Makale

KÜRESEL EFENDİLERİ RAHATSIZ ETMEYEN İSLAMCILIK(!)

KÜRESEL EFENDİLERİ RAHATSIZ ETMEYEN İSLAMCILIK(!)

Yıllardır konuşuyor, yıllardır yazıyoruz… Teşhis tamam, tespit doğru, analiz gırla! Peki ya icraat? Ortada koca bir hiç var. Küresel sistem dünyayı dört bir koldan kuşatmış, ümmetin boğazına çökmüşken biz hâlâ “durum değerlendirmesi” yapıyoruz.

Hadi diyelim ki dün zemin yoktu, imkân kıttı; yahu bugün koca bir ilmî birikimden, devasa bir entelektüel sermayeden bahsederek övünüyorsunuz. O hâlde sormak hakkımız: Nerede bu sermayenin cesareti? Nerede bu birikimin aksiyonu?

Eğer küfrün bu azgın kuşatması karşısında Müslüman ayağa kalkıp net bir duruş ortaya koyamıyorsa, “allâme-i cihan” dediğiniz adamların zihinsel iflasını ve korkaklığını kimse bize “strateji” diye yutturmaya kalkmasın! Bu soruya pratik bir cevabınız yoksa, o süslü teorileriniz de, ciltler dolusu kitaplarınız da çöp hükmündedir!

Peygamberlerin Yolu mu, Güç Devşirme Yarışı mı?

Bizim ilk ve değişmez referansımız kim? Allah’ın Resûlü ve O’nun izinden giden sahabesi değil mi? Ağzımızı her açtığımızda “Üsve-i Hasene”den (en güzel örnek) bahseder, sünneti dilimizden düşürmeyiz. Ama iş hayata, siyasete ve ticarete gelince ne hikmetse o kutlu yol birden unutuluyor. Hemen arkasından modern bir maslahat tekerlemesi başlıyor:

“Efendim, siyasal dengeler bunu zorunlu kılıyor… Reel politik gerçeklerden kopamayız… Önce sistem içinde güçlenmeliyiz… İktidarda yer kapıp nüfuz alanı oluşturmalıyız… Gücü tamamen ele geçirince zaten istediğimiz dönüşümü yaparız…”

Geçin bunları! 24 yıl geçti; dönüştürmeyi vaat ettikleri sistem, onları dönüştürdü. Ellerindeki dava, makam koridorlarında buhar oldu; Müslümanların beklediği nizam ise seçim hesaplarına kurban edildi. Yani azizim, mücahitler müteahhit oldu…

Sevgili Peygamberimiz ve onun yolundan giden İmam-ı Âzam Ebû Hanîfe’nin, Sultan Alparslan’ın, Osman Gazi’nin, Fatih Sultan Mehmed’in, Yavuz Sultan Selim’in ve Selahaddin Eyyûbî gibi nice âlim ve mücahidin mücadelesinde ne böyle bir hesap ne de böyle bir pazarlık vardı. Onlar güce ve iktidara tapınarak değil, Hakk’a ram olarak yürüdüler. Maslahat adı altında konjonktüre eğilenler, o şerefli çizginin dışına çıkmışlardır. İlk iş, bu sapmayı görmek ve yeniden ümmetin izzetli öncülerinin tavizsiz yoluna dönmektir.

Eğip Bükmeden: Kavramları Aslına Döndürün!

Küresel sistemin en büyük oyunu, Müslümanların zihin dünyasındaki kurucu kavramları iğdiş etmektir. Bizim “aydınlar” da bu oyuna gönüllü yazılıyor.

Cihâd, hilâfet, şeriat, ümmet, velâ ve berâ…

Tâğut, haram, helâl, bid’at, sünnet, tevhid…

Zalim, kâfir, münafık, fâsık, mürted…

Emr-i bi’l ma’rûf, nehy-i ani’l münker…

Şehâdet, cizye, biat…

Ne kadar kurucu kavramımız varsa hepsinin içi boşaltıldı; kenarı köşesi törpülendi ki modern efendiler rahatsız olmasın!

Kıvırmanın lüzumu yok: Kâfir kâfirdir, zalim zalimdir, tâğut da tâğuttur! Kimse bu kavramları küresel sisteme şirin görünmek için tevil etmeye, tahrif etmeye kalkışmasın. İslam’ın lügatı nettir, omurgalıdır. Hakikati olduğu gibi haykırmayan, kavramları asli kaynağından koparıp yumuşatan her kalem, küfrün değirmenine su taşımaktadır.

Dünyevî Hesapçılık ve Maslahat Aldatmacası

Müslüman düşüncesi son 150 yıldır korkunç bir zemin kayması yaşıyor. Tartışmalarımızı nerede yapıyoruz? Haram-helal dairesinde mi, yoksa seküler, ilkesiz ve çıkar odaklı, ahiretten kopuk bir dünyalık zemininde mi? Maalesef ikincisinde. Ne zaman yapısal dertlere çare aranmaya kalkışılsa, hemen arkasına sığınılan bir “maslahat” maskesi peyda oluyor.

Bu dünyayı ön planda tutan menfaatçi zemin, İslam’ın o muazzam, boyun eğmez ve muhalif karakterini yok etti. Dini; siyasete, hukuka ve topluma müdahale edemeyen, sadece vicdanlara hapsedilmiş seküler bir hobi hâline getirdiler. Bu uyuşukluktan kurtulmanın yolu, felsefî gevezelikleri bir kenara bırakıp dosdoğru haram-helal zeminine, yani hakikat meydanına geri dönmektir.

