya olduğumuzu bilmeliyiz.

Bu yüzden yalnızca Arapça bilmek, iyi bir meal hazırlamak için yeterli değildir. Kur’an’ın dilini bilmenin yanında ayetin bağlamını, nüzul şartlarını, tarihî arka planını, üslubunu ve tefsir geleneğini de dikkate almak gerekir. Sadece sözlükteki kelime karşılıklarını yan yana getirmek, Kur’an’ın anlamını doğru biçimde Türkçeye aktarmaya yetmez.

Meal okurken dikkat edilmesi gereken bir başka husus da Kur’an’ın bağlamıdır.

Kur’an yaklaşık yirmi üç yıllık bir süreç içerisinde nazil olmuştur. İlk muhatapları belirli bir tarihî, kültürel ve toplumsal ortamda yaşamaktaydı. Onlar, ayetlerin hangi olaylar üzerine indiğini ve hangi şartlarda nazil olduğunu büyük ölçüde biliyorlardı. Bugünün okuyucusu ise bu tarihî dünyanın oldukça uzağındadır. Bu nedenle bazı ayetleri yalnızca mealinden okuyarak anlamaya çalışmak yanlış sonuçlara götürebilir.

Demek ki Kur’an’ı anlamak, sadece kelimeleri çevirmekten ibaret değildir.

Bir diğer önemli husus ise Kur’an’ın bütünlüğüdür. Bazen bir ayeti tek başına okuduğumuzda zihnimizde soru işaretleri oluşabilir. Hatta bazı ayetler arasında çelişki varmış gibi bir izlenim ortaya çıkabilir. Oysa ayetlerin tamamı ve nüzul şartları dikkate alındığında bu görüntünün ortadan kalktığı görülebilir. Bu nedenle Kur’an’dan bir hüküm veya düşünce çıkarırken tek bir ayete dayanmak yerine Kur’an’ın bütünü içerisindeki anlam örgüsünü dikkate almak gerekir.

Ayrıca Kur’an, alıştığımız kitaplar gibi konu konu ve sistematik başlıklar altında ilerleyen bir eser değildir. Aynı sûrede hatta aynı sayfada iman, ahlak, ibadet, tarih, âhiret ve toplumsal hayatla ilgili farklı konular iç içe bulunabilir. Bu durum ilk bakışta okuyucuya dağınık gelebilir. Fakat bu, Kur’an’ın kendine özgü hitap ve anlatım biçimidir.

Kur’an’ın tekrarları da aynı şekilde değerlendirilmelidir. Modern okuyucu tekrarları bazen gereksiz bir yineleme olarak görebilir. Oysa Kur’an’ın hitabî ve canlı anlatımında tekrarların önemli bir işlevi vardır. Temel mesajların farklı vesilelerle tekrar edilmesi, onların insanın zihnine ve gönlüne yerleşmesine hizmet eder. Peygamber kıssalarının farklı sûrelerde farklı yönleriyle anlatılması da bunun bir başka örneğidir.

Bütün bunlar bize şunu gösteriyor: Meal okunmalıdır; fakat meal tek başına okunup bitirilecek bir kitap olarak görülmemelidir.

Meal, Kur’an’ın anlam dünyasına açılan önemli bir kapıdır. Fakat kapıdan içeri girdikten sonra daha derin bir anlam yolculuğuna ihtiyaç duyulabilir. Dolayısıyla gerektiğinde tefsirlere, Kur’an ilimleriyle ilgili çalışmalara ve güvenilir ilmî kaynaklara başvurulmalıdır.

Bir de “mealcilik” ile meal okumayı birbirine karıştırmamak gerekir. Dini yalnızca meallerden öğrenebileceğimizi düşünmek, İslam’ın asırlık tefsir ve yorum birikimini, Hz. Peygamber’in sünnetini ve Kur’an’ın nüzul şartlarını göz ardı etmek anlamına gelir. Meal okumak teşvik edilmelidir; fakat meal, dinin bütün kaynaklarının yerine geçirilmemelidir.

