
‘‘HAKİKATİN HATIRI, SADAKATİN HUKUKU..!’’
MAKALENİN SESLİ ANLATIMI
“Hakkı teslimden kaçınmadan, yanlışa teslim olmadan..!”
İnsanın yaşı ilerledikçe söyleyecek sözü çoğalıyor; fakat sözün mesuliyeti de ağırlaşıyor. Hele mesele, yıllardır içinde bulunduğunuz bir hareket, yakından tanıdığınız insanlar ve memleketin geleceği ise…
Her cümlede hem hakikatin hakkını vermek hem de kardeşliğin hukukunu gözetmek gerekiyor…
Malum, bizim irfanımızda, Resûlullah’ın (SAV) dünyadaki ömrüne hürmeten, altmış üç yaşını geride bırakanlar için kullanılan “haddi aşmak” tabiri vardır. Biz de bu yaşın eşiğinde, haddimizi bilerek fakat şahitliğin gereğini esirgemeden, tarihe birkaç cümle bırakmak istiyoruz…
Ne bir insanı kusursuz ilan etmeye ne de insanların emeğini bir kalemde silmeye hakkımız var.
Yetmişli yıllardan bugüne siyasi ve toplumsal hayatın içinde edindiğimiz tecrübe ve birikimle, son yirmi beş yıldır da bu kutlu yürüyüşün içinde bulunmuş bir kardeşiniz olarak ifade etmek gerekirse; hiçbir makam talebimiz, şahsi hesabımız, beklediğimiz hiçbir karşılık yoktur.
Derdimiz; milletin huzuru, memleketin istikameti ve çocuklarımıza bırakacağımız tertemiz bir ahlaki mirastır…
Son zamanlarda kimi çevrelerce sıkça dillendirilen bir söz var:
“Erdoğan iyi ama etrafı kötü!”
Elbette bu sözü samimi endişelerle söyleyenler vardır. Gördüğü yanlışları AK Parti camiasına yakıştıramayan, düzeltilmesini isteyen insanların kaygısını asla küçümseyemeyiz.
Ancak bu sözün arkasına sığınarak Cumhurbaşkanımıza doğrudan yöneltemedikleri itirazları, çevresindeki herkesi itibarsızlaştırarak dile getirenler de vardır.
Erdoğan sevgisini kendilerine kalkan yapıp AK Parti’ye yönelik asıl husumetlerini bu sevginin arkasına gizleyenlerin tavrı samimi eleştiriden ziyade, siyasi bir çelişkidir.
Bu noktada asıl sorulması gereken şudur:
“Etrafı” dediğimiz kimdir?
Birkaç isim mi? Bakanlar, milletvekilleri, teşkilatlar, bürokratlar mı? Yoksa yıllardır bu harekete gönül ve emek veren milyonlar mı?
Bu ülkeye hizmet etmiş dürüst insanları, gecesini gündüzüne katmış kadroları, hiçbir menfaat beklemeden çalışan teşkilat mensuplarını aynı suçlayıcı cümlenin içine doldurabilir misiniz?
Birkaç kişinin yanlışından milyonların mahkûmiyetini çıkarmak, adalet midir, hakkaniyet midir!
Elbette suç şahsidir. Sorumluluk somutlaştırılır, iddia delillendirilir, gereği de yapılır.
Aksi hâlde kötülükle mücadele ederken iyiliğin itibarını da tüketirsiniz…
Diğer taraftan, “Erdoğan’ın haberi yoktur!” diyerek her meseleyi açıklamaya çalışmak da hakikati teslim etmekten ziyade, yanlış yapanların sorumluluğunu görünmez kılan kolaycı bir savunmadır.
Elbette hiçbir yönetici işleyişteki her ayrıntıyı, yapılan her işlemi bilmez, bilemez.
Fakat adil bir yönetim anlayışı; doğru bilgiye ulaşacak mekanizmaları kurmayı, denetlemeyi ve ortaya çıkan yanlışların gereğini yapmayı da gerektirir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan da nihayetinde bir insandır; kendisine güvendiği kişilerde yanılabilir.
Ancak bir kişinin yanlışından bütün kadroları mahkûm etmek ne kadar adaletsizse, suçu işleyenin sorumluluğunu yok saymak da o kadar isabetsizdir.
Zira adalet, sevgimizin de öfkemizin de önünde yürümelidir…
HAKKI TESLİM ETMEK, HAKİKATİ GÖLGELEMEMEK!
Bizim Sayın Cumhurbaşkanımıza güvenimiz; temiz siyasi geçmişine, mücadele azmine, tecrübesine, milletle kurduğu bağa ve memleketine hizmet etme iradesine ilişkin kanaatimize dayanmaktadır.
Elbette bu kanaatimizin somut dayanakları da vardır…
Refah Partisi İstanbul İl Başkanlığından İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına, oradan Türkiye’nin yönetimine uzanan yarım asrı aşan siyasi mücadele ve hizmet birikimi…
Kanuni Sultan Süleyman Han’ın, “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi” sözünü hatırlatan; eski Türkiye’de hastane kapılarında yaşanan çilelerden sağlık hizmetlerine erişimde gerçekleştirilen tarihî dönüşüme…
Kıtaları denizin altından demiryoluyla birleştiren Marmaray’dan on binlerce kilometrelik yollara, köprülere, tünellere…
Savaşın ortasında diplomasiyle açılan, yaklaşık 33 milyon ton tahıl ve gıda ürününün mazlum coğrafyalar başta olmak üzere ihtiyaç sahiplerine taşınmasını sağlayan Karadeniz Tahıl Koridoru’ndan savunma sanayiindeki İHA, SİHA, KAAN ve TCG Anadolu’ya…
Togg’dan Karadeniz doğal gazına kadar, bütün siyasi tartışmaların ötesinde, milletimizin hayatına dokunan, ülkemizin imkân ve kabiliyetlerini büyüten tarihî kazanımlar…
Her biri mühendisimizin aklını, işçimizin alın terini, milletimizin emeğini ve gençlerimizin ümidini geleceğe taşıyan eserler…
Bütün bu hizmetleri yok saymak da, bu hizmetleri gerekçe göstererek yanlışları görmezden gelmek de hakkaniyet değildir!
