
Ahlâken bozulmuş bir nesil veya İslâmî hareket önce marjinalleşir, sonra da yok olur. Marjinalleşmemek ve yok olmamak için hareketin üyeleri, Kur’an ahlâkıyla/Muhammedî ahlâkla donanmak zorundadırlar. Bu meyanda hareket öncüleri kendileri ve üyeleri önce marifetullah konusunda derinleşip tahkikî bir tevhidi bilinç kazanmalıdırlar. Tevhit altyapısı, Kur’an’ın emrettiği seviyeye gelip kalbe yerleşmeden ahlâk ve ibadet, bir anlam ifade etmez. Her zaman önce tevhit ve tahkikî iman gerekir. Tevhidin gönüllerde kök salmasından ve marifetullahın kalbi istilâ etmesinden sonra İslâm’ın ahlâkıyla ahlaklanmak esastır. İslâm ahlâkının mücessem hâli, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) hayat tarzıdır. İslâm ahlâkında derinleşmek isteyen Müslümanlar; En‘âm suresi, İsrâ suresi 1-40. ayetler, Mü’minûn suresi 1-10. ayetler, Nûr suresi 1-31. ayetler, Furkan suresi 63-77. ayetler, Ahzâb suresi ve Hucurât suresinin anlam alanlarına göre kendilerini ve toplumu ahlaki bir eğitimden geçirmelidirler. Hatta bu surelerin her birinin ekseninde ahlaki kurumlar oluşturulmalıdır. Bugün toplumun en önemli eksiği, itikat ve ahlâk alanlarıyla alâkalıdır. Her iki alanda savrulmalar yaşanmaktadır. Mekke döneminde Kur’an öncelikli olarak iman ve ahlak alanını seçmiş ve ayetler bu iki konuda yoğunlaşmıştır. İman ve ahlak alanı eksik olan insanlar emanete layık olmadıkları için teklif yüklenemezler. Siyasal velayeti ise hiç üstlenemezler. Tevhidi ve ahlaki eğitimden geçip bu alanlarda üyelerini derinleştirmeyen hiçbir hareketin ve kurumun istikbali yoktur. Hareketlerin bekası tevhid ve ahlakla mukayyettir.
Unutmamalı ki dünyadaki İslâmî hareketlerin cılızlaşması ve kendilerinden bahsettirememeleri; ülkemizde ise İslâmî hareketin mektebî anlamda olmaması, daha varlık alanına çıkarken tevhidîlik ve ahlakilik ilkesinden yoksunluktan kaynaklanmaktadır. Müslümanların dillerinden düşürmedikleri “önce ahlâk ve maneviyat” ifadeleri, bir slogan olmaktan öte gitmedi. Toplumda canlı Kur’an’lar oluşmadı. Muhammedî ahlak tabanda karar kılmadı. Elimizde ahlaki değişim ve dönüşümle ilgili ne bir plân ne de bir müfredat var. Ahlâk alanını kurumlarımıza bile müstakil bir ders olarak koyamadık. Günahlardan kurtularak emaneti taşımaya lâyık bir ümmet vücuda getiremedik. Tevhidî ve ahlaki boşluk veya liyakatsizlik Müslümanlara siyasal başarının kapılarını açmadı. Hicret öncesi nazil olan İsrâ suresinin ilk 40 ayeti, Medine’nin iktidar kapılarının anahtarının ve iktidarın devamının tevhit ve ahlaki yeterlilikle olacağının müjdesini vermektedir. Bu müjde, bütün zamanlar için geçerlidir. Zamanla ve coğrafyayla mukayyet değildir.
Günahlar, Allah Teâlâ ile insan arasındaki engellerdir. Bu engeller, istiğfar ve nasuh tövbe ile yok edilmezse emaneti taşıyacak bir toplum vücuda getirilemez. Kur’an’da, ilahi sevgiyi ve itaati kaybeden kavimlerin helâkinden sıkça bahsedilmiştir. Aynı hatayı tekrarlamamak ve gazaba uğramamak, ahirette de Allah’ın rahmetinden mahrum olmamak için günahlara karşı dikkatli olmak çok önemlidir. Bilinmeli ki “Günahlar, küfrün postasıdır.” Kur’an ve sünnetin kebire diye tanımladığı büyük günahlara karşı oluşacak teyakkuz hâli, mekruhlara karşı da korunmayı beraberinde getirecektir. Günahlar emanete liyakatten kişiyi ve toplumu düşüren arızalardır.
Hz. Peygamber (s.a.v.), bazı günahların imanın zevaline yol açabileceğini belirtmiştir. Bu nebevi buyruklardan yola çıkarak bir sonuca varan akaid âlimleri; “Helal sayılarak işlenen her günah insanı küfre götürür.” kararında birleşmişlerdir. Hz. Muhammed (s.a.v.), toplumsal ve ahlaki yıkım getiren günahlarla ilgili daha sert bir dil kullanmış ve şöyle buyurmuştur: “Mümin, mümin olarak zina etmez; mümin, mümin olarak içki içmez; mümin, mümin olduğu hâlde hırsızlık yapmaz.”[1] Günahlara karşı İslâm milletini uyanık tutmaya çalışan Hz. Muhammed (s.a.v.), kişiyi günaha götüren yolları da yasaklamış ve bu çerçevede “Fuhşun gizlisini de alenisini de haram kılmıştır.”[2] “İnsanları güldürmek amacıyla yalan söyleyenlere yazıklar olsun.”[3] uyarısını yapmıştır. Günahları alenileştirmeyi yani; “Yaptığı günahı başkalarına anlatmayı (mücahirûn) Allah’ın (c.c.) affetmemesine”[4] neden olarak gören Resulullah’ın bizzat kendisi, günahların her türlüsünden her an uzak durarak tüm insanlığa örnek olmuştur. Zira onun günahlar konusundaki masumiyeti aynı zamanda şeriatın da masumiyetidir.
