islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
18,5039
EURO
18,1433
ALTIN
988,22
BIST
3.179,99
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
23°C
İstanbul
23°C
Açık
Pazartesi Parçalı Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
19°C
Çarşamba Az Bulutlu
20°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
19°C

Korona Günleri: Salgının Matematiği

Korona Günleri: Salgının Matematiği

Toplumda hala anlaşılmayan konulardan birisi hastalığın ne kadar yayılabileceği. Genellikle şu yanlış anlama kullanılmakta: diğer hastalıkların ağırlığı, hatta ölümleri, Koronavirüs’ünkünden daha fazla. Örneğin kalp krizinden ölenler, trafik kazalarında ölenler, hatta grip virüsünden ölenlerin sayısı çok daha fazla. O zaman sorun nedir?

Sorun şu, virüs dünyaya yeni yayılıyor ve ilerideki durumu bu ölümlerin çok daha ötesine gidebilecek görünüyor. Türkiye’de her gün katlanarak artan virüs 11 Mart 22 Mart arasında, 10 günde, 1 vakadan 1000 vakaya sıçradı. Bu hızla sıçrarsa Nisan başında bir milyona çıkar, Nisan sonunda da bütün ülkeye yayılır.

Kuşkusuz herkes ölmüyor, kronik hastalığı olan yaşlılarda bile ölüm oranı çok yüksek değil. Ancak bu daha başlangıç ve Koronavirüs diğerlerinden farklı: bağışıklık tam oluşmuyor. Bir aydan kısa süre oluşup, yeniden hasta olunuyor. Hastalığı ikinci kez hatta üçüncü kez yaşayan insanlar ve hayvanlar var. Her seferinde bir tahribat yapıyor. Bu da henüz gençler etkilenmezken yakında onların da etkilenmeye başlayacağı anlamına geliyor.

Bunun yanı sıra ölmemesine rağmen ağır bir rahatsızlık geçirmek de insanları çalışmaz hale getirebiliyor. Özellikle sağlık ve güvenlik personelini vuran bir virüs yayılması durumunda pek çok hizmetin aksayacağını unutmamak gerekiyor.

Şimdi bütün ülkeye yayılmış bir hastalık düşünün. Bu, mücadele edilebilecek sayının 100 katı demek. Hastane yatakları yetmeyecek, ambulanslar yetmeyecek, respiratörler yetmeyecek, sağlık personeli yetmeyecek, güvenlik personeli yetmeyecek. Sayılar artınca hastaneler işlevsiz kalacak ve terk edilecek.

Kamyon şöförleri nakliye yapamayacak, yiyecek stokları bitecek, her gün patlayan belediye altyapı boruları tamir edilemeyecek, tuvaletler tıkanacak, kanalizasyonlar patlayacak, elektrik kabloları tamir edilemeyecek, zamanla elektrik kesilecek, su kesilecek, yeni hastalıklar çıkacak, açlık artacak, gömülmeden kentlerin sokaklarında duran on binlerce ceset sokakları dolduracak, onlarla beslenen fareler ve haşereler patlayacak.

Coronavirüs’ün bu matematikte bu hızda yayılması bu anlama gelebilir.

2020 yılı ortalarında elektrik, su, altyapı, nakliye sona erecek. 16 milyonluk İstanbul’da zayıflar ölecek, güçlülerin bir bölümü sokak hayvanlarını yiyecek, yıl sonuna doğru cesetleri yemek için özel durum fetvası arayanlar çıkacak. Kış gelmeden İstanbul’da milyonlar hayatını yitirecek ve bunun sadece küçük bir kısmı Koronavirüs nedeniyle olacak.

Koronavirüs’ün bu matematikte bu hızda yayılması bu anlama gelebilir.

Bizim yanlışımız, elektrik, kanalizasyon, su, İnternet ve ucuz gıda hizmetinin kendiliğinden geldiğini düşünmemiz.   insan temiz suya erişemiyor. Dünyada 3 milyar insanın evinde tuvalet yok. Sadece Hindistan’da yüz milyon kadın gün boyu tuvaletini tutmak zorunda, çünkü tuvaletlerini gündüz çalıların arasında yapamıyorlar, erkekler gördüğünde tecavüz ediyorlar. Dünyanın büyük bölümü böyle bir cahiliye dünyası. Böyle bir dünyada Allah’ın nizamını kurmaya gayret edenlerden, umursamadan dizi izleyen, şımarık, eğlence düşkünü mahlûklara dönüştük.

Eğer Koronavirüs bu hızla yayılırsa, kanalizasyon sistemleri çökerse, su gelmezse, uygarlık çökerse, en kanıksadığımız işleri bile yapmak imkânsız hale gelecek. Biz savaş bile görmemiş, insanoğlunun karanlık yüzünü bilmeyen bir toplumuz. Şahitlik edeceğimiz olayların tarifi bile olmayacak.

Bu nedenle insanların olağanüstü dikkat etmesi, devleti dinlemesi, bakanlar kurulunu izlemesi, Cumhurbaşkanına inanması ve elinden geldiğince virüsü kendine ve başkasına bulaştırmaması gerekiyor.

Prof. Dr. Kutluk ÖZGÜVEN

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.