
İsrâ ve Mirâç, sadece bir mucize anlatısı değildir. Bu büyük hadise, insanın göğe yükseltilirken yeryüzündeki sorumluluklarının da kendisine hatırlatıldığı ilahi bir bildiridir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir gecede semaya yükseltilmiş, fakat ümmetine indirilen mesajlar yeryüzünde yaşanmak üzere verilmiştir.
Bu yüzden Kur’an, bu mucizeyi anlatırken hemen ardından sosyal hayatı düzenleyen hükümlerle konuşur. İsrâ Suresi, tam da bu nedenle yalnızca bir “mucize suresi” değil, bir hayat nizamnamesidir.
Mirâç, insanın Rabbine yakınlaşmasının mümkün olduğunu gösterir. Ancak bu yakınlık, dünyadan kaçmakla değil; dünyayı adaletle, merhametle ve hikmetle imar etmekle sağlanır.
Bugün Mirâç denildiğinde çoğu kişi yalnızca göğe yükselişi konuşur. Oysa Kur’an, bize asıl dönüşü öğretir: Yeryüzüne dönüşü.
Ve bu dönüşte İsrâ Suresi bize şu mesajı verir:
“Allah’a yükselmek isteyen, önce insanlığa adil davranmayı öğrenmelidir.”
İsrâ Suresi’nin 23. ayetinden itibaren peş peşe gelen emirler, bir toplumun nasıl ayakta kalacağını öğretir:
“Rabbin, yalnızca Kendisine kulluk etmenizi emretti.”
Toplumsal çöküşün ilk sebebi, değerlerin yitirilmesidir. Allah merkezli olmayan her sistem, insanı merkeze koyar; sonra insanı ilahlaştırır; sonra da insanı ezer..
“Onlardan birine bile ‘öf’ deme.”
Bu ayet, bir toplumun ahlâk seviyesini ölçen terazidir. Ana-babaya saygının bittiği yerde merhamet de biter, adalet de.
Bugün yaşlıların yalnızlığa terk edildiği, bakım evlerinde unutulduğu çağda bu ayet, sadece dini değil, insani bir haykırıştır.
İsrâ Suresi, ekonomik ahlâk inşa eder. Ne savurganlık ne cimrilik… Ölçü, denge ve emanet bilinci.
Bugün dünya kaynakları birkaç ülkenin elinde toplanırken milyarlarca insan açlık çekiyorsa, bu sadece ekonomik değil, ahlaki bir krizdir.
“Zinaya yaklaşmayın.”
Kur’an burada “yapmayın” demiyor; yaklaşmayın diyor. Çünkü bazı günahlar sadece bireyi değil, aileyi; aileyi değil, toplumu yıkar.
Bugün aile kurumunun küresel saldırı altında olması, tesadüf değildir.
“Allah’ın haram kıldığı cana kıymayın.”
Bu ayet, Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Yemen’de, Sudan’da yankılanmalıdır. Çünkü bugün dünya, güçlü olanın öldürme hakkına sahip olduğu bir düzen kurmuştur.
Kur’an ise der ki:
“Hiçbir gerekçe masum kanını helal kılamaz.”
Bu ayet sadece ticaretle ilgili değildir. Bu ayet; siyaseti, medyayı, hukuku, akademiyi de kapsar.
Yalan istatistikler, çarpıtılmış haberler, algı operasyonları… Hepsi bu ayetin ihlalidir.
Peygamberimiz (s.a.v.) Mirâç’tan döndüğünde yanında altınlar, tahtlar, ordular getirmedi. O, bize namazı, ahlâkı ve sorumluluğu getirdi.
Bugün biz de Mirâç’ı kutlarken kendimize şu soruyu sormalıyız:
Biz bu mucizeden ne anladık?
Sadece kandil simidi mi?
Sadece süslenmiş camiler mi?
Yoksa hayatımıza inen ayetler mi?
İsrâ ve Mirâç, bize şunu öğretir:
Allah’a yükselmek isteyen, insana eğilmeyi bilmeli.
Secde eden, mazlumu görmezden gelmemeli.
Namaz kılan, adaleti ayakta tutmalı.
Bu hafta Vahiy Penceresi, göğe değil, hayata açılıyor.
Çünkü Kur’an, gökte kalmak için değil, yeryüzünü onarmak için indi.
İSLAMİ HABER “MİRAT”