
Cumhuriyet tarihinin en çok tartışılan ve etkileri günümüze kadar uzanan kararlarından biri, 3 Mart 1924’te Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından alınan halifeliğin kaldırılması kararıdır. Yalnızca yeni kurulan Cumhuriyet’in siyasal ve hukuki yapılanması açısından değil, İslam dünyasıyla ilişkiler ve dönemin uluslararası dengeleri bakımından da önem taşıyan bu karar, aradan geçen bir asra rağmen tarihçiler ve araştırmacılar tarafından farklı yönleriyle ele alınmaya devam ediyor.
Beyan Yayınları’ndan çıkan ve Prof. Dr. Abdulkadir Macit’in kaleme aldığı Hilâfetin Kaldırılması; Gereklilik mi, Talimat mı? adlı çalışma da bu önemli tarihsel dönüm noktasını merkeze alıyor. Macit, halifeliğin kaldırılmasını tek bir sebebe ya da gelişmeye indirgemek yerine, kararın oluştuğu siyasi atmosferi, dönemin iç dinamiklerini ve uluslararası şartlarını birlikte değerlendirmeye çalışıyor.
Kitap, Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan’ın editörlüğünde yayımlanan “Tarihin Gerçek Yüzü” serisinin 18. halkası.
Macit’in temel çıkış noktası, hilâfetin ne olduğu sorusu. Yazara göre halifelik, Hz. Peygamber’den sonra Müslümanların yönetim ihtiyacına verdiği özgün bir cevap. Yönetici seçimle gelen, biat alan, yetkisi sınırlı ve hukuka bağlı bir kişi. İktidarın kaynağı da ümmet. Bu yüzden Macit, hilâfetin teokrasi olmadığını, otoritesini doğrudan Allah’tan alan ayrı bir sınıfa dayanmadığını vurguluyor. Ona göre hilâfet, Bizans ve Sasani monarşilerinin ya da kabile düzeninin tekrarı değil, Müslümanların geliştirdiği özgün bir siyasi model.
Kitabın en dikkat çekici çerçevesi, İslam tarihini üç büyük jeopolitik parçalanma üzerinden okuması. Birincisi 10. yüzyılda, ikincisi 16. yüzyılda yaşanıyor. Bunların ilkinden sonra yeni bir düzen kuruldu, ikincisinden sonra ise üç büyük devlet ortaya çıktı. Yazar, Müslümanların bu iki parçalanmayı İslam’ın ilkelerine yeniden dönerek aştığını söylüyor. Yirminci yüzyılda yaşanan üçüncü parçalanmayı ise bu dönüşün yapılamadığı, düzen kurucu bilincin zayıfladığı bir dönem olarak görüyor. Bugünkü dağınıklık da ona göre bu tarihi kırılmanın uzantısı.
Kitabın adındaki soruya Macit iki uçlu bir cevap vermiyor. Ona göre kararın arkasında birden fazla neden var. Cumhuriyetin kurucu kadrosunun batıcı modernleşme ve laikleşme vizyonu bunlardan biri. Paris ve Lozan’da kurulan yeni düzende Batılı devletlerin, özellikle İngiltere’nin, İslam’la bağı zayıf ve kendilerine bağımlı bir Türkiye istemesi ve bunu talimat gibi dayatmaya çalışması ikinci neden. Üçüncüsü, Ankara’nın yeni dünya düzeninde kendine yer açmak için bu makamı kaldırmayı dış politika ve güvenlik açısından gerekli görmesi. Kitap, Milli Mücadele yıllarındaki hilâfet tartışmalarını, Meclis’in 1920’deki gizli oturumunu, Lozan görüşmelerini ve saltanatın kaldırılmasını adım adım anlatıyor. Kararın Meclis’te nasıl alındığı da ayrıca inceleniyor. Oylamaya katılan 158 mebustan 157’si kabul oyu verdi. Yazar, kararın ilk meclis’te değil, ikinci meclis’te kabul edildiğine dikkat çekiyor.
Macit’in kitapta öne çıkardığı karşılaştırma şu: Müslümanlar 11. ve 13. yüzyıllarda Haçlıların ve Moğolların elinde büyük yenilgiler yaşadı, Abbasi Devleti’ni ve başkent Bağdat’ı kaybetti. Ama hilâfeti kaldırmayı akıllarından bile geçirmediler. Yazar, 1924’teki adımı, bir dünya gücünün Batı’yla bütünleşmek uğruna imamlık iddiasından vazgeçmesi olarak yorumluyor. Bunun krizin verdiği panik psikolojisiyle alınmış yanlış bir karar olduğunu savunuyor. Ona göre bu karar ne Türkiye’nin ne de ümmetin lehine oldu.
Kitap yalnızca 1924’e odaklanmıyor. İlganın ardından İslam dünyasında yaşanan sarsıntıyı ve Türkiye, Mısır ve Hindistan’daki arayışları da inceliyor. Karar İslam dünyasında büyük bir şok yarattı. Hindistan’dan, Mısır’dan ve Uzak Doğu’dan gelen tepkiler arasında Ankara’yı geri adım atmaya, hatta halife unvanını Mustafa Kemal’in üstlenmesine çağıranlar bile vardı. Macit ayrıca hilâfet ve Müslümanların güncel durumu üzerine düşünen üç ismi ele alıyor: Muhammed Hamidullah, Abdürrezzak Senhûrî ve Ovamir Anjum. Örneğin Hamidullah, Müslüman devlet başkanlarının bir yıllık dönüşümlü başkanlıkla yöneteceği bir “Yüksek Hilâfet Konseyi” önermişti.
142 sayfalık eser, ekinde belgelere de yer veriyor. Akademik bir titizlikle yazılmış olsa da anlaşılır bir dille kaleme alınmış. Yazarın vardığı sonuçlara katılıp katılmamaktan bağımsız olarak, konuyu ideolojik kalıplardan çıkarıp kaynaklara ve karşılaştırmalı tarihe dayanarak yeniden düşünmek isteyen okurlar için dikkate değer bir katkı sunuyor.
“Kitabı satın almak ve ayrıntılı bilgi edinmek için aşağıdaki bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.”
https://www.beyanyayinlari.com/kitap/hilafetin-kaldirilmasi-gereklilik-mi-talimat-mi-9786258505306
Yunan Medyasından Erdoğan Analizi: “Atina’yı Muhatap Almıyor” Yunan basınında yayımlanan bir analizde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip…
Mısır’daki Türk Yatırımları 3 Milyar Doları Geçti Mısır Ticaret ve Sanayi Bakanı Ahmed Samir Saleh,…
Kyrie Irving’den ESPN’e Hind Receb tepkisi: “Hepinizden Daha Cesurdu” Dünyaca Ünlü Basketbolcu NBA yıldızı Kyrie…
Toronto’da tarihi başarı: Gazze’de çekilen filme NETPAC ödülü Verildi İsrail saldırılarının gölgesinde tamamı Gazze Şeridi’nde…
KIBRIS İKİNCİ FİLİSTİN Mİ OLUYOR? Yunanistan-İsrail yakınlaşması, Güney Kıbrıs'taki İsrailli yatırımları ve Filistin tecrübesi yeni…
SİNEMA FİLMLERİ, TELEVİZYON DİZİLERİ VE TEKLİFİMİZ Önce Ahmet Hakan’ın 29 Ağustos 2026 tarihli haberini verelim.…