
Çukurova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zeynep Zaimoğlu, iklim değişikliğinin buğday tarımı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, 2098 yılında buğdayın yaklaşık yüzde 20 daha fazla suya ihtiyaç duyacağını belirtti. Zaimoğlu, bu ihtiyacın karşılanamaması durumunda verim kaybının yüzde 30 ila 40’lara ulaşabileceğini ifade etti.
Küresel sıcaklık her 1 santigrat derece arttığında buğday veriminin yaklaşık yüzde 6 azalabileceği öngörülüyor. Bu durum, dünyanın temel besin kaynaklarından biri olan buğdayda ciddi üretim kayıpları yaşanabileceğine işaret ediyor.
Prof. Dr. Zaimoğlu, Türkiye’de yetiştirilen buğdayın yüzde 50’sinden fazlasının yağışa bağımlı kuru tarım yöntemiyle üretildiğini vurguladı. İklim değişikliği nedeniyle bu alanlarda hem verim hem de kalite kayıplarının giderek daha belirgin hale geldiğini aktaran Zaimoğlu, özellikle Akdeniz havzasında yetiştirilen temel gıda ürünlerinin olumsuz etkilendiğini söyledi.
İnsanların teorik olarak 200’den fazla bitki türünü tüketebileceğini ancak buğday, pirinç ve mısırın dünya beslenmesinde yüzde 60’lık paya sahip olduğunu belirten Zaimoğlu, bu nedenle bu ürünler üzerinde yoğun araştırmalar yapıldığını ifade etti.
Zaimoğlu, en iyimser iklim senaryolarının geride kaldığını, ortalama kabul edilen senaryonun da aşıldığını ve en kötü senaryonun artık gerçekçi bir tabloya dönüştüğünü dile getirdi. Yaptıkları çalışmada, 2098 yılı için en olumsuz iklim koşulları altında buğdayın su ihtiyacındaki artışı incelediklerini söyledi.
Gelecekte bugünkü buğday çeşitlerinin aynı bölgelerde yetiştirilmesinin zorlaşacağını belirten Zaimoğlu, artan sıcaklıkların buharlaşmayı artıracağını ve bunun da bitkinin su ihtiyacını yükselteceğini kaydetti.
Buğdayın tane dolum sürecinde sıcaklık şoklarına maruz kalmasının verim kaybını artırdığını ifade eden Zaimoğlu, yeterli su sağlanamaması durumunda üretimde yüzde 30 ila 40’a varan kayıpların kaçınılmaz olacağını söyledi.
Ayrıca iklim değişikliğinin ekim periyotlarını da etkilediğini belirten Zaimoğlu, optimum sıcaklıkların her yıl farklı zamanlara kaydığını ve bunun çiftçilerin planlamasını zorlaştırdığını vurguladı.
Zaimoğlu, tarımın iklim değişikliğine uyum sağlayabilmesi için ulusal ve uluslararası düzeyde önlemlerin artırılması gerektiğini söyledi. Erken uyarı sistemleri, dijital tarım uygulamaları ve iklim-bitki modellerinin birlikte kullanılması gerektiğini belirtti.
Sulamada kayıp ve kaçakların önlenmesi, topraktaki organik maddenin artırılması, su tutma kapasitesinin yükseltilmesi ve bölge iklimine uygun bitki desenine geçilmesi gerektiğini ifade etti.
Zaimoğlu, tarımsal üretimde ürün bazlı planlamanın önemine dikkat çekerek, üretim yapılırken bölgedeki su miktarının mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımın hem verimi artıracağını hem de kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayacağını belirtti.
Araştırmaya Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi’nden Doç. Dr. Burak Şen ve Çukurova Üniversitesi yüksek lisans öğrencisi Hatice Akmaz da katkı sağladı.
HABER YORUM
Yüce rabbimiz insanoğlunu, yeryüzüne halife yani yönetici olarak göndermiş, yeryüzünü imar etmek gibi bir sorumluluk vermiştir. (Bakara 30)
Ama insan, bırakınız yeryüzünü imar etmeyi, bozgunculuk çıkarmayı kendinle özdeşleştirme yoluna gitmiştir… (Bakara 11-12)
Ve o insanoğlu “O, iş başına geçti mi (ya da sırtını çevirip gitti mi) yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya, ekini ve nesli helak etmeye çaba harcar. Allah ise, bozgunculuğu sevmez. O, senin huzurundan ayrılıp gittiği zaman, yer yüzünde fesad çıkarmaya, ekini ve nesli helâk etmeye koşar.” (Bakara 205)
Yüce Rabbimiz bize, “İsraf etmeyin!” (A‘raf 31) buyurmuştur… Ama insan, suyu da ekmeği de israf etmiştir…
Nihayetinde de sonuçlarına da katlanmak zorunda kalmıştır.
İklim değişikliğiyle birlikte ekinin zarar görmesi, suyun azalması ve neslin tehdit altına girmesi; maalesef insanın emanete riayet etmemesinin, ölçüyü kaybetmesinin ve fesadı normalleştirmesinin bir sonucudur. Kur’an’ın “ekini ve nesli helak etme” uyarısı bugün buğday tarlalarında, kuruyan topraklarda ve açlık tehlikesiyle karşı karşıya kalan toplumlarda somutlaşmaktadır.
Unutmayalım ki, bu büyük sorunun çözümü sadece teknik tedbirlerde değildir…
İnsanlığın bu büyük sorunun çözümünde;
-Tevbe
-Adalet
-Kanaat
-Şükür
-Sorumluluk bilinci, gibi değerlerimiz de önemlidir…
Hadi gelin şimdi şu soruyu soralım kendimize:
“Eğer suyumuz yerin dibine çekiliverse, bize kaynağından akıp duran yeni ve tatlı bir suyu kim getirebilir?” (Mülk Suresi 30)
İSLAMİ HABER “MİRAT”