Makale

HALİFELİK İSİMLERLE MÜMKÜNDÜR

İnsânın yeryüzü sahnesinde var oluşunun öncesinde Allah ile melekleri arasında bir konuşma geçmektedir. Bu konuşmada Allah meleklere; “Ben yeryüzünde bir halife var edeceğim[1] haberini verir. Melekler ise bu gelişmeye şu sözlerle karşılık verirler: “Seni övgüyle yüceltip takdîs eden bizler dururken, orada, bozgunculuğa ve yozlaşmaya yol açacak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?[2] Meleklerin bu gerekçeli açıklamasına Allah’ın verdiği cevap kısa ve özdür: “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.[3] İşte –temsili bu anlatımda– Allah’ın bilip de meleklerin bilemediği şeyin ne olduğu sorusunun cevabı âyette geçen “halife” kelimesinde saklıdır.

Halife” kavramı üzerinde geçmişte olduğu gibi bugün de birçok tartışmalar yapılmaktadır ve bu konuda net bir görüş birlikteliği yoktur. İslâm düşünürlerinin bazıları bunu insânın “Allah’ın halifesi” olduğu şeklinde yorumlamış[4], bazıları da bunun insâna fıtraten verilmiş muhakeme yeteneği olduğunu söylemişlerdir. “Halîfe” terimi “başkasının yerini aldı” anlamındaki “halefe” fiilinden türemiştir ve âyette insânın yeryüzündeki meşru hâkimiyetini göstermek için kullanılmıştır.[5] Başka bir ifâde ile insân, “yeryüzünde ona sahip çıkacak” şekilde var edilmiş ve bu yetenekte donatılmıştır. Bu düşünceyi Kur’ân’da açan/destekleyen ve “halife” kavramını sözünü ettiğimiz anlamda kullanan başka âyetler de vardır. Bu âyetlerde bütün insânlardan “yeryüzünün halifeleri” olarak söz edilmiştir.

Örneğin En’âm/165 âyet şöyledir: “O sizi dünyâya mirasçı yapmış ve bazınızı diğerlerinize derecelerle üstün kılmıştır ki bahşettiği şeyler[6] aracılığıyla sizi sınayabilsin. Şüphe yok ki Rabbiniz karşılık vermede hızlıdır: Ama, unutmayın ki, O gerçekten çok bağışlayıcıdır, rahmet kaynağıdır.”[7] Bir başka âyet ise Neml/62. âyetidir: “Peki kimdir, kendisine başvurduğunda darda kalmış olanın darına yetişen, kötülüğü gideren ve sizi yeryüzüne mirasçı kılan? Allah’la beraber başka bir ilâh, öyle mi? Aklınızda ne kadar az tutuyorsunuz [bütün bu gerçekleri]![8] Verdiğimiz bu iki âyette de “mirasçı” olarak çevrilen ifâdelerin orijinali “halife” kelimesidir. Buradan şunu da anlıyoruz ki; Kur’ân’ın insân için kullandığı “halife” kelimesi ontolojik bir anlam taşımakta ve siyâsal bir yönü bulunmamaktadır.

Bakara/31. âyette Allah, “halife” olmanın ne anlama geldiğini “safiyetlerinden dolayı kendilerini yeryüzüne sahip çıkmaya daha layık gören” meleklere şöyle anlatmaktadır: “Ve O, Âdem’e her şeyin ismini öğretti, sonra onları meleklerin önüne koydu ve ‘Dedikleriniz doğruysa haydi bu [şey]lerin isimlerini bana söyleyin bakalım!’ dedi.[9] Bu ifâdelerden anlıyoruz ki; Âdem’e/İnsân’a öğretilen/belletilen tüm isimler “halife” olmasının en önemli koşuludur. Öğretilen bu “isimler”in ne anlama geldiği veyâ ne olduğu sorusu da yine İslâm düşünürleri arasında farklı görüşlere neden olmuştur. Bu isimlerin, insânın özüne koyulan Allah’ın güzel isimleri olduğunu söyleyenler olduğu gibi bunların mantıkî tanımlama, soyutlama ve dolayısıyla kavramsal düşünme melekesi olduğunu söyleyenler de olmuştur. Başka bir ifâde ile insâna; bütün eşyânın isimlerini, mahiyetlerini, farklılıklarını idrâk edecek ve bunları gözlem/deney ile geliştirip açığa çıkaracak ilim/yetenek öğretilmiştir. Bu ilme eşyânın hakîkatini anlamayı yâni eşyânın neyi remzettiğini ve Allah’ın hangi isminin/isimlerinin tecellîsi olduğunu kavramayı da katmamız mümkündür.

