
Felsefe kelimesi bize, Batı bilgisindeki manasından dolayı itici gelebilir. Ama, bizim medeniyetimizde felsefenin adı “hikmet”tir. Yani olayların ve hayatın manası ve niteliği nedir, önemli sorusuna cevap aramaktır.
Bugün yaşadığımız hayat, büyük ölçüde bizim kontrolümüz dışında gerçekleşiyor. Halbuki, modernizmin öncüleri, insanın her şeye sahip olması gerektiğini ve olayları, istediği gibi değiştireceğini söylemişlerdi: Akıl çağı gibi. Ama akıl, eşya konusundaki başarısına karşı, insanı anlama konusunda son derece yetersiz kaldı
Akıl, insanın dış ve zaruri ihtiyaçlarına cevap vermesi, son derece normal bir durumdu. Ama, insanın ahlak ve sorumluluğu konusunda, herhangi bir değerlendirme gücü yoktu. Hayat felsefesi, dini ve ahlaki alanın konularıydı. Batı’nın lider ve öncü grupları, insan kitlelerini soyut hayal ve beklentiler ile sanal bir dünyada “kuralsız bir hayat” içinde bıraktılar.
Ne insan hakları ne hürriyet ve ne de demokrasi kavramlarının, insanın ahlaki ve sosyal ihtiyaçlarına cevap verecek açıklama ve donanımlarda değildi. Bu yüzden, siyasi mücadele, zevk ve eşya ile tatmin olmaya çalışan insanın büyük beklentilerine cevap veremedi. Sosyal hayat da akılcı hesap ve planlama dışında, büyük hedef ve heyecanların dışında kalmış oldu.
Seküler ve Materyalist Avrupa doktrinleri, bilgiye ulaşma ve eşyayı geliştirmede önemli işler yaptılar. Fakat, buna karşılık sosyal bilgi ve değerler alanında insanı yanlış ve saptırıcı akımlara yönelttiler. Ayrıca, diğer inanç ve kültürleri haksızca ve yanlış bir şekilde değerlendirme ve ithamlar içine girdiler.
İktisadi faaliyetin, insana hizmet için değil; insanı eşyaya ve teknoloji’ye mahkûm ve hizmetkar hale getirilmesi, toplumda psikolojik ve sosyal problemlerin artmasına yol açtı. Hayatın birçok alanında, kuralsızlık ve belirsizlikler ortaya çıktı.
Toplumlarda siyasetçi ve teknokratlar, toplumları kontrolleri altına aldılar. Bununla da yetinmediler; ferdin ve ailenin rol ve etkinliğini sınırlayarak, uydu nesillerin yetişmesine imkân verdiler. Eğitim ve aileyi, değerlerin ve kimliğin sıfırlandığı, biyolojik ve sayısal bilgi ile hareket eden kurumlar haline getirdiler.
Şimdi fert ve toplumlar, kendi rol ve inisiyatiflerini kaybettiği, özünü unutmuş; sadece kabuğu ile ortada duran etkisiz bir kimlik halinde varlığını sürdürmektedir.
Bütün bu sun’i yönelişler, insan ve toplumları, problemli ve uzaktan kumandalı bir yapıya yönelterek, kendi varlıklarının dışında bir hayata mahkûm etmektedir.
İnsan ve sosyal sistemlerin etkisiz hale geldiği sosyal yapı, artık kendi halinde hareket eden organik bir bünye olarak varlığını sürdüremiyor. İktisadi ve siyasi güç odaklarının etkisi ile cansız bir varlık gibi hareket ediyor!..
Dünya toplumları, neredeyse tamamen, kendi dışında, büyük güçler tarafından kurgulanmış sistem ve programların kurallarını koyduğu “sanal bir bünye” halinde varlığını sürdürmeye çalışıyor.
Artık, insanların kendi varlıklarını bilip, kendi gerçekleriyle yüz yüze gelmeleri gerekiyor. Yoksa, anlamsız ve adaletsiz bir dünyanın çarkları arasında fiziki ve ruhi olarak ezilmek durumu ile karşı karşıya kalacaklardır.
Sanayi üretim endeksi haziranda yıllık yüzde 1,4 azaldı, aylık yüzde 0,1 arttı. Bu değişim, ekonomik…
Ligde 68 sezonda 6 şampiyon çıktı hakkında son gelişmeler. Ligde 68 sezonda toplamda 6 farklı…
Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu için gök gürültülü sağanak uyarısı hakkında son gelişmeler. Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda gök…
UEFA, AFC ve CONCACAF, FIFA Başkanı Infantino'ya yönelik eleştirilerini ortak bir açıklama ile duyurdu. Bu…
Fransa'nın güneydoğusunda yangınlarla mücadele hakkında son gelişmeler. Fransa'nın güneydoğusunda, yaz aylarının gelmesiyle birlikte yangınlarla mücadele…
İngilterenin bazı bölgeleri 54 gündür kayda değer yağış görmedi. Bu durum, tarım ve su kaynakları…