islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Kaderin Görünmez Eli: İsrail ve ABD’nin Kendi Kuyularını Kendi Elleriyle Kazdığı An

Kaderin Görünmez Eli: İsrail ve ABD’nin Kendi Kuyularını Kendi Elleriyle Kazdığı An

Kaderin Görünmez Eli: İsrail ve ABD’nin Kendi Kuyularını Kendi Elleriyle Kazdığı An

Giriş

Ortadoğu, tarih boyunca kan ve gözyaşıyla yoğrulmuş bir coğrafyadır. Bugün ise tarihin en kritik dönemeçlerinden birine şahitlik ediyoruz: İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları.

Ön alma’ denilerek takdim edilen bu adım, bir askerî hareketten ibaret değildir; meşruiyetin çöktüğünü, halkın hükmünü verdiğini ve zulmün kendi sonunu hazırladığını ilan eden apaçık bir vakıadır.

ABD halkı da bu gerçeği yüksek sesle dile getirmektedir. University of Maryland Critical Issues Poll (5–9 Şubat 2026, 1.004 kişi, ±3.5% hata payı) anket bilgilerine göre Amerikalıların yalnızca %21’i İran’a saldırıyı desteklemekte, %49’u karşı çıkmakta, %30’u ise kararsız kalmaktadır. Cumhuriyetçilerde destek %40’a ulaşırken, Demokratlarda bu oran yalnızca %6’dır; bağımsızlarda ise %21 civarındadır[^1].

Economist/YouGov (20–23 Şubat 2026, yaklaşık 1.500 kişi, ±3.3%) bilgileri de benzer bir tablo ortaya koymaktadır: karşıtlık %49, destek %27’dir. Demokratlarda karşıtlık %76’ya varmakta; Cumhuriyetçilerde destek daha yüksek görünse de genel eğilim karşıtlık yönündedir[^2]. CBS News/YouGov (25–27 Şubat 2026, 2.264 kişi, ±2.5%) saldırı öncesi nispi bir bölünmüşlük gösterse de (%49–51), özellikle Demokratlar ve bağımsızlar arasında savaş karşıtlığı ağır basmaktadır[^3].

Bu rakamlar yalnızca istatistik değildir. Vietnam ve Irak tecrübelerinin bıraktığı iz, ekonomik kaygılar ve vicdanın sesi bu oranlara yansımıştır. Halk yeni bir Orta Doğu savaşını istememektedir.

Oysa kader zaviyesinden bakanlar için mesele daha derindir: Zalimler başkalarına tuzak kurduklarını zannederken, aslında kendi akıbetlerini hızlandırmaktadırlar.

Bu yazı üç temel eksende meseleyi ele almaktadır:
1. Meşruiyet meselesi ve halkın tepkisi
2. İsrail ve ABD’nin kendi kazdığı kuyuya düşmesi
3. Kaderin görünmez eli ve ilahi adalet

Bölüm 1: Meşruiyet Meselesi ve Halkın Tepkisi

Uluslararası hukuk bakımından saldırganlık meşru değildir. Bir devlet ancak saldırıya uğradığında müdafaa hakkını kullanabilir[^4].

ABD’de savaş karşıtlığı artık partiler üstü bir vakıadır. University of Maryland verileri %49 karşıtlık, %21 destek ve %30 kararsızlık göstermektedir[^1]. Economist/YouGov’da karşıtlık %49, destek %27’dir; Demokratlarda %76 oranında güçlü bir reddediş vardır[^2]. CBS/YouGov bilgileri ise nispi bölünmüşlüğe rağmen genel vicdanın savaş karşıtı olduğunu ortaya koymaktadır[^3].

Siyonist lobilerin tesiriyle şekillenen siyaset, halkın iradesini dikkate almamaktadır. Tarih göstermiştir ki halkın ve vicdanın sesini yok sayan yönetimler ağır bedel öder. Vietnam ve Irak bunun açık misalleridir[^5].

Bölüm 2: Kendi Kuyularını Kendi Elleriyle Kazmak

Bu saldırı, stratejik bakımdan son derece tehlikeli bir kumardır:
• İktisadî neticeler: Petrol fiyatlarında artış, ABD borç yükünde derinleşme, dünya tedarik zincirlerinde sarsıntı.
• Siyasi neticeler: Müttefiklerde mesafe, Avrupa ve Arap dünyasında temkinli sessizlik, bölgede yalnızlaşma.
• Tarihî ibretler: Roma’nın aşırı genişlemesi, Osmanlı’nın son dönem hataları ve Sovyetler’in Afganistan tuzağı, kudret sarhoşluğunun sonunu hazırladığını göstermektedir[^6].

İsrail ve ABD, farkında olmadan kendi kuyularını kendi elleriyle kazmaktadır. Zayıflama ve iç gerilim emareleri şimdiden görünmektedir.

Bölüm 3: Kader Zaviyesinden

İslam inancına göre hadiseler ilahi hikmet dairesinde cereyan eder. Kur’an-ı Kerim’de zalimlerin planlarının kendi aleyhlerine döndüğü defalarca beyan edilmiştir:

  • Onlar tuzak kurarlar, Allah da tuzak kurar.” (Enfâl, Ây. 30)
  • Yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin akıbetine bakmadılar mı?” (Rûm, Ây. 8)
  • Allah onlara zulmetmedi; fakat onlar kendilerine zulmettiler.” (Âl-i İmrân, Ây. 182)

Bu hadiseler, kaderin değişmez kanununun tecellisini apaçık ortaya koymaktadır. Bu, rastgele bir oluş değil; ilahî takdirin hükmüdür.

Allah kimseye zulmetmez; İsrail ve ABD’nin saldırısı elbette haksızdır, ancak İran da Suriye, Yemen, Irak ve Lübnan’da işlediği zulüm ve hataların faturasını ödüyor. İşte kaderin görünmez eli, zulmün sahibine dönmesini böyle tecelli ettirir.

Sonuç

İsrail ve ABD’nin İran’a saldırısı üç katmanlı bir krizdir:
1. Meşruiyet kaybı ve halkın reddedişi
2. İktisadî ve siyasi bir tuzak
3. Kaderin görünmez eli

Zulüm, kaderin gereği olarak er veya geç sahibine döner; bunu bilenler şaşmaz.

Düşünelim, ibret alalım; tarih bir daha yaşanamaz, dersleri ise ebedîdir, asla kaybolmaz.

Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu

Yukarıdaki Yazıyı Okuyan Kardeşlerim videoyu seyredip Konuşmayı Dinlemesi Faydalı Olabileceği Kanaatindeyim:

 

Dipnotlar
[^1]: University of Maryland Critical Issues Poll, 5–9 Şubat 2026, 1.004 kişi, ±3.5% hata payı.
[^2]: Economist/YouGov Poll, 20–23 Şubat 2026, yaklaşık 1.500 kişi, ±3.3% hata payı.
[^3]: CBS News/YouGov Poll, 25–27 Şubat 2026, 2.264 kişi, ±2.5% hata payı.
[^4]: Birleşmiş Milletler Antlaşması, Madde 51 (Meşru müdafaa hakkı).
[^5]: Howard Zinn, A People’s History of the United States, Harper Perennial, 2005.
[^6]: Paul Kennedy, The Rise and Fall of the Great Powers, Random House, 1987.
[^7]: Kur’an-ı Kerim, Enfâl Suresi, Âyet 30.
[^8]: Kur’an-ı Kerim, Rûm Suresi, Âyet 8.
[^9]: Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi, Âyet 182.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.