Şimdi bu açıklamalardan sonra halifelik ve isimlerin öğretilmesi arasındaki bağı şöyle açıklayabiliriz. Yeryüzüne yerleştirilen insân; ne Allah’ın ve ne de kendinden önce yaşamış bir varlığın halifesidir. İnsân “yeryüzünün halifesidir” ve bu yönüyle yeryüzünü yaşanır kılmak, imar etmek, donatmak, korumak ve kollamakla sorumlu kılınmıştır. Daha öz ifâde ile yeryüzü insâna emânet edilmiştir ve insânın buradaki olumlu/olumsuz tutumu/davranışları onun halifelik görevini yapıp yapmadığının göstergesi olacaktır. İşte meleklerin göremediği/bilemediği/değerlendiremediği insânın bu iç dünyâsında taşıdığı eşyâyı açıklayabilme, tanımlayabilme ve isimlendirebilme potansiyelidir. Bu nedenle onlar isimler konusunda cevap verememiş ve sessiz kalmışlardır.

Sonra da bu konudaki acizliklerini Allah’a Bakara/32. âyette şöyle itiraf etmişlerdir: “Onlar: ‘Sen kudret ve egemenlikte kusursuz ve eksiksizsin! Senin bize bildirdiğin dışında bir bilgimiz yoktur. Doğrusu yalnız Sensin her şeyi bilen, gerçek hikmet Sahibi!’ diye cevap verdiler.[10] Görüldüğü gibi melekler, önce Allah’ın aşkınlığını, mutlaklığını yüceltmekte/övmekte, kayıtlanamayan ve sınırlanamayan yönüne vurgu yapmakta, sonra da bilgilerinin yalnızca Allah’ın öğrettiklerinden oluşmuş olduğunu söylemektedirler. Sözlerinin sonunda da Allah’ın her şeyi en ince ayrıntısına kadar bilen “Alîm” ismini ve hiçbir şeyi amaçsız/hikmetsiz yaratmayan “Hakîm” ismini zikretmektedirler.

Meleklerin bu ifâdelerinden anlaşılıyor ki, yeryüzüne halife olarak gönderilen insân, melekler gibi tek boyutlu değil çok boyutlu “komplike” bir varlıktır. Böyle bir varlığın ilmi eşyâyı sadece son hakîkat olarak gören değil, onu bâtıni/derûnî yönüyle de değerlendirebilecek, varlık/yaratılış hikmetini idrâk edebilecek donanımdadır. Başka bir ifâde ile melekler Allah’ın “sınırlı isimlerinin”, insân ise “tüm isimlerinin” bilgisini/tecellisini kendi varlığında açığa çıkaracak bir potansiyele sahiptir. Şimdi ise bu potansiyelin meleklere gösterilmesinin zamanı gelmiştir.

Bu nedenle Bakara/33. âyette Allah, tüm isimlerinin mazharı olan Âdem’den bu isimleri meleklere bildirmesini istemiştir: “O: ‘Ey Âdem, bu [şey]lerin isimlerini onlara bildir!’ buyurdu. [Âdem] isimleri onlara bildirince [Allah]: ‘Size, ‘göklerin ve yerin gizli gerçekliğini, açıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tümünü yalnız Ben bilirim’ dememiş miydim?’ dedi.[11] Bu istek/emir üzerine Âdem meleklere isimleri bildirmeye başladı yâni hem kendisinin hem de âlemin varlığını oluşturan ve aynı zamanda Allah’a işâret eden isimlerin taşıdığı mânâları kendinden açığa çıkarmaya başlayarak bunlardan melekleri haberdar etti. Bunun bir anlamı da potansiyel isimlerin “gayb”dan “şahadet”e yâni görünmeyenden/bilinmeyenden görünene/bilinene dönüşmesi ve farkındalık boyutuna çıkmasıydı. Bu bildirişin bir başka yönü de insânın sadece isimleri öğrenen değil, onlarla tasarruf edecek bir yetenekte/güçte olduğunun gösterilmesiydi.

Şüphesiz bu gerçeklik Bakara/30. âyette değindiğimiz, Allah’ın “Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” sözünün bir karşılığıydı. Bu ifâdenin biraz daha açılmış halini âyetin sonunda Allah meleklere tekrar hatırlatmakta ve “göklerin ve yerin gizli gerçekliğini, açıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tümünü yalnız Ben bilirim” demektedir. Âyette meleklere söylenen “gizlediklerinizi” ifâdesinden şunu çıkarıyoruz ki; meleklerin insânı yeryüzünde bozgunculuk ve kan dökücülük ile tanımlamalarının ardındaki gizli niyet halifeliğe kendilerini daha layık görmelerinin bir sonucuydu.

