islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,8221
EURO
35,1421
ALTIN
2.449,46
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
29°C
İstanbul
29°C
Parçalı Bulutlu
Pazartesi Açık
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C
Perşembe Az Bulutlu
28°C

İslam şiddet değil adalet dinidir V

İslam şiddet değil adalet dinidir V

İftiralara Cevaplar 5

İslâm’ı şiddet dini, yüce Peygamberimizi şiddet Peygamberi olarak tanıtmaya çalışan Doğu Perincek’in çıkardığı 2000 E Doğru dergisi genel İslâm düşmanlığı yanında özel bir amaç da güderek tarih boyunca, yakın tarihimizde ülkemizde görülen şiddet olaylarının da İslâm’dan kaynaklandığım ifade etmeye çalışıyor. Çalışıyor ama çaresizlik içinde seçilen örnekler  ne derece bilgisiz, ne derece bağnaz ve ne derece muannit düşman olduklarını her düşünür insanın rahatlıkla anlıyabileceği şekilde ortaya koyuyor.

2000 E Doğru dergisi İslâm’ın şiddet dini olduğu şeklindeki düşmanca iddia ve iftirasını kanıtlayabilmek için cehennem tasvirlerini öne sürüyor. Bu tasvirler-deki şiddet ve korku örneklerini sunuyor.

Elhak bu iddia doğrudur. Kur’an Cehennem tasvirleri ile doludur. Ancak Kur’an’da cennet nimetleri de tasvir olunmaktadır. Cehennemle korkutulan insanlar/ müminler Cennet’le de müjdelenmektedirler.

Peygamberlerin korkutuculuğu gibi müjdeleyicilikleri de dünya hayatı ile ilgili olmayıp

ahiret hayatı ile ilgilidir. Kur’an’daki Allah korkusu tabirlerinin çoğu ise haşyeti ifade eder. Yani sevgi ve saygıya dayalı bir korkuyu.

Evet, Cehennem azabı pek şiddetlidir. Ondan Allah’a sığınırız.

Allah’a inanmazların, insanları putlaştıranların, çıkarları uğruna sömürenlerin, sosyal adalete yönelmezlerin vay haline…

Cehennem azabına atıldıklarında cehennem görevlilerinin “Size, sizi bu azapdan korkutacak bir korkutucu gelmedi mi?” sualine nasıl cevap vereceklerini Allah’ın bildirmesiyle şimdiden duyar gibi oluyoruz.

“Rablerini inkâr edenlere cehennem azabı vardır. Orası ne kötü bir va­rış yeri!  Oraya atıldıklarında, kaynarken çıkardığı ürkütücü sesi işitirler. Cehennem neredeyse öfkesinden çatlayacak! Oraya her bir grup atıldıkça, muhafızları onlara, “Size bir uyanıcı gelmemiş miydi?” diye sorarlar.  Şöy­le cevap verirler: “Evet, doğrusu bize bir uyarıcı (peygamber) gelmişti; fakat biz onu yalancılıkla itham etmiş ve’Allah hiçbir şey göndermemiştir; siz ger­çekten büyük bir yanlış içindesiniz!’ demiştik.” “Şayet kulak vermiş veya aklımızı kullanmış olsaydık, şimdi şu alevli cehennemin mahkûmları arasın­da olmazdık!” diye de ilâve ederler.  Böylece günahlarını itiraf etmiş olur­lar. O alevli ateşin mahkûmları artık rahmetten mahrumdurlar, Görme­dikleri halde rablerinden korkup saygı duyanlara gelince, onları da hem bir bağışlanma hem de büyük bir ödül beklemektedir. » (el-Mülk 6-12)

Adı geçen  dergi Nisa Suresi’nin 34. ayetine dayanarak müslüman kadının nasibinin de şiddetin mahkûmu olmak olduğu iddiasını sergiliyor.

Seviyesizliği böylesine pes doğrusu. İslâm’ın ana hatlarıyla bilinmesine bağlı bir konuda harp haliyle ilgili ayetler ve hadisleri çarpıtarak kafaları bulandırmak belki mümkündür. Ama İslâm’da kadın konusunun böylesine istismar edilebileceğini mi sanıyorlar?

İslâm’da kadın, kız çocuğu olarak ilgi gösterilip yetiştirilmesi, eş olarak sevilmesi, ana olarak da bütün insanların üstünde saygı gösterilmesi ibadet olan bir varlıktır. Cennet anaların ayağı altındadır.

Kur’an-ı Kerim’de eş olarak kadınlarla iyi geçirtilmesi emrolunurken Yüce Peygamberimiz de en hayırlı müminlerin kadınlarına karşı hayırhah olanlar olduğunu bildirmektedir. Kadınların dövülmemesini emreden, kadınlarını dövenlerin şerliler olduğunu açıklayan da Yüce Peygamberimizdir.