“Ben” Değil “Biz”: Egoizm ve Haset Belası

Son olarak aynayı kendimize tutalım. Müslüman camianın en büyük kaybı nedir biliyor musunuz? Birlikte konuşabilme, dertleşebilme ve birlikte iş yapabilme kabiliyetini yitirmesi. Bakıyorsunuz; her hizip, her cemaat, her öbek kelimelere döküldüğünde aynı şeyleri söylüyor, aynı hassasiyetleri paylaşıyor. Ama yan yana gelemiyorlar! Neden?

Çünkü ortada koca bir benmerkezcilik, zirve yapmış bir egoizm var. Herkes kendi metodunu tek kurtuluş reçetesi görüyor, alternatiflere kulak tıkıyor. Bu bencil tavır Müslümanlar arasında kopuşlara neden oluyorsa, orada rahmet değil, azap vardır.

Hele bu hastalığın ilim ehli arasında görülmesi tam bir felakettir. İlâhî uyarıyı ne çabuk unuttunuz? Kendilerine ilim geldikten sonra, sırf aralarındaki haset, kıskançlık ve çekememezlik yüzünden ihtilafa düşenlerin akıbeti ortadadır. Bu ciddi uyarının muhatabı olmak istemiyorsak, o kibirli ve benmerkezci kafaları çöpe atacağız. Kişi merkezli değil, istişare merkezli yapıları kuracağız. “Ben” demeyi bırakıp acilen “biz” olmayı öğreneceğiz.

Netice-i Kelâm

Dünyanın hâl-i pürmelâli ortada. Bu buhrandan, bu şaşkınlıktan kurtulmak istiyorsak “sadece analiz yapma” devrini kapatıp pratik çareler üretmek zorundayız. Yolumuz uzun, yükümüz ağır. Kısa vadede her şeyin çözülmeyeceğini bilecek kadar gerçekçiyiz; ama en azından teoride, ahlakta ve duruşta tavizsiz bir şekilde ne yapacağımızı konuşmalı, safları sıklaştırmalıyız.

Artık laf kalabalığıyla, “siyasal dengeler” makyajıyla avunma zamanı çoktan geçmiştir. Karşımızdaki küresel vahşet, entelektüel gevezeliklerle püskürtülebilecek bir oyuncak değildir. Ya bugün kibirlerimizi, hizipçiliğimizi ve dünyevî hesaplarımızı ayaklarımızın altına alıp o şerefli, tavizsiz ve omurgalı çizgiye geri döneceğiz; ya da sistemin dişlileri arasında tamamen yok olup gideceğiz.

Unutmayalım ki tarih, sadece konuşanları değil, inandığı hakikat uğruna bedel ödeyen ve safları sıklaştıran adanmışları yazar. Söz bitti, analiz tükendi; şimdi ya topyekûn bir samimiyetle icraat ya da zillet içinde topyekûn bir iflas!

Kadir Bekil

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

View Comments

  • Sistem bizi kamusal alana(maaş)çekerek,zeki insanlarımızi köleleştirerek olası İslam'ı muhalefeti yok etti.frofesör oluncaya kadar uzun yollardan geçmiş bir insana,iman-küfür,tevhid_şirk konularından bahsederek müslümanlara istikamet ciž,demek,kariyerini çiz gerekirse pazarda limon sat demektir.bunu sistemin kulu olanlardan bekleyemeyiz.en başından yanlış yaptık.

Recent Posts

  • Genel

İsrail Ateşkese Rağmen Gazzeyi Vurdu: 8 Ölü

İsrail Gazzeyi vurdu hakkında son gelişmeler. İsrail, ateşkese rağmen Gazze'ye düzenlediği hava saldırısında 8 kişinin…

2 dakika ago
  • Genel

İran’dan Olay Yaratacak Hürmüz İddiası: Gözler ABD’ye Çevrildi

Hürmüz iddiası hakkında son gelişmeler. İran’ın Hürmüz Boğazı ile ilgili ortaya attığı iddialar, ABD’nin olası…

7 dakika ago
  • Genel

Akciğer kanserinde beslenmenin rolü

Akciğer kanserinde beslenmenin rolü, hastalığın seyrini önemli ölçüde etkileyebilir. Dengeli bir beslenme planı, tedavi sürecine…

9 dakika ago
  • Genel

Galatasaray 3-3 Rennes (Hazırlık Maçı)

Galatasaray 3-3 Rennes (Hazırlık maçı) - Hürriyet hakkında son gelişmeler. Galatasaray, Rennes ile oynadığı hazırlık…

11 dakika ago
  • Genel

İhsan Aktaş, TÜGVA Gençliği

Savaşların ve olumsuz haberlerin gölgesinde geleceğin umudu: TÜGVA gençliği Gençlik hareketlerinin toplumdaki yeri Cuma günü…

18 dakika ago
  • Genel

Galatasaray 3-3 Rennes (Hazırlık maçı) – Hürriyet

Galatasaray 3-3 Rennes (Hazırlık maçı) hakkında son gelişmeler. Galatasaray, Rennes ile oynadığı hazırlık maçında 3-3…

19 dakika ago