
İsrail’in Gazze Saldırıları Neden Durmuyor?
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları, bölgedeki en uzun süreli ve en acımasız çatışmalardan biridir. Uluslararası kamuoyunun sürekli tepki gösterdiği bu saldırılar, son yıllarda daha da şiddetlenmişken, Gazze halkı ve çevresindeki ülkeler bu sürecin durmamasıyla ilgili büyük bir endişe taşıyor. Ancak, bu saldırıların ardında yalnızca bölgesel bir çatışma değil, derinleşen stratejik ve ideolojik farklılıklar bulunmaktadır.
İsrail hükümetinin Gazze’ye yönelik saldırıları, özellikle hükümetin içindeki sağcı ve milliyetçi grupların baskılarıyla şekilleniyor. Bu gruplar, Filistinlilere karşı daha sert bir politika benimseyerek, İsrail’in güvenliğini sağlamak adına Gazze’yi hedef almayı sürdürüyor. Ayrıca, iç siyasette popülaritesini artırmaya çalışan liderler, güçlü bir güvenlik söylemiyle halkı konsolide etmeyi amaçlıyor.
Birçok İsrail hükümeti, Gazze’nin Hamas kontrolünde olması nedeniyle bu bölgeyi bir güvenlik tehdidi olarak görüyor. Hamas’ın, İsrail’in varlığını tanımaması ve İsrail’e karşı sürekli direnişi, bu saldırıların sürekliliğini sağlıyor. Bu bağlamda, Gazze’nin stratejik önemi, sadece askeri bir alan değil, aynı zamanda siyasi bir pazarlık unsuru olarak da görülüyor.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının sürmesinin bir diğer nedeni, bölgedeki uluslararası güçlerin ve aktörlerin tutumudur.
ABD, İsrail’in en büyük müttefiki olarak, her zaman İsrail’in güvenliğini savunmuş ve İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarını büyük ölçüde desteklemiştir. Trump yönetimi döneminde bu destek zirveye ulaşmış, İsrail’in saldırgan politikaları daha da cesaretlendirilmiştir. Biden yönetimi, bazen ılımlı bir yaklaşım sergilese de, İsrail’e sağlanan askeri ve finansal destek devam etmektedir. Bu da Gazze’ye yönelik baskıları sürdüren bir faktördür.
Arap ülkelerinin, özellikle Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin İsrail ile normalleşme anlaşmaları, bu saldırıların seyrini etkilemiştir. Normalleşme süreçleri, Arap dünyasında İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının daha az eleştirilmesine yol açtı. Arap ülkelerinin sessizliği, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının devamını sağlıyor. Çoğu Arap hükümeti, kendi iç politikaları ve İran’a karşı güvenlik stratejileri nedeniyle Gazze’deki direnişi yeterince desteklemiyor.
İran, Gazze’deki direniş hareketlerine siyasi ve askeri destek sağlamaktadır. İran’ın amacı, İsrail’e karşı bölgedeki müttefiklerini güçlendirmek ve Batı’nın müdahalesini engellemektir. Ancak İran’ın bu desteği, İsrail’in savunmasını daha da güçlendiriyor ve Gazze’ye yönelik saldırıları bir kısır döngüye sokuyor. Hizbullah’ın Lübnan’da sağladığı destek ve Hamas’a yönelik İran’ın mali yardımları, bölgedeki gerilimi artıran faktörler arasında yer alıyor.
Birçok ülke, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı açıkça tepki vermektense, diplomatik bir tutum takınmayı tercih ediyor. Birleşmiş Milletler gibi uluslararası kuruluşlar, genellikle kınama açıklamalarıyla yetinirken, somut bir adım atmakta yetersiz kalmaktadır. Arap Birliği de genellikle kınamalarla yetinmekte ve çözüm önerileri sunmakta zorlanmaktadır.
Özellikle Batı Avrupa ülkeleri, Filistin’e yönelik saldırılara karşı seslerini yükseltse de, İsrail ile olan diplomatik ilişkilerini koparmamayı tercih ediyorlar. Bu ülkelerin büyük ölçüde ekonomik çıkarları ve Orta Doğu’daki stratejik ittifakları, etkili bir politika geliştirmelerini engellemektedir.
İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarının durmamasının birkaç temel nedeni bulunmaktadır. Bu nedenler arasında, İsrail’in iç politikası, uluslararası aktörlerin tutumu, Arap dünyasındaki sessizlik ve İran gibi dış güçlerin desteği sayılabilir. Uluslararası toplumun etkisizliği ve özellikle Arap dünyasının sessizliği, bu saldırıların sürekliliğini sağlıyor.
Sonuç olarak, Gazze’deki saldırıların durmaması sadece bir bölgesel sorundan değil, küresel jeopolitik güçlerin çıkar çatışmalarından da kaynaklanmaktadır. Bu sorunun çözülmesi, yalnızca bölgesel değil, küresel bir diplomasi gerektirecektir.