islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
49,7621
EURO
55,8463
ALTIN
6.412,34
BIST
11.116,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Salı Hafif Yağmurlu
15°C
Çarşamba Çok Bulutlu
17°C
Perşembe Yağmurlu
17°C
Cuma Hafif Yağmurlu
15°C

GIDA ENDÜSTRİSİNİN SÖMÜRÜSÜNDEN NASIL KURTULABİLİRİZ?

GIDA ENDÜSTRİSİNİN SÖMÜRÜSÜNDEN NASIL KURTULABİLİRİZ?

GIDA ENDÜSTRİSİNİN SÖMÜRÜSÜNDEN NASIL KURTULABİLİRİZ?

İnsanoğlu, tarih boyunca tarladaki tohuma, daldaki meyveye ve suyun akışına saygı duyarak doğayla uyum içinde bir beslenme kültürü inşa etmiştir. Ancak son yüzyılda tanıklık ettiğimiz sanayileşme süreci, gıdayı temel bir yaşam hakkı ve şifa kaynağı olmaktan çıkarıp, küresel sermayenin çıkarlarına hizmet eden endüstriyel bir emtiaya dönüştürmüştür.

Postkolonyal bir perspektifle bakıldığında; günümüz gıda endüstrisi, tarlaları sömürgeleştirmekle kalmamış, algılarımızı, damak tadımızı ve hatta biyokimyamızı zapt etmiştir. Yüksek fruktozlu mısır şurupları, rafine tohum yağları, ultra işlenmiş gıdalar ve ambalajlara basılan çekici yalanlar; “daha sağlıklı, daha hızlı, daha ucuz” vaatleriyle soframıza sızmıştır. Bilimsel araştırmaları fonlayarak kavramların içini boşaltan bu sistem, geleneksel beslenme hafızamızı silmiş ve toplumları kronik hastalıklara, gıda bağımlılığına ve tek tipleşmiş bir beslenme modeline mahkûm etmiştir. Gıda endüstrisinin küresel çapta kurduğu hegemonya, sadece biyolojik sağlığımızı değil; aynı zamanda yerel tarım kültürlerini, gıda egemenliğini ve kolektif beslenme bilincimizi de ipotek altına almıştır. 

Postkolonyal eleştirel teoriden beslenen, etik, dürüst ve erdemli gıda mühendisleri; modern gıda sanayiini küresel batı merkezli bir “gıda sömürgeciliği” (food colonialism) olarak tanımlar. Bu eleştirel perspektife göre endüstri, ultra işlenmiş gıdaları (UPF) kitlelere pazarlayabilmek için bilimsel araştırmaları fonlamış, kavramların içini boşaltmış ve halka “doğru bilinen büyük yanlışları” empoze etmiştir. Bugün doğru olduğunu zannettiğimiz birçok beslenme ezberi, aslında dev gıda kartellerinin pazarlama stratejilerinden ibarettir. Bu hegemonik kuşatmayı kırmak; sadece ne yediğimizi sorgulamakla değil, gıda üzerindeki özgürlüğümüzü ve biyolojik bağımsızlığımızı yeniden kazanmakla mümkündür.

Vedat Kat

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.