
Hikmet mi Teşri mi?
PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİ NEDİR?
“Hz. Muhammed Şâri’ mi Kur’ân’ın Münzel Hikmeti’ni Öğreten mi? ALLAH’IN ELÇİSİ HZ. MUHAMMED KİME İTAAT EDERDİ?” başlıklı Kur’ân ile müdellel makalemde Sünneti Kur’ân’ın münzel Hikmeti olarak açıklayışımı bazı hadisçiler “olumlu düşündürücü ve doyurucu” olarak “nitelediyse de birileri kavramada acziyet gösterdi.
Bu makalemiz münasebetiyle dostumuz Ahmet Ziya İbrahimoğlu’nun gönderdiği yazıyı faydalı bulduğumuz için sunuyoruz. ARD
Muhterem Hocam,
İmam Şâfiî’nin “hikmet” kavramını Sünnet olarak anlaması, İslâm ilim geleneğinde açıkça sabittir. Nitekim kendisi bu hususu er-Risâle’de şu şekilde ifade eder:
فَذَكَرَ اللَّهُ الْكِتَابَ وَهُوَ الْقُرْآنُ، وَذَكَرَ الْحِكْمَةَ، فَسَمِعْنَا مَنْ نَرْضَى مِنْ أَهْلِ الْعِلْمِ بِالْقُرْآنِ يَقُولُ: الْحِكْمَةُ سُنَّةُ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ
“Allah Kitab’ı zikretmiştir; o Kur’ân’dır. Hikmeti de zikretmiştir. Kur’ân ilmini ehil kimselerden işittiğimize göre hikmet, Resûlullah’ın (s.a.v.) sünnetidir.” (eş-Şâfiî, er-Risâle)
Ancak İmam Şâfiî’nin Sünnet tasavvuru, Resûlullah’a (s.a.v.) vahiyden bağımsız bir teşrî‘ yetkisi isnadı değil; vahyin beyanı ve hayata tatbiki çerçevesindedir. Nitekim yine aynı eserde şöyle der:
وَسُنَّةُ رَسُولِ اللَّهِ ﷺ إِنَّمَا هِيَ مِمَّا فَهِمَهُ مِنَ الْقُرْآنِ
“Resûlullah’ın (s.a.v.) sünneti, Kur’ân’dan anladığının bir beyanıdır.” (er-Risâle)
Bu sebeple “ümmetin ilim mirası” ifadesiyle kastım, Kitap ve Hikmet’in dışında müstakil bir alan değil; bu iki asıl etrafında teşekkül etmiş usul, denge ve ortak kavrayıştır. İmam Şâfiî’nin yaklaşımı da tam olarak bu çizgiyi temsil etmektedir.
Selam ve Hürmetlerimle
İSLAMİ HABER “MİRAT”