
İSRAİL’İ DÜNYANIN BAŞINA BELA EDEN ADAM: THEODOR HERZL
Herzl’den Günümüze: Siyonizmin Filistin’i Adım Adım Yutma Planı
Gazetecilikten işgal mimarlığına
Theodor Herzl, 19. yüzyılın sonunda sıradan bir gazeteci gibi görünse de, fikirleriyle bugün Filistin’in kanayan yarasının baş mimarlarından biri oldu. Avrupa’daki antisemitizm dalgasını fırsata çeviren Herzl, “Yahudiler için güvenli bir yurt” söylemini diplomatik bir kılıf olarak kullandı. Hedefi başından beri belliydi: Filistin’i adım adım ele geçirmek.
Avrupa başkentlerinde masa başı pazarlıklar
Herzl, İngiltere’den Almanya’ya, Rusya’dan Fransa’ya kadar dönemin güç merkezlerinde perde arkası görüşmeler yürüttü. Osmanlı topraklarına göz dikmiş büyük güçlere, Siyonist yerleşimin “medeniyet getireceği” vaadini sundu. Finansmanı ise Rothschild ailesi başta olmak üzere Avrupa’daki zengin Yahudi sermayedarlarla sağladı.
Bazel’de kurulan hayal
1897’de İsviçre’nin Basel kentinde düzenlenen Birinci Siyonist Kongre, Filistin’in geleceğini belirleyecek kara planın resmiyet kazandığı yer oldu. Herzl’in “Bazel’de Yahudi devletini kurdum” sözü, yalnızca bir temenni değil, aşama aşama uygulanacak bir işgal programının ilanıydı.
Toprak oyunları ve gayrimeşru tapu düzenlemeleri
Osmanlı’nın son döneminde otorite boşluğu, ekonomik krizler ve yerel yöneticilerin zafiyetleri, Siyonistlerin lehine işledi. Filistin’de toprakların yalnızca binde 7-8’i doğrudan Filistinli Araplar tarafından satıldı. Geri kalan arazi transferleri şu yollarla sağlandı:
Otorite boşluğunun istismarı
1908’de II. Meşrutiyet’in ilanıyla birlikte idari karışıklık yaşayan Osmanlı’da, Filistin’deki memur tayinleri sık değişti. Bu dönemde Yahudi göçmenlerin girişleri daha rahat hale geldi. Osmanlı, resmi olarak “Yahudilerin toplu halde Filistin’e yerleşmesini” yasaklasa da, sahte pasaportlar ve farklı milletlerin vatandaşlıkları üzerinden girişler devam etti. Yerleşimciler, köyler kurarak kendi sosyal ve güvenlik ağlarını oluşturmaya başladı.
Ekonomik yatırım maskesi
Başlangıçta Siyonist örgütler, Filistin’e gelen yatırımları “tarım kolonileri”, “okul” ve “hastane” gibi masum görünümlü projelerle kamufle etti. Bazı yerel halk, bu yatırımların ekonomik katkı sağlayacağına inandırıldı. Ancak bu yerleşimler, ileride askeri ve idari üsler haline gelecek şekilde planlanmıştı.
Günümüze mesajı
Herzl’in 50 yıl içinde gerçekleşeceğini söylediği proje, 1948’de İsrail’in ilanıyla resmileşti. Bugün Gazze’den Batı Şeria’ya uzanan işgal, o dönemin tapu oyunları, diplomatik pazarlıkları ve “medeniyet” söylemiyle meşrulaştırılmaya çalışılan demografik mühendisliğin sonucudur.
Şimdi bütün insanlık, Gazze’de çoluk çocuk demeden katleden ve soykırım uygulayan İsrail’e ve Onun kurucusu Theodor Herzl’a lanetler okuyor…