
KUR’AN’DA ADI GEÇEN BESİNLER “ZEYTİN”
“O, gökten su indirendir. Biz, her türlü bitkiyi o suyla yetiştiririz. O bitkiden bir filiz, filizden de üst üste dizili dâneler, başaklar çıkarırız. Hurma ağacının tomurcuklarından yere doğru sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar bahçeleri çıkarırız.” (En’am 99)

Zeytin, altın sarısı yağı olan çok değerli bir etli meyvedir (Fotoğraf 1). Fidandan, dikme olarak yetiştirilen zeytin ağacı, kazık kök yapmaz ve çabuk yıkılır. Dayanıklı ve kolay çoğalan zeytin ağacının odunu, sert ve sağlamdır. Yangına karşı dayanıklı olan zeytin ağacı erozyona karşı mücadelede de, en uygun ağaç türüdür. Suyu ve ılıman iklimleri seven zeytin ağacı, genellikle rakımı düşük coğrafyalarda yetişir.
Dört mevsim yeşil yapraklarını muhafaza eden zeytin ağacının yapraklarının bir kısmı çıkarken, bir kısmı döküldüğünden bu durumun farkına varılmaz. Yeşil ve canlı yapraklar, zeytin ağacının sağlıklı olduğunu gösterir.
Uygun koşullarda yetiştirilirse, ekimini izleyen 5-6 yıl içinde, meyve verir ve bu süreç yüzyıllarca devam edebilir. 3000 yaşlarına kadar yaşayabilen zeytin ağaçlarının uzun
yaşamlarının sırrı yapraklarındaki, oleuropein ve kalsiyum elenolaten maddelerine dayanır. Bu maddeler, zeytin ağaçlarını, hastalık ve zarar verecek haşerattan korur. Zeytin ağacının ilginç bir özelliği de bir yıl çok, bir yıl az ürün vermesidir ki bu değişim halk arasında var yılı ve yok yılı olarak isimlendirilir. Geleneksel Akdeniz diyetinin uzun yaşam, vasküler hastalıklar ve kanserden uzak bir yaşam ile ilişkili olduğu bilinmektedir. Bu diyetin temel tavsiyeleri; meyve ve sebze ağırlıklı beslenme, zeytinyağı ve balık tüketimi, kırmızı ve işlenmiş et tüketiminin azaltılmasıdır.
Zeytin, özellikle doymamış yağlar açısından zengin, besleyici ama kalorisi çok fazla olmayan bir besindir.
100 gram zeytindeki besin öğeleri

*** Ne yazık ki, zeytin ağacının tamamında bulunan, zeytine uzun ömrünü verdiği söylenen, anti-oksidan özelliği bulunan ve acı-buruk bir tadı olan oleuropein, zeytinin işlenmesi sırasında uzaklaştırılır.
Kalp ve damar sağlığı üzerine koruyucu etkileri: Hayvan ve laboratuvar çalışmaları polifenollerin damar sertliği ve pıhtılaşmayı önleyici etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Hydroxytyrosol from olive oil exerts antioxidant, anti-inflammatory, anti-platelet aggregation and ati-atherogenic activities in in vitro and animal models. However, its possible therapeutic use in humans requires additional clinical trials.
Yaşlılık hastalıklarına (Parkinson hastalığı, Alzheimer hastalığı gibi) karşı koruma: Zeytin yağı veya yaprakları fenolik etkileri vasıtasıyla yaşlanmayı veya yaşam stilleriyle ilişkili birtakım hastalıkları da kontrol altına alabilirler yapılan çalışmalar, Alzheimer hastalığı (bunama) veya Parkinson hastalığı gibi geri dönüşü olmayan süreçlerde hücre ölümünü önleyici özellikleri olduğu ortaya konulmuştur [4]. y Anti-lipidemik (kan yağları / kolesterol düşürücü) etkisi: Akdeniz diyeti veya tabii zeytin yağı ya da özünün tüketimi ile kan kolesterol düzeyleri arasında insan sağlığını koruyucu bir ilişki vardır .
Romatizmal hastalıklar üzerine olumlu etkiler: Polifenoller yalnızca anti-oksidan olmayıp aynı zamanda anti-enflamatuvar özelliklere sahiptir [1,2]. Özellikle osteoartritle ilişkili kıkırdak doku problemini yavaşlatmakta ve hatta kısmen durdurmaktadır[2]. y Antibiyotik etkisi: Oleuropenin, hücreyi dış saldırılara karşı korumanın yanında laboratuvar koşullarında kanıtlanmış antibakteriyel, antifungal ve antiviral özellikleri ile de tedavi edici etkiye sahiptir. Oleuropein maddesi ve hidrolizleri (molekülün su ile ayrışımı), antibiyotiklere direnç kazanmış mikroorganizmalar üzerinde, etkili ve çok değerli bir bileşendir. Zeytin yaprağı, çay olarak veya yaprak özü şeklinde alındığında; oleuropein, insan vücudunda güçlü bir antibakteriyal etkiye sahip olduğu bilinen elenoik aside dönüştürülür. Bu özellikleri ile soğuk algınlığından aşırı yorgunluğa ve birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. y Anti-septik (temizleyici) etki: Zeytinin yaprağında bulunan “tanen”, antiseptik özelliğe sahiptir. y Bağışıklık sistemi üzerine etkileri: Soğan ve sarımsak benzer biçimde zeytin yaprağının da (Oleuropenin ve flavonoidler vasıtasıyla) bağışıklık sistemini güçlendirici olumlu etkileri vardır. Bilimsel çalışmalar, polifenollerin akyuvarların sayısını arttırarak ve sitokin üretimini düzenleyerek koruyucu özellikler gösterdiğini ortaya koymuştur.