
İsrail’in Gazze Şeridi’nde sürdürdüğü sistematik soykırım ve yıkım politikası, insanlığın ortak hafızasını hedef alan karanlık bir boyuta evrildi. Bölgedeki katliamları, insanlık suçlarını ve yaşanan vahşeti tüm dünyaya duyurmaya çalışan basın mensupları, İsrail ordusunun doğrudan hedefi haline geldi.
Savaşın ilk gününden bu yana katledilen 263 gazeteci, sadece birer rakamden ibaret değildir; onlar, bombaların altında gerçeği haykıran onurlu seslerdir.

İsrail’in basına yönelik bu saldırıları, savaşın “yanlışlıkla” ya da “çatışma ortamında” vurulan siviller kılıfıyla açıklanamayacak kadar sistematik ve bilinçli bir politikanın ürünüdür. Amaç; Gazze’deki insanlık dramını dış dünyaya aktaran gözleri kör etmek, kulakları sağır etmek ve işlenen soykırımı dünyadan gizlemektir. Çadırlarında uyuyan, üzerlerinde “PRESS” (Basın) yazılı çelik yelekleriyle haber nöbeti tutan muhabirler, doğrudan füzelerin ve keskin nişancıların hedefi olmaktadır.
Ancak ne kadar bombalarlarsa bombalasınlar; katledilen her gazetecinin kalemi, gerçeği yazmaya devam edecek. Uluslararası toplumun ve basın örgütlerinin bu vahşet karşısındaki sessizliği ise tarih sayfalarına kara bir leke olarak geçmektedir.
Gerçeğin katili İsrail’in işlediği bu suçlar cezasız kalmamalı; katledilen basın mensuplarının hatırası, insanlık onurunun ve özgür medyanın direniş simgesi olarak yaşatılmalıdır.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube