
Haluk Levent hakkında son günlerde gündeme gelen iddiaların ardından, geçmişte kendisini övgü dolu sözlerle destekleyen birçok medya mensubu bu kez sert eleştiriler yöneltmeye başladı. Dün ekranlarında “örnek insan” olarak tanıtılan Levent‘in bugün aynı isimler tarafından hedef alınması, kamuoyunda “çifte standart” tartışmalarını beraberinde getirdi.
Gazeteci Uğur Dündar, birkaç gün önce katıldığı bir programda Haluk Levent’in geçmişteki adli siciline dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu:
“Bu tür işlere giren bir kişinin ne usulsüzlük ne yolsuzluk yapma hakkı yoktur. Bu tür işlere girişenlerin tamamen dürüst, şeffaf ve tertemiz olmaları gerekir.”
Ancak Dündar’ın deprem döneminde yaptığı açıklamalar bugün yeniden gündeme taşındı. O günlerde Haluk Levent’i programında ağırlayan Dündar, şu ifadeleri kullanmıştı:
“Haluk Levent yeniden tertemiz bir sayfa açtı. Halk da ona bütün kalbiyle destek verdi. Bu iyilik hareketi dalga dalga yayılacak.”
İki açıklama arasındaki belirgin söylem farkı sosyal medyada da geniş yankı buldu.
Benzer bir tablo Fatih Altaylı cephesinde de yaşandı.
Deprem sürecinde Haluk Levent’i “yardımseverliğine hayran olduğum çok sevdiğim bir kardeşim” sözleriyle öven Altaylı, bugün ise çok daha ağır değerlendirmelerde bulunuyor.
Altaylı son yazılarında, Haluk Levent meselesinin yalnızca yardım faaliyetleriyle sınırlı olmadığını, çok daha ciddi iddiaları içerdiğini öne sürdü.
Öte yandan Altaylı‘nın bugün yaptığı değerlendirmelerde, geçmişte Ahbap’a verilen medya desteğindeki kendi rolünü ikinci plana ittiği yönünde eleştiriler de yapılıyor.
Gazeteci Sevilay Yılman ise önceki destekleyici yayınlarının aksine bugün Haluk Levent’in siyasi duruşuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bal gibi de muhalifti… Ahbap başkanlığı nedeniyle devletle iyi geçinmeye çalışıyordu.”
Yılman’ın en azından geçmişteki desteğini inkâr etmeyen bir dil kullanması, diğer bazı isimlerden farklı bulundu.
Haluk Levent ve Ahbap‘a en yoğun desteği veren yayıncılar arasında Oğuzhan Uğur da yer alıyordu.
Deprem döneminde Ahbap ile ortak çalışmalar yürüttüklerini kamuoyuna açıklayan Uğur’un, bugün yaşanan tartışmaların ardından farklı bir çizgi izlemesi de dikkat çekiyor.
Eleştirilerin ortak noktası ise şu:
Haluk Levent’i yıllarca ekranlara taşıyan, yardım faaliyetlerini öne çıkaran ve kamuoyunda güven kazanmasına katkı sağlayan isimlerin önemli bir kısmı, bugün yaşanan tartışmalar karşısında kendi geçmiş yayınlarını sorgulamak yerine Haluk Levent’le aralarına mesafe koymayı tercih ediyor.
Bu durum, kamuoyunda “Dün övenler bugün neden sorumluluk almıyor?” sorusunun gündeme gelmesine neden oluyor.
HABER YORUM
GÜM!..
Bir ses duyuldu…
Koştuk, baktık…
Haluk Levent’in yıllardır parlatılan otobüsü duvara toslamıştı.
Ama o otobüste sadece Haluk Levent yoktu…
Fatih Altaylı vardı…
Uğur Dündar vardı…
Oğuzhan Uğur vardı…
Sevilay Yılman vardı..
Yıllarca onu “iyiliğin sembolü”, “umut”, “rol model” diye ekran ekran dolaştıranlar vardı.
Ve elbette aynı ezberi paylaşan Kemalist medya vardı.
Şimdi herkes telaş içinde…
Kimisi “Ben aslında o kadar da desteklememiştim.” diyor.
Kimisi suçu halka yüklüyor.
Kimisi üç beş cümleyle geçmişini unutturmaya çalışıyor.
Oysa hafızalar hâlâ diri…
Dün alkışlayanların bugün ahlak dersi vermeye kalkması, hakikati değiştirmiyor.
Çünkü bir insanı toplum nezdinde büyüten de, gerektiğinde eleştiriden muaf gösteren de çoğu zaman yine medyanın kendisidir.
Bugün yaşananlar, sadece bir kişinin düşüşü değildir.
Bu, yıllardır oluşturulan sahte kahramanlar düzeninin duvara çarpmasıdır.
Hükümete muhalif olacağız derken; hakikate, adalete ve vicdana muhalefet edenlerin kurduğu vitrinin camları birer birer kırılıyor.
İnsanları fikirleriyle değil, ideolojik yakınlıklarıyla yüceltenler…
Kurumları peşinen itibarsızlaştırırken şahısları sorgusuz sualsiz kutsayanlar…
Bugün kendi elleriyle kurdukları algının enkazı altında kalıyorlar.
Hakikatin kötü bir huyu vardır:
Er ya da geç kapıyı çalar.
O kapı açıldığında ise ne alkışlar işe yarar, ne ekranlar, ne de yıllarca kurulmuş propaganda cümleleri…
Geriye sadece şu soru kalır:
Dün göklere çıkardığınız isim gerçekten bu kadar güvenilirdi de bugün mü değişti; yoksa siz dün de gerçeği biliyor, ama ideolojik körlüğünüz yüzünden görmezden mi geliyordunuz?
İSLAMİ HABER “MİRAT”