
Kur’ân bu konuda bize işaretler vermektedir. Kur’ân, Hz. İsa’nın babasız doğduğunu açıklar. Onun, bazı insanların inkâr şovuna neden olan bu açıklamasından asırlar sonra, -çok yönlü ahlâkî sakıncaları bir tarafa- üreme amaçlı klonlamaya/genetik kopyalamaya; bir diğer anlatımla spermsiz gebeliğe/erkeksiz üremeye kapı aralanır. Bunun gibi Kur’ân Hz. Süleyman’ın kuşlarla konuşmasına ilişkin bilgi verir. O, cinlerin yanı sıra kuşlarla da konuşmuş ve karıncaların dilini anlamıştır ve Hüdhüd’ün verdiği bilgilere dayalı olarak işlem yapmıştır.
Kur’ân ayrıca Kıyamet’e yakın bir dönemde yerden çıkarılacak dabbenin/canlı varlığın insanlara konuşacağını da bildirmiştir. (Neml 82)
Peygamberimiz de bu konuya açıklık getirmiş ve şöyle buyurmuştur:
“Yırtıcı hayvanlar insanlarla konuşmadıkça Kıyamet kopmayacaktır.” (et-Tac 5/336)
Peygamberimiz bize yaşanmış örnekler de vermiştir.
“Allah şanını artırsın, O, binek hayvanı imiş gibi kendisini binip dehleyen kişiye öküzün şöyle dediğini de anlatmıştır:
“Allah bizi binilmemiz için yaratmadı…” (Buharî, Enbiya 52)
Bütün bu Kur’ân’î ve Peygamberî bilgiler hayvanlarla ortak bir dilin oluşturulabileceğine işaret olsa gerektir.
Yeryüzündeki bütün varlıklar gibi biz insanlar için yaratıldıklarından (Bakara 28) hayvanlar, insanlara doğrudan ve bilinçli olarak zarar vermezler-veremezler. Genelde yaratılış amaçları bilinerek kendilerinden korunulmadığı, doğal ortamlarından koparıldıkları, tecavüze uğratılıp tabîi hakları çiğnendiği ve kendilerine örneğin “Gökte ve yerde, Allah’ın adı anıldığında hiçbir varlık zarar vermez. O, işiten ve bilendir.” türünden koruyucu nitelikli duâlarla parola verilmediği için zarar verebilirler. (Ebû Dâvud, Edeb 101)
Zarar görmemek için zarar vermemek gerektiğini bilen Müslümanlar, kurdukları medeniyette hayvanlara zarar vermemek için çok büyük gayretler göstermişlerdir. Örneğin, İslâm ordusu komutanı Ukbe bin Nafi’in Kayravan’da konaklarken insanlara hitap edercesine yaptığı şu konuşma, Müslümanların, haklarına saygı duydukları için hayvanları da muhatap aldıklarını göstermektedir:
“Ey konaklamak istediğimiz bu alanın canlıları! Biz İslâm ordusuyuz. Konaklamak istiyoruz. Buradan çekilin ki size zarar vermeyelim.”
Allah şanını artırsın, Peygamberimiz, “Mekke’nin fethi günü yavruları memelerine yapışmış bir köpeği ve Veda Haccı yolculuğu sırasında vücûduna ok saplanmış yaralı bir ceylanı gördüklerinde, rahatsız edilmemeleri için başlarına birer görevli koydurmuştur.” (Nesâî, Menâsik 78; A. Köksal, İslâm Tarihi 8/212)
Burada hatırlatılması gereken gerçek şudur: Romanlara, senaryolara ve filmlere konu edilen şekliyle insanlara zarar vermek için bilinçle saldıran hayvan yoktur. Avlanabilmeleri, belgesellerinin çekilebilmesi ve hayvanat bahçelerinde ve sirklerde ehlileştirilebilmeleri bunun kanıtıdır. Hayvanlara bakışımızı Peygamberimizin bir uyarısıyla bitirelim:
“Hayvanlara verdiğiniz zararlardan ötürü Allah sizi bağışlarsa, pek büyük bir bağışa erdirilmiş olursunuz.” (el-Metalibül-Âliye, 3/370)
⇒ Devam edecek…