Makale

İKİ KÜLTÜR ARASINDA YAŞAMAK

İKİ KÜLTÜR ARASINDA YAŞAMAK

Kültür’ün belli bir düşünce, inanç ve ahlak ile yaşama olarak anlaşıldığını hemen herkes söylemektedir. Batı kaynaklı bu kelimeyi, ister istemez benimsemek zorunda kaldık. Çünkü, düşünce sisteminde bu kavramı açıklayan irfan ve umran gibi kelimeler, Batı bilgi ve kavram sisteminin zihinlere yerleştirilmesiyle kullanılamaz hale gelmişti.

Kültür ve Hayat Tarzı

Kültür kavramı ile hayatın belli bir düzen ve içine girdiğini ve anlam kazandığını kabul etmek durumundayız. Çünkü insan önce inanır, düşünür ve ondan sonra da belli bir hayat sistemine adapte olur. Bu arada, inanç ve kültürün belli bir alışkanlık ve normlar sistemi halinde gerçekleşmesiyle birlikte gelenek ve örfler yaşama kuralı olarak toplumda yerleşir. Hiçbir kültür, dini inanıştan kendini uzak tutamaz. Çünkü din, hayatı çok köklü bir şekilde etkilemekte ve insan davranışlarına bir ölçü ve düzen getirmektedir. Pozitivist ve Nihilist görüşler, din ve ahlak konusuna önem vermeyip, onu bağnaz bir faktör gibi görse de şimdiye kadar din kadar insan toplumlarının sevgi ve saygısını kazanmış başka bir kurallar sistemi ortaya çıkmamıştır.

Aslında hangi değerlerin insanlar tarafından benimsendiğini ve uygulandığına baktığımızda, yine din ve ahlak ikilisinin toplumlar üzerinde en etkili ve belirleyici kurallara sahip olduğunu görebilmekteyiz. Bu iki kavramın da menfaat, çatışma ve ayrımcılıktan uzak değerler olarak, insanları huzurlu ve samimi bir hayat sistemi içerisinde yaşamaya yönlendirdiği açıktır. Bu durumda, kültürün temelinde din ve ahlak gibi iki faktörün belirleyici özellikleri olduğunu ve diğer hukuki, iktisadi ve siyasi yapılanmaların da bu iki temel faktör etrafında geliştiğini görebiliyoruz.

Tabii ki, din ve ahlakın etkisini kaybettiği veya dejenere olduğu toplumsal sistemlerde, yukarıda bahsettiğimiz iktisadi veya siyasi anlayışların sistemleri şekillendirmeye başladığını görüyoruz. Özellikle, Batı’da Rönesans ve Reform hareketleriyle birlikte, ilahi veya dini-ruhçu anlayışlardan uzaklaşılarak akılcı, materyalist veya belli düşüncelerden kaynaklanan ideolojilerin toplumları yönlendirmeye başladığına şahit olmaktayız.

Kültür’den Menfaat Kavramına Yöneliş

Din ve ahlak, insanları eğiten ve davranışlarını ölçülü hale getirerek, başkalarıyla adaletli bir hayatı yaşatmaya özen göstermektedir. Bu konu, özellikle Peygamberler vasıtasıyla gerçekleştirilmiş, fakat insanlar menfaat sebebiyle bu kuralları ya değiştirmiş veya bu kurallara karşı cephe almıştır.

İki kültür derken, din ve ahlak ile diğer kişi ve toplumları “menfaatler” çerçevesinde yöneltici başka faktörlere dikkat çekmek istiyorum. Bu menfaat, bazan siyasi, bazan iktisadi ve bazan de bencilce istekler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Günümüz doktrinlerine baktığımızda liberalizm, kapitalizm, sosyalizm, komünizm gibi ideolojiler, din ve ahlaka karşı bir doktrin ve sistem oluşturmuşlardır. Çünkü, bu sistemlerde ne din ve ne de ahlak, bir ölçü ve düzenleyici olarak kabul edilemez.

Bir de insan düşüncesinden kaynaklı ve din ve ahlakı, ya sınırlı bir şekilde kabul eden veya din ve ahlakı tamamen reddeden bazı ideoloji, görüş veya felsefeler vardır. Bunlar da, kendilerine göre insanları belli tutum ve anlayışlara yönlendirerek, onların hayatlarını anlamlı hale getirdiklerini iddia etmektedirler.

Batı’da Aydınlanma döneminden beri insanlığa sunulan iktisadi, siyasi ve sosyal sistemlerin hiçbiri, insanlara huzurlu ve mutlu bir dünya sunabilmiş değildir. Yukarıda da belirttiğim gibi, insanlık; aradan yüzyıllar geçmesine rağmen daha mutsuz, daha huzursuz ve daha insani açıdan sıkıntılı durumlarla karşı karşıya bulunmaktadır.

Genel ifadesiyle bu iki kültürü, din ve ahlaka dayalı kültürler ile din ve ahlaka zıt anlayışların mücadelesi ile sürdürülen hayat ve sistemler olarak açıklamaktayım. İnsanlık, uzun zamandan beri din ve ahlaka zıt görüşler çerçevesinde bir türlü adalet, merhamet ve saygı gibi kavramları çalıştıramamaktadırlar. Sonuç olarak iki kültür kavramı, şu veya bu kültür gibi değişik isimler ile ortaya çıkan bir sistemden çok; insan ruh ve düşüncesine yön veren din ve ahlak ile, onların karşısında yer alan her türlü fikri, iktisadi ve siyasi sistemlerin varlığını göstermektedir. İnsanlık, bütün bu gelişmeler içinde, kendi varlık sebebini ve hayat istikametini yeniden değerlendirmek zorundadır.

Prof. Dr. Sami Şener

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Gündem

ALİYEV, OKTAY SARAL’IN GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR

İLHAM ALİYEV, HADDİNİ AŞIYOR. Oktay Saral'ın, GÖREVDEN ALINMASINI İSTİYOR. Azerbaycan'da başörtülü öğrenci ve öğretmenlerin okullardan…

2 saat ago
  • Genel

ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ?

ATATÜRK-İNÖNÜ İLİŞKİSİ: SADAKAT Mİ, REKABET Mİ? Beyan Yayınları’nın “Tarihin Gerçek Yüzü” serisinden çıkan, Prof. Dr.…

2 saat ago
  • Genel

Zorlu Enerji: ZES’in Bağlı Olduğu Şirketteki Paylarını Devrediyor

Zorlu Enerji’den 147,6 milyon dolarlık satış: ZES’in bağlı olduğu şirketteki paylarını devrediyor Zorlu Enerji, ZES…

3 saat ago
  • Genel

MAHKEME, İFTİRA ATTIĞI İÇİN ÖZGÜR ÖZEL’E CEZA KESTİ

MAHKEME, ÖZGÜR ÖZEL'İN, YALAN KONUŞUP İFTİRA ATTIĞINI BELGELEDİ İstanbul Başsavcısı Akın Gürlek’in CHP Genel Başkanı…

4 saat ago
  • Genel

Dera Milletvekili, Güney Olmadan Suriye Olmaz

Dera Milletvekili Abdülmevla el-Hariri’den Sert İsrail Tepkisi: "Güney Olmadan Suriye Olmaz" Suriye'nin Dera Milletvekili Abdülmevla…

4 saat ago
  • Gündem

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı

Ankara’da Gazze İçin Sessiz Boykot Nöbeti: Bir Bardak Çay, Bir Vicdan Çağrısı Ankara Keçiören’de bir…

5 saat ago