Genel

KIRIK AYNALAR ÇAĞI: MODERNİZMİN TOTALİTER AKLINDAN POSTMODERNİZMİN MİKRO ANAFORUNA

KIRIK AYNALAR ÇAĞI: MODERNİZMİN TOTALİTER AKLINDAN POSTMODERNİZMİN MİKRO ANAFORUNA

İki Çağın Eşiğinde Zihinsel Kırılma

İnsanlık tarihi, yalnızca teknolojik sıçramaların değil, asıl olarak dünyayı anlamlandırma biçimlerindeki köklü ve zihinsel kırılmaların tarihidir. Bu dönüşümlerin en keskin hatları, yeryüzünü rasyonel bir laboratuvara çeviren modernizm ile onun küllerinden doğan ve her şeyi atomlarına ayıran postmodernizm arasındaki diyalektik gerilimde gizlidir.

Ünlü İngiliz tarihçisi Arnold Toynbee’nin, modern dönemin Birinci Dünya Savaşı ile son bulduğunu ve iki dünya savaşı arasının postmodernizmin başlangıcı olduğunu belirtmesi boşuna değildir. 1950’lerde filizlenen ve 1980’lerden itibaren günlük hayatın kılcal damarlarına sızan bu yeni düşünce tarzı, bireyden başlayarak toplumsal yapının tüm dinamiklerini kökten sarsmıştır. Bu sarsıntıyı anlamak, öncelikle onun hesaplaştığı modernitenin ne olduğunu kavramaktan geçer.

Modern Akıl ve Evrensellik İllüzyonu

Avrupa’nın 17. yüzyıldaki teknolojik birikimi ve ekonomik büyümesiyle şekillenen modernizm, dünyaya kendini “asrileşme ve yenileşme” olarak takdim eden Avrupa merkezli bir medeniyet projesiydi. İlahi olanın, kutsal vahyin ve geleneksel cemaat bağlarının yerine ikame edilen “egemen akıl”, dünyayı rasyonel, pozitivist ve realist esaslara göre yeniden tasarlama iddiasındaydı. Modernizm, yarının bugünden daima daha iyi olacağını vaat eden standartlar ve doğrusal bir ilerleme inancı üzerine kurulmuştu. Ancak bu iddia, doğayı ve toplumları tahakküm altına alırken insanı atomize eden, devasa imparatorlukları ırkçılık ideolojisi temelinde katı ulus devlet sınırlarına hapseden totaliter bir tektipleştirme projesine dönüştü. İnsana sürekli ulaşamayacağı hedefleri dayatan modern akıl, geleneksel duygusal bağları çözerek bireyi yalnızlaştırdı ve onu denetlenemez belirsizliklerle dolu bir “risk toplumunun” kucağına fırlattı.

Postmodern Başkaldırı ve Mikro Parçalanmışlık

Postmodernizm, tam da bu rasyonel tıkanıklığın, modernitenin vaat ettiği sahte cennetin ve baskıcı tahakküm mekanizmalarının açmazlarına karşı yıkıcı bir hesaplaşma olarak tarih sahnesine çıktı. Modernizmin genelleyici, kuşatıcı ve evrenselci kuramsal ilkelerini toptan reddeden bu yeni paradigma; “çoğulculuk”, “yerellik”, “tikellik” ve “farklılık” kavramlarını kutsadı. Ancak her türlü meta-anlatının ve büyük ideolojinin sonunu ilan eden bu başkaldırı, insanlığı özgürleştirmek yerine çok daha derin ve muğlak bir kaosun içine sürükledi. Bütüncül olan her şeyi diskalifiye eden postmodern retorik, insanı ve evreni mikro düzeyde bir ufalanmaya ve parçalanmışlığa mahkûm etti. Modernizm insanlığı uluslara bölmüşken, postmodernizm o ulusları da kendi içinde en küçük etnik ve alt-kimlik gruplarına ayırarak aidiyet esasıyla olan hayati bağları kopardı.

Değer Erozyonu: Esnek Etik ve Pazarlanan Bedenler

Hakikatin buharlaştığı bu yeni dünyada, ahlak ve mahremiyet alanları da hiçbir kural tanımaksızın radikal bir dönüşüme uğramıştır. Dine ve geleneğe ait olan “günah”, “haram”, “edep” ve “haya” gibi muhkem kaleler hayatın dışına itilirken, kadim ahlak kavramı yerini duruma, mekâna, patrona veya dünyevi kazanımlara göre esneyebilen “etik” kavramına bırakmıştır. “Bedenin özgürlüğü” söylemi adı altında, bireyin ne topluma ne de bir başkasına karşı mesuliyet taşımadığı savunulur. Ancak bu sözde özgürlük, küreselleşen kapitalizmin sömürü çarklarına hizmet eder. Beden ve cinsellik, reklamlar, moda dergileri ve medya eliyle profesyonelce pazarlanan kullanışlı birer tüketim nesnesine dönüştürülmüştür. Gençlik, güzellik ve fiziksel zindelik biyolojik bir gerçeklik olmaktan çıkarılarak sosyal statünün ve tüketime dayalı yeni kültürün sahte birer nişanesi haline getirilmiştir.

