islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,9631
EURO
55,7301
ALTIN
6.737,58
BIST
12.888,33
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
20°C
İstanbul
20°C
Az Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
22°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C
Pazar Hafif Yağmurlu
23°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
21°C

İsrail Basını Neden Sürekli Türkiye’yi Konuşuyor?

İsrail Basını Neden Sürekli Türkiye’yi Konuşuyor?
04/08/2026 12:52
A+
A-

İsrail Basını Neden Sürekli Türkiye’yi Konuşuyor?

Türkiye Güçlendikçe İsrail’in Güvenlik Algısı Nasıl Değişiyor?

Uzun yıllar boyunca İsrail‘in güvenlik literatüründe başlıca tehditler İran, Hizbullah, Hamas ve zaman zaman Suriye olarak sıralanıyordu. Ancak son yıllarda İsrail basınında dikkat çeken yeni bir eğilim göze çarpıyor: Türkiye artık yalnızca diplomatik bir aktör değil, askerî, teknolojik ve jeopolitik kapasitesiyle de yakından takip edilen bir ülke olarak öne çıkıyor.

KAAN savaş uçağından füze programlarına, insansız hava araçlarından Doğu Akdeniz politikasına kadar birçok başlık İsrail medyasında geniş yer buluyor. Bu durum, Türkiye’nin doğrudan bir askerî tehdit olarak görüldüğü anlamına mı geliyor, yoksa İsrail’in bölgesel güç dengelerini yeniden okuma çabasının bir yansıması mı?

1. İsrail’in Güvenlik Doktrini Değişiyor

İsrail‘in kuruluşundan itibaren benimsediği temel strateji, çevresindeki ülkeler karşısında niteliksel askerî üstünlüğünü korumaktı. Bu yaklaşım, sadece güçlü bir orduya sahip olmayı değil; teknolojik üstünlüğü, istihbarat kapasitesini ve caydırıcılığı da kapsıyordu.

Geçmişte Mısır, Irak ve Suriye gibi düzenli ordular öncelikli tehdit olarak görülürken, 2000’li yıllardan sonra İran ve vekil güçleri güvenlik gündeminin merkezine yerleşti.

Bugün ise tablo daha karmaşık. İsrail, sadece mevcut tehditleri değil, gelecekte güç dengelerini değiştirebilecek aktörleri de yakından izliyor. Türkiye’nin savunma sanayisindeki yükselişi bu nedenle dikkat çekiyor.

2. Türkiye’nin Askerî Dönüşümü

Son on beş yılda Türkiye;

  • İHA ve SİHA teknolojilerinde önemli bir üretici hâline geldi.
  • Millî savaş uçağı KAAN projesini hayata geçirdi.
  • Uzun menzilli füze ve hava savunma sistemlerine yatırım yaptı.
  • Donanmasını Mavi Vatan stratejisi doğrultusunda güçlendirdi.
  • Savunma ihracatında dünya çapında görünürlüğünü artırdı.

Bu tablo, sadece teknik başarıların toplamı değil; aynı zamanda Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız hareket etme iradesinin de bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

3. İsrail Basını Neden KAAN’ı Konuşuyor?

İsrail medyasında KAAN‘a ilişkin değerlendirmelerde öne çıkan ortak nokta, uçağın bugünkü kabiliyetlerinden çok, gelecekte oluşturabileceği stratejik etki.

Buradaki temel soru şu:

Türkiye, hava gücünde dışa bağımlılığını azaltarak bölgesel güç dengesini değiştirebilir mi?

İsrail açısından mesele yalnızca yeni bir savaş uçağı değil; savunma teknolojilerinde kendi kendine yeten bir Türkiye’nin uzun vadeli etkisi.

4. Gazze Sonrası Yeni Denklem

Gazze‘de yaşananlar, Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi gerilimi daha görünür hâle getirdi. Ankara’nın sert diplomatik söylemi ve Filistin konusundaki tutumu, iki ülke arasındaki güven krizini derinleştirdi.