Hz. Peygamber’in uyarılarından hareketle sahabiler, günah işlemeyi ağır bir suç olarak görmüşlerdir. Günahı gözde büyütmeyle ilgili Abdullah b. Mesud (r.a.) şöyle demiştir: “Mümin günahlarını sanki üzerine düşecek bir dağ gibi görür. Facir ise günahlarını burnunun üzerine konan sinek kadar küçük görür.”[5] Enes b. Malik (r.a.) de sonraki kuşakların günahlara olan kayıtsızlığını görünce şöyle söylemekten kendini alamamıştır: “Sizler, bazı şeyleri yapmayı kıldan bile küçük görerek işliyorsunuz. Hâlbuki biz, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde onları yapmayı insanı helake götüren büyük günahlardan sayıyorduk.”[6]
Günahların büyüklüğünü ve küçüklüğünü, işlenen suçun kime karşı oluşu, devamlılığı ve bir başka günaha karşı kıyaslanışı belirlemiştir. Bu anlayıştan yola çıkarak, günahları tahdit etmekten ziyade, doğru anlayıp sakınmak daha önemlidir. Hz. Peygamberin (s.a.v.) “İnsanı helake götüren yedi günahtan sakının.”[7] uyarısı ise, sakınılacak günahlardaki öncelemeyi haber vermektedir. Bu günahlar şunlardır: “Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak (ve yaptırmak), öldürülmesini Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, mücahede anında savaş meydanından kaçmak (cihaddan firar etmek, cepheyi terk etmek),[8] iffetli, namuslu, kendisine yapılan iftiradan uzak ve habersiz mü’mine hanımefendileri (fuhuşla itham ederek) iftirada bulunmaktır.”[9] Hz. Peygamber (s.a.v.), zaman zaman, günümüz toplumlarının da çok işlediği; “can, mal, cinsel suçlar ve uyuşturucu”[10] tüketimine karşı lokal uyarılarda da bulunmuştur. Bu uyarılara riayet edilmeyecek olursa Yüce Allah, kendisiyle kulu arasına perde koyacağını ve kulun isteklerinin kabul edilmeyeceğini kutsi hadiste şöyle ifade buyurmuştur: “Marufu emrediniz, bana dua edip de duanıza icabet etmeyeceğim an gelmeden münkeri yasaklayınız. Böyle bir zaman geldiğinde istekte bulunursunuz da isteklerinizin karşılığını vermem; yardım talebinde bulunursanız ama yardım etmem.”[11] İlahi lütufların nüzulüne engel olan şeyler; toplumun ıslahına yönelik bir cehd ortaya koymamak ve isyanın tabana yayılmasına sessiz kalmaktır. Bireyin veya toplumun itikadi sapması, bu hal üzerine ölmesiyle neticelenirse en büyük vuslat sayılan “ru’yetullah” engellenmiş olur. Günahın vuslata engel oluşuna şu ayet işaret etmektedir: “Hayır, şüphesiz onlar, kıyamet günü Rablerini görmekten mahrum bırakılacaklardır.”[12] İnsan, hayatına Kur’an ve Sünnet’le anlam verir, itikadi anlamda yakini bir imana erer ve salih amellerle ihsan halinde davranışlar sergileyebilirse vuslata engel olan her şey ortadan kalkar. “Allah, kulundan; kulu da Allah’tan razı olur.”[13] Allah’ın razı olduğu kullar her türlü teklifi yüklenir ve emanete liyakatleriyle ilahi lütuflara mazhar olurlar.
[1] İbni Mace, Fiten, 3, H. no: 3936, II / 1299.
[2] Müslim, 49, Tevbe, 6, H. no: 2760, III / 2114.
[3] Ebu Davud, Edep, H. no: 4990, V / 265.
[4] Müslim, 53, Zühd, 8, H. no: 2990, III / 2291.
[5] Tirmizi, 38, Kıyamet, H. no: 2497, IV / 658.
[6] Ahmed, Müsned, III / 157.
[7] Tirmizi, Vesaya, 30, h.no: 12, c.VI, s.257.
[8] Bugün ayak bastığımız yerlerden başlamak suretiyle İslâm’ın hâkim olmadığı, emir alanının insanlara terk edildiği her yer cephemizdir. Kıyam ve cihad alanımızdır. (M. S.)
[9] Buhari, 23, Vesaya, c.III, s.195; Ebu Davud, 12, Vesaya, 10, h.no: 2874, c.III, s.294.
[10] Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, c.VII, s.293.
[11] Ahmed, Müsned, c. VI, s.139.
[12] Mutaffifin 83/15.
[13] Fecir 89/28.
Almanya’nın iş dünyası beklentileri iyileşti. Ekonomik göstergelerdeki olumlu gelişmeler, iş dünyasında iyimserliği artırdı.
Beşiktaş’ta Mohamed Salah transferi askıya alındı hakkında son gelişmeler. Beşiktaş, Mohamed Salah transferini finansal talepler…
Okan Buruktan transfer açıklaması hakkında son gelişmeler. Okan Buruk, transfer sürecine dair açıklamalarda bulundu ve…
MasterChef ana kadroya giren 9. kim oldu hakkında son gelişmeler. Dün akşam MasterChef Türkiye'de ana…
Zayıflama iğnesi olarak biliniyor. Metabolik hastalıklarda da kullanılabilen bu tedavi yöntemi, son yıllarda dikkat çekiyor.
Mahsun Kırmızıgül ve Feyza Altun, Ahbap soruşturmasında ifade verdi. Bu süreçte yaşanan gelişmeler ve açıklamalar…