Öz olarak; Âdem’in yeryüzüne nasıl halife olduğunu anlatan bu âyetler aslında Âdem’in şahsında tüm insânlığın hikâyesini bize bildirmektedir. İnsân yeryüzünün halifesidir ve bu kutsal görevini yerine getirecek bir şekilde Allah tarafından öğretilmiş, isimlerle donatılmıştır. Bu potansiyel gerçeklik, tüm insânlığın içine yerleştirilmiştir. İnsâna düşense özündeki bu potansiyeli harekete geçirmesi ve bu isimlerin gücüyle yeryüzünü imar edip huzura, güvene kavuşturması, değer üretmesidir. Aynı zamanda bu faaliyet Allah’ın saklı kalmış isimlerinin de insânda/varlıkta açığa çıkmasıdır. Daha da ötesi insânın her an yeni bir realitede/işte olan Allah’ın bu külli irâdesine/tecellisine kendi isteğiyle katılması, varlığında isimleri yansıtmasıdır. Kısaca halife olmak; “isimleri müsemmaları ile bilmek, yaşamak ve yaşatmaktır.

NECMETTİN ŞAHİNLER 

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

[1] Bakara/30 “Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeten, kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâe, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn(tâ’lemûne).

[2] Bakara/30

[3] Bakara/30

[4] Kur’ân’ın hiçbir âyeti insânın Allah’ın halifesi olduğunu söylemez. İnsânın yeryüzünde halife olmasının gerekçesi, taşıdığı bilgi/bilme potansiyeli sayesindedir.

[5] Âdem’in soyu olan insân, yeryüzünde daha önce faaliyet göstermiş bir başka insân neslinin halefidir yâni onun yerine getirilmiştir. Ya da kendi türünden olmayan bir başka varlığın halifesidir.

[6] Karakter, güç, bilgi, sosyal statü, servet, vb.

[7] En’âm/165  “Ve huvellezî cealekum halâifel ardı ve rafea ba’dakum fevka ba’dın deracâtin li yebluvekum fî mâ âtâkum, inne rabbeke serîul ikâbi ve innehu le gafûrun rahîm(rahîmun).

[8] Neml/62  “Em men yucîbul mudtarra izâ deâhu ve yekşifus sûe ve yec’alukum hulefâel ard(ardı), e ilâhun meallâh(meallâhi), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).

[9] Bakara/31   “Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn(sadikîne).

[10] Bakara/32  “Kâlû subhâneke lâ ilme lenâ illâ mâ allemtenâ inneke entel alîmul hakîm(hakîmu).

[11] Bakara/33  “Kâle yâ âdemu enbi’hum bi esmâihim, fe lemmâ enbeehum bi esmâihim, kâle e lem ekul lekum innî a’lemu gaybes semâvâti vel ardı ve a’lemu mâ tubdûne ve mâ kuntum tektumûn(tektumûne).

 

Recent Posts

  • Gündem

Osman Erkan: “Sosyal Aile Olun, Yalnızlık Sanal Bağımlılığı Tetikler”

Osman Erkan: “Sosyal Aile Olun, Yalnızlık Sanal Bağımlılığı Tetikler”  Çekmeköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Okul…

30 dakika ago
  • Makale

KURUCU SÜNNİ İMAMLARDAN İMAM ŞAFİİ

KURUCU SÜNNİ İMAMLARDAN İMAM ŞAFİİ Gazze’de doğan İmam Şafii (h. 204/m. 820), daha çocukken babasının…

1 saat ago
  • Gündem

Mesut Özil: Uygur Türkleri Paylaşımı Sonrası Yaşadıkları

Mesut Özil: “Uygur Türkleri paylaşımı sonrası Arsenal’de her şey değişti” İngiliz ekibi Arsenal FC’den ayrılış…

2 saat ago
  • Makale

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, SESSİZ DÖNÜŞÜM

İSTANBUL SÖZLEŞMESİ, SESSİZ DÖNÜŞÜM İstanbul Sözleşmesi, resmî adıyla “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin…

2 saat ago
  • Gündem

Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü Ömer Çelik’ten Sumud Filosu’na Müdahaleye Sert Tepki

Adalet ve Kalkınma Partisi Sözcüsü Ömer Çelik’ten Sumud Filosu’na Müdahaleye Sert Tepki “İsrail’in barbarlığını lanetliyoruz”…

2 saat ago
  • Makale

BAKIN EY NAMAZ KILAN İDARECİLER!

BAKIN EY NAMAZ KILAN İDARECİLER! Bakın da ibret alın: Rakamlar “İmdat” diyor, siz hâlâ masal…

2 saat ago