Kutsalın Ev hapsi: Postmodernizm ve Din Paradoksu

Dinin bu iki paradigma ile kurduğu ilişki, seküler aklın geçirdiği evrimi anlamak açısından çarpıcıdır. Modernite, dini mutlak ve değişmez ilkeleri nedeniyle kendi materyalist-seküler dünyasının önünde bir engel olarak görmüş ve onu kamusal alandan tamamen dışlayarak bireyin özel hayatına hapsetmiştir. Postmodern düşünce ise modernizmin bu katı, dışlayıcı tavrını eleştirerek “kutsalın dönüşüne” tanıklık eden daha esnek bir yaklaşım sergiler.

Bireylere dini inançlarını yaşamaları, simgelerini kullanmaları ve ibadet etmeleri için geniş alanlar açar. Ancak bu alan, dinin ilahi otoritesine duyulan saygıdan değil, “bireysel özgürlükler” ambalajıyla açılır. Küresel kapitalizmin sömürü çarklarında ruhsal olarak sıkışan ve içsel boşluğa düşen insanlığın itiraz enerjisini pasifize etmek amaçlanır. Din, hayata yön veren aşkın ve nihaî bir nizam olmaktan çıkarılıp; seküler düzenin finans, hukuk, siyaset ve uluslararası ilişkiler gibi rasyonel mekanizmalarına asla müdahale edemeyen vicdani bir hobiye dönüştürülerek ev hapsine alınır.

İllüzyon Çağında Yönünü Kaybeden İnsan

Sonuç olarak; 20. yüzyılın son çeyreğinde kapitalizmin bir üst aşaması olan “Yeni Dünya Düzeni” projesiyle eklemlenen postmodern retorik, tüm dünya toplumlarını kuşatan küresel bir tüketim kültürü yaratmayı başarmıştır. Arzularının ve bilinçdışının tutsağı haline getirilen postmodern insan; ne şimdisini ne de geleceğini belirleme gücü olan, temelsiz ve çaresiz bir varlık olarak oradan oraya sürüklenmektedir. Kendi yarattığı muğlaklık, istikrarsızlık ve sayısız risk denizinde yönünü kaybeden modern insan, mutlak ve aşkın olandan koptukça parçalanmakta; özünü yitirdiği bu illüzyon çağının mikro anaforunda çaresizce boğulmaktadır.

Yakup Döğer

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Recent Posts

  • Makale

“BUNLAR ‘BİZDEN’SE, BEN O ‘BİZ’DEN DEĞİLİM!”

“BUNLAR ‘BİZDEN’SE, BEN O ‘BİZ’DEN DEĞİLİM!”  Bu söz aslında Rachel Corrie’ye aittir. O, İsrail soyundan…

7 saat ago
  • Gündem

Zaferini, Annesinin Ayağını Öperek Kutluyor

Dünyaca Ünlü Kafes Dövüşçüsü, Zaferini, Annesinin Ayağını Öperek Kutluyor Ringlerin azılı ve disiplinli savaşçısı Muhammed…

14 saat ago
  • Genel

CUMHURİYET, İSLAM’IN ONAYLADIĞI BİR YAPIDIR AMA İÇİNİN İSLAM’LA DOLDURULMASI ŞARTIYLA

CUMHURİYET, İSLAM'IN ONAYLADIĞI BİR YAPIDIR AMA İÇİNİN İSLAM'LA DOLDURULMASI ŞARTIYLA  - Cumhuriyet döneminde radikal devrimler…

14 saat ago
  • Genel

Mustafa Sarıgül Hakkında Yeni İstismar İddiaları

Mustafa Sarıgül, Hakkında Yeni İstismar İddiaları: Dört Eski Lise Öğrencisi Gündemde Erzincan Milletvekili Mustafa Sarıgül…

15 saat ago
  • Genel

Hizbullah Hücreleri Tarafından, Suriye Hükümetine Saldırı Hazırlığı

Güney Suriye’de, Hükümete Karşı Saldırı Hazırlığı Suriye istihbaratının, Hizbullah hücreleri, Iraklı milisler ve eski rejim…

17 saat ago
  • Genel

Afganistan Heyeti ile Göç İdaresi Başkanlığı Arasında Görüşme

Afganistan Heyeti ile Göç İdaresi Başkanlığı Arasında Önemli Göç Görüşmesi Afganistan İslam Emirliği heyeti, Türkiye…

17 saat ago