Makale

KUR’AN’A GÖRE KÂİNATIN YARATILIŞI

Kur’an’da, kâinatın yaratılışı hakkında çeşitli bilgiler verilmektedir. Bu konu ile ilgili olan bazı ayetler şöyledir:

أَوَلَمْ يَرَ الَّذِينَ كَفَرُوا أَنَّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ كَانَتَا رَتْقاً فَفَتَقْنَاهُمَا وَجَعَلْنَا مِنَ الْمَاء كُلَّ شَيْءٍ حَيٍّ أَفَلَا يُؤْمِنُونَ

İnkâr edenler, gökler ve yer yapışık iken onları ayırdığımızı ve bütün canlıları sudan meydana getirdiğimizi bilmezler mi? İnanmıyorlar mı?”[1]

وَالسَّمَاء بَنَيْنَاهَا بِأَيْدٍ وَإِنَّا لَمُوسِعُونَ

Göğü gücümüzle Biz kurduk. Şüphesiz Biz geniş kudret sahibiyiz.”[2]

وَهُوَ الَّذِي خَلَق السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ فِي سِتَّةِ أَيَّامٍ وَكَانَ عَرْشُهُ عَلَى الْمَاء لِيَبْلُوَكُمْ أَيُّكُمْ أَحْسَنُ

Arşı su üzerinde iken, hangisini daha güzel iş işleyeceğini ortaya koymak için, gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur.”[3]

ثُمَّ اسْتَوَى إِلَى السَّمَاء وَهِيَ دُخَانٌ فَقَالَ لَهَا وَلِلْأَرْضِ اِئْتِيَا طَوْعاً أَوْ كَرْهاً قَالَتَا أَتَيْنَا طَائِعِينَ

Sonra duman halinde bulunan göğe yöneldi. Ona ve yeryüzüne, ‘İsteyerek veya istemeyerek buyruğuma gelin,’ dedi. İkisi de  ‘İsteyerek geldik,’ dediler.”[4]

Burada anlamlarına yer verdiğimiz ayetleri tek tek ele alıp yorumlamaya çalışacağız. Enbiya suresinin otuzuncu ayetinde “ratk” ve “fatk” kelimeleri geçmektedir. Meal kitaplarında “ratk” kelimesi, yapışık olma, “fatk” kelimesi ise ayırma diye tercüme edilmektedir. “Ratk” kelimesi, “rataka–yertuku” fiilinin mastarıdır. Kelime olarak, yaratılıştan bitişik ve yapışık olmak demektir. Bu ayete göre, gök ve yer önceleri bitişik, kaynaşık ve yapışık bir şekilde bir bütün halinde idi.[5]Fatk” kelimesi de, “fataka–yeftuku” fiilinin mastarıdır. Kelime olarak “ratk” kelimesinin zıttı olup, bitişik olan iki şeyi söküp birbirinden ayırmak demektir. Yine bu ayete göre Allah, önceleri yapışık, bitişik ve bir bütün halinde olan yeri ve göğü, sonradan birbirinden koparıp ayırmış ve mevcut olan bütün canlıları da sudan yaratmıştır.[6]

Bugünkü tabiat bilgisi âlimlerine göre, kâinat önceleri büyük bir bulut, bir gaz kütlesi halinde idi. Bu gazlar devamlı hareket halinde olup döndükleri için, neticede parçalanmışlar ve kendi aralarında sıkışarak ayrı ayrı cisimler haline gelmişlerdir. Bu çeşit bir fikir ve düşünce, yukarıda manasını izah etmeye çalıştığımız ayete uygun düşmektedir. Zaten gelişen teknik ve tabii bilgiler, daima Kur’an’ın verdiği bilgileri doğrulamakta ve Kur’an’a ters düşmemektedir. Bu gün piyasada mevcut olan çeşitli tefsir kitaplarında da bu bilgilere yer verilmektedir.[7] Fussilet suresinin on birinci ayetinde de yukarıda izah edildiği gibi kâinatın bir dumandan yaratılmış olduğu haber verilmektedir.

Hud suresinin yedinci ayetinde ise, diğer ayetlerde işaret edildiği gibi bütün canlıların sudan yaratıldığına işaret edilmektedir. Ondan sonra, göklerin ve yerin altı günde yaratıldığı anlatılmaktadır. Âlimler, burada geçen “altı gün” ifadesi hakkında farklı yorum ve açıklamalarda bulunmaktadırlar. Âlimlerin bir kısmı bu altı günü, altı dünya günü, yani yaşadığımız hayatta ki günler olduğunu kabul etmektedirler.[8] Âlimlerin diğer bir kısmı ise bu ayetteki altı günü, altı devir ve altı zaman olarak anlayıp, zamanımızdaki ilmi anlayışa uygun bir yorum getirmeye çalışmaktadırlar.[9] el-İsfahani’ye (ö. 502/1108) göre, buradaki gün, süresi ne kadar uzun olursa olsun, mutlak zaman ve vakit anlamındadır.[10] Seyyid Kutup (ö. 1386/1966) ise, bu ayette geçen gün hakkında şu açıklamada bulunmuştur:

“Burada sözü edilen gün, Allah’ın müddetini bildiği günlerden bir gündür ve katiyen bizim dünyamızın günlerinden değildir. Çünkü yeryüzünün zaman ölçüsü olan gün, ancak yeryüzünün yaratılışından sonra var olmuştur. Yeryüzünde zaman ölçüsü olarak kullanılan günlerin, Dünyamızın Güneş etrafındaki yörüngesinde kendi ekseni etrafında bir kere dönüşünden ibaret bulunduğu gibi, diğer gezegenlerin ve yıldızların da günleri vardır ki, yeryüzünün günlerine benzemez. Bir kısmı daha uzun, bir kısmı daha kısadır. Yeryüzünün yaratıldığı günlerde, dağların oluştuğu, rızıkların takdir edildiği günler, başka bir ölçü birimi ile ölçülmüş olan bizim bilmediğimiz günlerdir. Biz şu kadarını biliyoruz ki, o günler, bildiğimiz dünya günlerinden çok daha uzundur. Beşeri bilgimizin ulaşabildiği ve keşfedebildiği gerçekler uyarınca, düşünebildiğimiz gerçeğe en yakın ihtimal, buradaki günden maksat, yeryüzünün geçirdiği merhalelerdir. Yeryüzü, birçok merhaleden geçerek katılaşmış, kabuğu oluşmuş ve hayata elverişli bir hale gelmiştir. Elimizdeki nazariyelerin belirttiğine göre, yeryüzünün kabuğunun oluşup hayata elverişli hale gelmesi için, yaşadığımız dünyanın ölçüsü ile iki milyon yıla ihtiyaç olmuştur. Bu söylediğimiz rakam, kayaların etüdüne ve bu sayede yeryüzünün hayatıyla ilgili tahminlere dayalı ölçülerdir. Biz, Kur’an’ı tetkik ederken, bu ölçüleri nihai gerçeklermiş gibi ele alamayız. Çünkü bunlar, nihai gerçekler değildir. Bunlar, sadece birer nazariyedir ve değişmesi de mümkündür.”[11]

Kanaatimize göre burada söz konusu olan altı gün, bizim yaşadığımız gün değildir. Bunu, Seyit Kutup gibi âlimlerin yorumladığı zaman dilimi olarak değerlendirmenin, daha isabetli olduğu kanaatindeyiz.

Kâinatın yaratılışı hakkında çeşitli ayetler olduğu gibi, eskiden beri bu konu ile ilgili olarak bu şekilde açıklamalarda bulunan âlim ve müfessirler de olmuştur. Ta asr-ı saadette sahabeler bile, kâinatın yaratılışı konusunda fikir belirtmişlerdir. Hz. Ali, âlemlerin yaratılışı hakkında şöyle buyurmuştur:

“Allah, yaratıkları daha önce var olan bir modelden, bir tecrübeden yararlanmadan, ortaya çıkardığı bir eylem ve zorlandığı bir amacı olmadan ilk kez yaratmıştır. Eşyaya zamanlarını bildirdiğinde, ayrılıkların arasını bulduğunda, huylarını verdiğinde ve bedenlerine bitiştirdiğinde, eşyanın sınırlarını ve sonunu kuşatmaktadır, onların iç ve dış yüzlerini bilmektedir. Sonra, o münezzeh gökleri ayrık, kenarları çatlak ve uygun hava cereyanı oluşturarak, buralarda suyun dalgalı akışını, yüksek birikintisini sağlamıştır. Bu suyu gürültü ve kasıp kavuran rüzgârların üzerine yükleyip, rüzgârlara o suyu iade etmelerini emretmiştir. Suya göz kulak olmaları işini vermiş ve rüzgârları suyun sınırına yerleştirmiştir. Hava, alt tarafından yarıktır. Su üst tarafından dökülmektedir. Sonra o münezzeh kökleri kazıyan bir rüzgâr meydana getirip devamlılığını sağlamış, cereyanını vermiş, durgunluktan uzak kılmıştır. Rüzgâra, çağıldayan suyu alt üst etmesini, denizleri dalgalandırmasını emrettiğinde rüzgâr, suyu kap içinde çalkalarcasına çalkalayıp göğe fırlatmıştır. Başını sonuna, durgununu yerinde durmayanına çevire çevire su kabardı ve birikintisi köpük verdi. Bunu, yarıkları olan geniş bir havanın içine kaldırdı ve göğü oluşturdu. En alt tabakasını dingin, en üst tabakasını sağlam ve korunaklı bir çatı şeklinde, dayandığı bir direk ve düzgün tutan çiviler olmaksızın yaratmıştır. Sonra gökleri gezegenlerle ve ışıldayan yıldızlarla süslemiştir. Bunlar arasında ışık saçan bir kandil olan güneşi ve aydınlatan ayı dönegelen bir yolda, hareketli bir tavanda ve amaçla bir çizgide sürekli cereyan ettirmektedir.”[12]