Bununla birlikte, Türkiye’nin askerî kapasitesindeki artış da İsrail’de dikkatle izlenen başlıklardan biri oldu.

Bu noktada şu ayrımı yapmak gerekir:

İsrail‘in Türkiye’yi takip etmesi, iki ülkenin doğrudan çatışmaya sürüklendiği anlamına gelmez. Ancak bölgesel dengelerde ağırlığı artan her aktör, İsrail’in stratejik planlamasında daha fazla yer bulur.

5. Psikolojik Boyut

Savunma analizlerinde çoğu zaman gözden kaçan bir unsur da algıdır.

Bir ülke yalnızca sahip olduğu silahlarla değil, oluşturduğu güven ve caydırıcılık algısıyla da etkili olur.

Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği yerli savunma projeleri, sadece teknik kapasiteyi değil; “kendi imkânlarıyla büyük projeler gerçekleştirebilen ülke” algısını da güçlendirdi.

İsrail basınındaki ilginin bir kısmı da bu değişen algıyla ilgilidir.

6. Asıl Mesele Türkiye mi, Değişen Bölgesel Güç Dengesi mi?

Belki de sorulması gereken esas soru budur.

İsrail basınının Türkiye‘yi daha fazla işlemesi, yalnızca Ankara’nın politikalarına tepki olarak değil; Ortadoğu’da değişen güç dağılımının bir yansıması olarak da okunabilir.

Savunma sanayisi, diplomatik etki, enerji koridorları, Doğu Akdeniz rekabeti ve çok kutuplu uluslararası sistem birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye artık bölgesel denklemin ihmal edilemeyecek aktörlerinden biri olarak görülmektedir.

İslâm Coğrafyasındaki Güç Boşluğu ve Caydırıcılık Meselesi

İsrail basınının Türkiye’nin savunma sanayisindeki gelişmeleri yakından takip etmesi, sadece iki ülke arasındaki ilişkilerle açıklanamaz. Bu durum, aynı zamanda İslâm coğrafyasında uzun yıllardır hissedilen güç boşluğunu da yeniden gündeme getirmektedir.

Filistin‘den Bosna’ya, Keşmir’den Doğu Türkistan‘a kadar birçok bölgede yaşanan acılar, haklı olmanın tek başına yeterli olmadığını göstermiştir. Uluslararası ilişkilerde caydırıcılık, savaş istemek değil; saldırıyı önleyebilecek bir güç dengesine sahip olmaktır.

Kur’an-ı Kerim de bu gerçeğe şöyle işaret eder:

“Onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvet hazırlayın. Bununla Allah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı… caydırırsınız.” (Enfâl, 8/60)

Bu ayet, saldırganlığı değil; zulmü engelleyecek bir hazırlığı ve caydırıcılığı öğütlemektedir.

Dolayısıyla mesele, herhangi bir ülkeyi övmekten ziyade, İslâm dünyasının bilimde, teknolojide ve savunmada güçlü, adalette ise ilkeli bir duruş sergileyebilmesidir. Güç, ancak adaletle birleştiğinde anlam kazanır ve gerçek barışın teminatı olabilir.

Sonuç

İsrail basınında Türkiye’ye yönelik artan ilgi, tek başına bir kriz göstergesi olarak okunmamalıdır. Daha çok, bölgesel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde, Türkiye’nin askerî ve teknolojik kapasitesindeki gelişmelerin yakından izlendiğini göstermektedir.

Bu tabloyu ne abartılı bir “yakın savaş” söylemine indirgemek ne de önemsiz bir medya ilgisi olarak görmek doğru olur. Asıl dikkat edilmesi gereken husus, Türkiye’nin savunma sanayisi, diplomatik hamleleri ve jeopolitik konumuyla Ortadoğu’daki stratejik hesaplarda daha görünür bir aktör hâline gelmesidir.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

YOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.