islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,1930
EURO
50,5631
ALTIN
7.133,73
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

Hamasetten Gerçeğe Siyasetin Sınavı

Hamasetten Gerçeğe Siyasetin Sınavı
15/11/2025 11:52
A+
A-

Hamasetten Gerçeğe Siyasetin Sınavı

Bugünlerde siyaset sahnesinde gözlemlediğimiz manzaralar, sadece bir iktidar arayışından öte, ülkenin geleceğini ipotek altına alabilecek derin bir kutuplaşmanın ve hamaset dilinin yükselişini gösteriyor. Özellikle muhalefet kanadının, “iktidar olmak uğruna” yürüttüğü siyasetin vatandaşta yarattığı etki, endişe verici boyutlara ulaşmış durumda.

Bu siyaset dili, ne yazık ki, yapıcı eleştirinin ötesine geçerek, doğrudan Sayın Erdoğan’a karşı kin ve nefret aşılayan bir zemine kaymıştır. Vatandaşın hak etmediği bu sertlikteki dil, sadece toplumsal barışı zedelemekle kalmıyor, olası bir iktidar değişiminin getireceği kaosa da zemin hazırlıyor.

Peki, bu dilin ardındaki gerçek ne?

Farz edelim ki, bu “kin ve nefret” siyaseti ile beslenenler, bir mucize eseri iktidara geldiler. Vaat edilenler, dillendirilen iddiadan ibaret laflar, hamasetten başka bir şey değildir. Emin olun ki, bu iddialı lafların hiçbirini yerine getiremeyeceklerdir. Hatta daha da kötüsü, ülkenin bugün zorlu mücadelelerle elde ettiği konumu, bir hız treni misali en az yirmi yıl geriye götüreceklerinden şüphe duymamak gerekir. Çünkü siyaset, sadece eleştirmek ve yüksek perdeden konuşmakla yapılmaz; tecrübe, vizyon ve süreklilik ister.

Örneğin, en çok eleştirilen alanlardan biri olan dış politika… Erdoğan için “laf cambazlığı” dedikleri, haksız yere “icraatsız” ilan ettikleri dış politika adımlarının, ne kadar sağlam temellere oturduğu yakından incelenmelidir. Bu eleştirileri yapanların, dış politikadaki bu icraatları bırakın yapmayı, laf düzeyinde bile sürdüremeyeceklerinden adım gibi eminim. Dış politika, içerideki günlük siyasi çekişmelerin ötesinde, devlet aklı ve tutarlılık gerektirir.

Gelinen noktada, sadece “laf cambazlığı” ile kandırılan ve olası bir iktidar değişiminde hayalleri boşa çıkacak olan büyük bir kesim var. Bu tarz bir yönetim anlayışı, ülkeyi içerideki kısır döngüye mahkum ederken, dışarıda ise küresel güçlerin köleliğine mahkum etmekten başka hiçbir işe yaramayacaktır.

Siyaset, kin ve nefret üzerine kurulamaz. Siyaset, ülkenin çıkarlarını merkeze almayı, sorumluluk bilinciyle hareket etmeyi ve halka gerçekçi vaatler sunmayı gerektirir. Aksi takdirde, sadece bir dönemin hezeyanı olarak tarihe geçecek, ülkeye de geri dönülmez zararlar verecektir.

Türkiye’nin ihtiyacı olan; hamasetten uzak, gerçeğe dayalı, vizyon sahibi ve en önemlisi devleti yönetme ciddiyetine sahip bir siyaset anlayışıdır. Vatandaş, bu sınavda kimin sadece laf, kimin ise icraat ürettiğini çok iyi tartmalıdır.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.