
“Rabbim! Beni ve çocuklarımı putlara kulluk etmekten uzak tut.” Hz. İbrahim’in asırlar öncesinden çöle bıraktığı bu sarsıcı yakarış, yalnızca taştan ve ahşaptan yontulmuş kör, sağır ve dilsiz heykellere karşı bir zırh mıydı? Kur’an’ın evrensel ufkundan süzülen hakikat bize fısıldar ki; bu dua, zamana ve mekâna göre kılık değiştiren, insanlığın her çağına pusu kurmuş zamansız bir tehlikeye karşı uyanış çağrısıdır. Şirk, ilk insanların ilkel ritüellerine sıkıştırılacak kadar basit bir tarih malzemesi değildir. Putperestliğin mahiyetini antik dönemin kaba figürlerine indirgemek, modern insanın ruhunu kuşatan, rafine ve görünmez putları gözden kaçıran en vahim körlüktür.
Gerçek şu ki, tarih boyunca hiçbir taş parçası kendi kendine konuşmamış, hiçbir ahşaptan suret tebaa talebinde bulunmamıştır. Putlar, kitlelerin hürriyetini gasp eden yeryüzü müstebitlerinin, yani tağutların, mutlak otoritelerini gizlemek için arkasına saklandıkları birer maskedir. Modern çağda putlar artık sadece meydanları süsleyen mermerler değil; kalpleri ve zihinleri işgal eden ideolojiler, kutsallaştırılan doktrinler ve dogmalaşan seküler kavramlardır. Milliyetçilik, asabiyet, sınıfsal ihtiraslar veya vatan adı altında sunulan putlaştırılmış değerler. Allah’ın kelâmı ile çeliştiği an O’nun nizamının önüne geçiriliyorsa, işlevsel olarak antik bir heykelden hiçbir farkı kalmamış demektir. İnsanın bu soyut kavramlar uğruna ahlakını, namusunu ve canını feda etmesi, çağdaş birer mabed bekçisine dönüşmesinden başka bir şey değildir.
Günümüzde putperestlik, şekil değiştirerek hayatın tam merkezine yerleşmiştir. Modern dönemin putları; kontrolsüz tüketim çılgınlığı, kariyer ve güç hırsı, sosyal medyadaki sahte onaylanma arzusu ve sınırsız hazcılıktır (hedonizm). İnsan, teknolojinin ve paranın mutlak gücüne taparcasına bağlandığında, dijital ekranların karşısında saatlerce rükûa durur gibi eğildiğinde ve geçici dünyalıklar uğruna ahlaki ilkelerini çiğnediğinde modern bir putperestliğin kurbanı olmaktadır. Moda akımlarının dikte ettiği yaşam tarzlarını körü körüne benimsemek, kapitalist sistemin ürettiği markaları birer statü sembolü haline getirip onlara kutsallık atfetmek, antik çağın tapınaklarında sunulan kurbanlardan farksızdır. Günümüz insanı, kendi elleriyle inşa ettiği bu seküler kulelerin ve konfor alanlarının gölgesinde, farkında olmadan görünmez zincirlerle bağlanmış birer köleye dönüşmektedir.
Modern putperestliğin kılcal damarlarına indiğimizde, karşımıza üç büyük çağdaş sunak çıkar:
Bugün modern Müslümanlığın en trajik yanılgısı, dini sadece vicdanın loş dehlizlerine ve belirli bireysel ritüellere hapsetmesidir. Alındaki secde izi, dildeki vird veya huşuyla tutulan oruç, insanı mutlak manada tevhid ufkuna taşımaya yetmez. Bir toplum ibadet saflarında Allah’ın huzurunda eğilirken; siyasi, hukuki ve sosyal hayatın tanziminde vahiy dışı kanun koyucuların önünde diz çöküyorsa, orada gizli bir şirk akıntısı var demektir.
Değer yargılarını vahyin berrak pınarından değil de modernizmin bulanık sularından alanlar, kılık-kıyafetten yaşam tarzına kadar egemen kültürlerin modasını ilah edinircesine taklit edenler, kelime-i şehadetin özündeki o büyük “Hayır!” çığlığıyla çelişmektedirler. Şirkin kapısını aralamak için Allah’ı tamamen inkâr etmek gerekmez, O’na ait olan mutlak egemenlik ve itaat hakkını hayatın herhangi bir alanında başka bir merciye devretmek kâfidir.
Putpersetlik, tarih bpyunca özellikle insanoğlunun Yahudi ırkında çok daha fazla görülmüş ve gözlemlenmiştir. usa Alyhisselâm’ın Yahudileri Firavunun errinden kurtardıktan sonra, O’nun Tur Dağına çıkışını fırsat bilip, munafık SAMİRİ’nin eşfiği ile aLTIN BUZAĞINA tapınmaları onalrın en büyük isyankârlıkalrından birisdir !..Şu kadar var ki, sadeceyhudiler değil, bütün ırklrda bu PUTPERSETLİK eğilimi vardır.Çünkü, HERKES insanları Rab ve tapınma konularında sürekli İĞFAL edip, saptıran NEFİS ve ŞEYTAN gibi iki büyük düşmanın saldırılarına maruzdur ! Ve bunların şerrinden de ancak Rabbimizin muhafazave hıfz-u himaye ettiği kullar kurtulabilmektedir. Rabbimiz bu kurtulan kullarına dahil ede dşiyorum.