Hz. Ali aynı eserin başka bir yerinde aynı konu üzerinde durarak, bütün bunların insanların dikkatine sunulduğunu, bununla insanların düşünceye, Allah’ın varlığını, birliğini, yüceliğini ve üstün kuvvet ve kudretini tanıyıp O’na teslim olmaya davet edildiğini anlatmıştır. Sonunda da, konu ile ilgili bir ayetle meseleyi noktalamıştır.[13]

إِنَّ فِي ذَلِكَ لَعِبْرَةً لِّمَن يَخْشَى

Kuşkusuz, bütün bunlarda, Allah’tan korkan kimseler için bir ibret vardır.”[14]

Bu konu ile beraber, dünyanın yuvarlaklığı, dünyanın dönüşü, çekim konusu, kâinatın genişlemesi, güneş ve ayın ışığı ve benzeri konularla ilgili olarak da, Kur’an, hadis ve tefsir kitaplarında geniş bilgiler vardır.[15]

SONUÇ

Kur’an’da ima ile de olsa, her konuya işaret edilmektedir. Kâinatın yaratılışı hakkında bilgi veren pek çok ayet vardır. Bu ayetlerden bazılarına yer vererek yorumları üzerinde durduk. Allah’ın gücü her şeyin üstündedir. O, her şeyin yaratıcısıdır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de verilen bilgilerin üzerinde durmamız ve onlardan çok yönlü ders ve ibret almamız gerekir.

NURETTİN TURGAY 

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

[1]  el-Enbiyâ 21/30.

[2]  ez-Zariyat 51/47.

[3]  Hûd 11/7.

[4]  Fussilet 41/11.

[5]  el-Beydâvî, Envâru’t-Tenzîl, II, 33; el-İsfahânî, el-Mufredât, s. 273.

[6]  el-Beydâvî, Envâru’t-Tenzîl, II, 33; el-İsfahânî, el-Müfredât, s. 558.

[7] Muhammed Reşit Rıza, Tefsiru’l-Kur’âni’l-Azîm (Tefsîru’l-Menâr), Beyrut tsz. VIII, 447; Yazır, Hak Dini, IV, 3351 vd; Hasan Basri Çantay, Kur’ân-ı Hakîm ve Meâl-i Kerim, İstanbul 1962, II, 584; Kırca, Modern İlimler, s. 129 vd.

[8]  el-Mahalli, Tefsiru’l-Celâleyn, s. 291; İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’ân, II, 437.

[9] Bu hususta geniş bilgi için bkz. el-Beydâvî, Envâru’t-Tenzîl, I, 227; Mehmet b. Muhyiddin Mehmet b. Mustafa Ebu’s-Suûd, İrşâdu’l-Akli’s-Selim ila Mezâya’l-Kur’âni’l-Kerim, Beyrut tsz. VI, 228; Rıza, el-Menâr, VIII, 445; Yazır, Hak Dini, III, 2172.

[10] el-İsfahânî, el-Mufredât, s. 850.

[11] Seyit Kutup, fî Zilâl, IV, 365 vd; Kırca, Modern İlimler, s. 135.

[12]  Hz. Ali, Nehcu’l-Belağa, trc. Beşir Işık ve diğerleri, Ankara 1990, s. 36.

[13]  Hz. Ali, Nehcu’l-Belağa, s. 286, 287.

[14]  en-Naziât 79/26.

[15] Bu konularla ilgili geniş bilgi için bkz. Kırca, Modern İlimler, s. 129 vd; Maurice Bucaille, Müspet İlim Yönünden Tevrat İncil ve Kur’an, tercüme: Mehmet Ali Sönmez,  Ankara 1991, s. 217 vd.

Recent Posts

  • Gündem

Erbakan’ın Yakın Korumasından Çarpıcı İddia

Erbakan'ın Yakın Koruması Abdurrahman Akyüz: "Hocamız AK Parti'yi Destekliyordu"   Merhum Başbakan Necmettin Erbakan'ın uzun…

2 saat ago
  • Gündem

Yunan Siyasetçi Kyrtsos’tan Atina’ya Sert İsrail Uyarısı

Yunan Siyasetçi Kyrtsos'tan Atina'ya Sert İsrail Uyarısı: "Katillerle Savunma İttifakı Olamaz" Yunanistan siyasetinin deneyimli isimlerinden…

3 saat ago
  • manşet

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR!

KURBAN, İBADETTİR, CENNET YOLUDUR! Vacip, Adak, Akika, Şükür, kurban bağışlarınızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Siz de…

4 saat ago
  • Gündem

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki

Ramallahlı Kadından Arap Liderlere ve Abbas Yönetimine Sert Tepki: "Bizi Gazze’deki Mücahitler Temsil Ediyor" Batı…

4 saat ago
  • Gündem

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı

Bilal Erdoğan’dan Nüfus ve Aile Yapısı Uyarısı: "2100 Yılında 55 Milyona Düşebiliriz" İlim Yayma Vakfı…

5 saat ago
  • Makale

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE

250 YIL SONRA YENİDEN SÖMÜRGE İran'a, Gazze'ye, Yemen'e, Lübnan'a ortak operasyonlar yapan, Siyonist rejime karşı…

5 saat ago