Nisa Suresi’nin 34. ayetiyle geçimsiz başkaldırı ve de zinacı kadınlara bile öncelikle öğüt verilmesi, öğüt dinlenilmemesi halinde yalnızca dişiliklerine boykot edilmesi, geçimsizlikte ısrar edilmesi durumunda ise boşanma yoluna gidilmeden hafifçe dövülmesi tavsiye olunmuştur.

Ahlâksız serkeş ve zinacı kadınlara aile yuvalarının kurtarılması için nihai planda verilen yaralamayacak şekilde dövme ruhsatına dayanarak İslâm’da kadının nasibinin şiddet olduğunu iddia edebilmek ne korkunç bağnazlık, ne dipsiz bir seviyesizliktir?

İslâm’ı şiddet dini, yüce peygamberimizi şiddet peygamberi olarak tanıtmaya çalışan 2000’e Doğru genel İslâm düşmanlığı yanında özel bir amaç da güderek tarih boyunca, yakın tarihimizde ülkemizde görülen şiddet olaylarının da İslâm’dan kaynaklandığını ifade etmeye çalışıyor. Çalışıyor ama çaresizlik içinde seçilen örnekleri ne derece bilgisiz, ne derece bağnaz ve ne derece muannit düşman olduklarını her düşünür insanın rahatlıkla anlayabileceği şekilde ortaya koyuyor.

Bu örnekler üzerinde durmak gereğini duymuyorum. Yarım asrı aşkındır anti-İslâm kültür ve hukuk kurumlarının mutlak egemenliği altında olan ve İslâm dinini mukayeseli bir biçimde anlatmanın ağır cezalık suç olmakta devam ettiği bir ülkede, değil mahiyetleri bilinen olaylardan, hiç bir olaydan İslâm’ın sorumlu tutulamayacağının bilinmesini isteriz.

Kısm-ı a’zamıBüyük çoğunluğu sömürgeci dış güçler tarafından senaryolaştırılan ve batıcı materyalist yerli işbirlikçileri tarafından sahneye konan olaylardan İslâm’ı sorumlu tutmak mahut dergi sorumluları gibi basiretleri körelmişlerin kârıdır.

Eğer bilmiyerek ve de nefsi müdafaa uğruna mezkûr olaylara karışmış samimi bir müslüman varsa onun sorumlusu da İslâm değil, İslâm’ı asli güzelliği içerisinde öğrenme imkânını vermeyen ve vermemekle devam eden bağnaz uygulamalardır.

Eğer şiddetin kaynağına gidilmek isteniyorsa 200 milyon zenci ve kızılderilinin kanını akıtarak devletlerini kuranların yurduna gidilsin. Milyonlarca Libyalı, Tunuslu ve Cezayirli müslümanı boğazlayanların ve asırlar boyu dindaşları ile boğuşanların yurtlarına gidilsin.

Devrimlerini milyonlarca insanın cesederi üzerinde yükselten vahşilerin yurtlarına gidilsin. Çıkarları uğruna ülkeleri işgal edenlerin, iki dünya harbi ile dünyayı mezbahaneye çevirenlerin ülkelerine gidilsin. İlmi, silahlanmanın, silahları da sömürünün hizmetine veren işgalci ve işgale hazır güçlerin memleketlerine gidilsin.

Öz ifadeyle beşeri beşer üzerinde ilahlaştıran tağuti önderler ve sistemlerin egemen olduğu ülkelere gidilsin, insanları korkutan, ezen, teslim alan, sömûrten şiddet oralardadır. Şiddeti cezalandıran, güveni ve adaleti sağlayan otoriteyi bulmak isteyenler ise İslâm’a müracaat edebilirler.

Son söz olarak deriz ki Doğu Perincek’in dergisinin yayınlan bizi özel bir biçimde tedirgin etmiyor. Biz müslümanlar yıllardır münafık güçler tarafından tedirgin ediliyoruz. Dolaylı olarak İslâm’a saldırılmayan an mı vardır ülkemizde? Açıktan saldıranlar daha tutarlı görünüyor bize. Biz madem ki caydırıcı bir kültürel birikime ve otoriteye yeterince sahip değiliz, mevcut gelişmeleri de tabii görmemiz gerekir.

Ancak yermek için de olsa İslâm’ı gündeme getirenler iyice bilmelidirler ki bilmeden yaptıkları ve yapacaktan katkılarla inşaallah onun indirilemeyecek şekilde gündemin değişmez gerçeği haline geleceğini göreceklerdir.

Gücümüz ölçüsünde İslâm’ı savunmamıza vesile olarak bizlere ecir kazanma yollarını açanlara İslâm’ın müsamahasından aldığımız ilhamla yine de hidayetler diler, Rabbimize hamd ve sena ederiz.

05.07.1987

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.