Gelinen noktada, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da sıklıkla ifade ettiği gibi, uzun iktidar dönemlerinde yorulanlar, makamı hizmetin önüne geçirenler, istikametini kaybedenler çıkacaktır.
Hiçbir siyasi hareket, kendisini bu tehlikenin dışında göremez.
SADAKATİN İMTİHANI, YANLIŞ KARŞISINDA BAŞLAR!
Asıl ölçü, yanlışın hiç yaşanmaması değil; yanlış ortaya çıktığında gösterilen tavırdır.
Bir hareketin ahlakı da yalnızca bünyesindeki dürüst insanların varlığıyla değil, dürüst olmayanlara karşı işleyen kurallarıyla anlaşılır.
Bu sebeple yolsuzluk, rüşvet, nüfuz ticareti veya kamu hakkının ihlali iddiası varsa; isim, yakınlık ve geçmiş hizmet gözetilmeden araştırılır.
İddia hüküm yerine geçirilmez; siyasi aidiyet de araştırmanın önüne siper edilmez.
Suç sabitse gereği yapılır, iftira varsa insanın itibarı korunur.
Yanlış yapanın “bizden” olması, hesabı hafifletmez; aksine emanete sadakat sorumluluğunu ağırlaştırır.
Mesele, dürüst insanların kirlenmeden siyaset yapabileceği bir düzen kurabilmektir.
Siyasetin ölçüsüz maliyeti ve israfı önlenmeden yolsuzlukla mücadele, bataklığı kurutmadan sivrisineklerle mücadeleye benzer.
Bunun için siyasetin gelir ve gideri şeffaf, makamın ölçüsü ehliyet ve ahlak olmalıdır.
Kamu görevi zenginleşme kapısına dönüşmemeli; hakikati söyleyen dürüst insanlar yalnız bırakılmamalıdır.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tecrübesinin ve AK Parti’nin hizmet birikiminin, bu meselelerin çözümünde en güçlü imkân olduğuna inanıyoruz.
Ancak bu imkânın sonuç vermesi; liyakatin korunmasına, denetimin işlemesine, milletin sesinin aracısız duyulmasına ve gerektiğinde yanlış karardan dönülebilmesine bağlıdır.
Lidere sadakat ise, hakikatin ona ulaşmasına yardım etmektir.
Bizim durduğumuz yer tam da burasıdır…
Cumhurbaşkanımıza güveniyoruz. Bu güveni taşıyan nice dürüst insanın varlığını da biliyoruz.
Memleketin huzuru, milletimizin kardeşliği, güçlü, dirayetli ve müreffeh bir Türkiye en büyük dileğimizdir.
Muhalefetin varlığını demokrasinin gereği sayarken, içeride ve dışarıdaki devasa sorunlara çözüm üretebilecek, yeniden büyük ve güçlü Türkiye hedeflerini gerçekleştirecek en güçlü iradenin, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğindeki AK Parti olduğuna inanıyoruz.
Ancak bu inanç, bir temenniye sığınıp beklemek değil; iyiliği çoğaltma, yanlışı düzeltme sorumluluğudur.
Zira umut da kendiliğinden ayakta kalmaz; adaletle, emekle, dürüstlükle beslenir.
Yarın geriye dönüp baktığımızda, ne yapılan hizmetlere nankörlük etmiş ne de görülen yanlışlara mazeret üretmiş olmak istiyoruz.
Çünkü bizim için sadakat; emeğin hakkını teslim etmek, emaneti korumak ve gerektiğinde yanlışın karşısında durabilmektir.
Bizim sadakatten anladığımız; iyiliğe omuz vermek, bedeli ne olursa olsun hakikate şahitlik etmek, milletin emanetine namusumuz gibi sahip çıkmak ve yarın çocuklarımıza makamların, unvanların değil; alnı ak, başı dik taşıyabilecekleri tertemiz bir isim, lekesiz bir hatıra bırakabilmektir.
Vesselam!
Erol KAVUNCU / Uluslararası Siyaset Uzmanı
YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ”
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Yunanistan ve Hindistan’dan Girit Açıklarında Ortak Deniz Tatbikatı Yunanistan ve Hindistan deniz kuvvetleri, stratejik iş…
MODERN DEVLETİN ONTOLOJİK ZORUNLULUĞU: İCAT EDİLMİŞ ÖTEKİ Modern devletin varoluşsal meşruiyeti ve bekası, kendi sınırlarının…
İMAM GAZALİ’NİN İKTİDARLARA VE ALİMLERE SINIR ÇİZEN UYARILARI İslam düşünce tarihinin en parlak zekalarından biri…
İNGİLTERE'DE KAMUOYUNUN TEHDİT ALGISI DEĞİŞİYOR: HALK İSRAİL VE ABD'YE MESAFELİ İngiltere’de yürütülen geniş kapsamlı araştırmaya…
ABD'DE KONGRE EL DEĞİŞTİRDİ: TRUMP'IN EMPERYAL POLİTİKALARI FREN YİYECEK Mİ? Demokratlar Temsilciler Meclisi ve Senato'da…
SAVCI SAYAN’DAN FON VURGUNCULARINA: MİLLETİN PARASI KİMİN CEBİNDE? Fon vurgunu kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Basında…