Son olarak belki en önemli nokta şudur: Kur’an’ı okumadaki amacımız ne?

Sadece bilgi edinmek için mi?

Kültürümüzü artırmak için mi? Yoksa Allah’ın mesajını anlayıp hayatımızı onun doğrultusunda değiştirmek için mi?

Kur’an’dan gerçek anlamda istifade edebilmek için okuyucu, kendisini onun muhatabı olarak görmelidir. Ayetlerin başkalarına değil, kendisine de hitap ettiğini düşünmelidir. Dinlediği mesaj karşısında değişmeye, kendisini sorgulamaya ve hayatını yeniden düzenlemeye hazır olmalıdır. Bunun yanında meal okumayı geçici bir merak olmaktan çıkarıp düzenli bir alışkanlık hâline getirmek önemlidir.

Çünkü Kur’an’la kurulan ilişki yalnızca zihinsel bir bilgi edinme faaliyeti değildir. Asıl hedef, onun mesajının insanın düşüncesine, gönlüne ve davranışlarına yansımasıdır.

Öyleyse mealden uzak durmak da, okuduğu her meal ifadesini mutlak biçimde Kur’an’ın kendisi kabul etmek de doğru değildir.

Doğru olan, meali Kur’an’a açılan bir kapı olarak görmek; o kapıdan içeri girerken de ilmin, bağlamın, tefsirin ve Kur’an’ın bütünlüğünün rehberliğinden yararlanmaktır.

Çünkü mesele yalnızca Kur’an’ın ne söylediğini okumak değil, onun bize ne söylediğini anlayabilmek ve anladığımızı hayatımıza taşıyabilmektir.

Prof. Dr. İbrahim Hilmi Karslı

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Önemi bir konu, vukufla incelenmiş. Ben de yararlandım. Yazarımızdan Allah razı olsun.

Recent Posts

  • Genel

ESED REJİMİNİN GENERALİ DURGAM YAKALANDI

ESED REJİMİNİN GENERALLERİNDEN DURGAM TARTUS’TA YAKALANDI 1982 Hama Katliamı’na katılmak ve 2011’de başlayan halk gösterilerinin…

2 saat ago
  • Spor

Kayserispor, üç ay önce kaçırdığı Süper Lig hedefinin ardından yeni sezonda küme hattında

Üç ay önce Süper Lig’e çıkmayı tek maçla kaçıran Kayserispor, yeni sezonda düşme hattında yer…

2 saat ago
  • Gündem

Piyasalarda Büyük Deprem Nike Hisseleri Düştü

ABD’li spor giyim devi Nike, piyasa değerindeki tarihi erimenin ardından çatı endekslerden biri olan S&P…

2 saat ago
  • Genel

HAYVANSEVER OLDUĞUNU İDDİA EDENLERİN ÇELİŞKİLERİ VE TUTARSIZLIKLARI

HAYVANSEVER OLDUĞUNU İDDİA EDENLERİN ÇELİŞKİLERİ VE TUTARSIZLIKLARI 1. Felsefe ve Etik Disiplini Açısından Eğer 'hayvan…

3 saat ago
  • Gündem

Batman’da İslami Düğün Coşkusu: Yaşasın Şeriat Sesleri Yükseldi

Batman’da İslami Düğün Coşkusu: “Yaşasın Şeriat” Sesleri Yükseldi Batman’da düzenlenen İslami bir düğün, dikkat çeken…

4 saat ago
  • Genel

BİR DİL UZMANINDAN YAPAY ZEKA DESTEKLİ EKONOMİ ANALİZİ: “KAMUFLASYON” SEMPTOMLARINDAN BORÇ PARA SİSTEMİNİN KÖKLERİNE

BİR DİL UZMANINDAN YAPAY ZEKA DESTEKLİ EKONOMİ ANALİZİ: "KAMUFLASYON" SEMPTOMLARINDAN BORÇ PARA SİSTEMİNİN KÖKLERİNE Sözcüklerin…

4 saat ago