
Günümüz İslam dünyası, kendi yarattığı politik paranoyanın ve tiranlığın kıskacında tarihsel bir can çekişme süreci yaşıyor. İktidara gelenlerin kılcal damarlarına kadar sızan güç şehveti ve iktidar sarhoşluğu, ahlaki değerleri yok eden ölümcül bir virüse dönüştü. Hukukun saygınlığını bütünüyle yitirdiği bu iklimde, tahakküm kurmayı varlık sebebi sayan bir zihniyet sıradanlaşıyor. En acı olanı ise aziz İslam’ın, bu otoriter ve çıkarcı yapılar elinde tamamen siyasal bir aparat haline getirilmesidir. Din, evrensel ahlaki ilkelerinden koparılarak ya ulaşılamaz bir ütopyaya ya da geçmişe sığınılan zavallı bir nostaljiye indirgeniyor. Pragmatist-otoriter muhafazakârlık kurumsallaştıkça, kitleler başka bir alternatifin mümkün olabileceğine dair inançlarını tamamen kaybediyor.
Bu coğrafyada yaşanan en büyük kırılma, Kur’an-ı Kerim’in evrensel otorite ve meşruiyetinin yerini, karizmatik ve mistik figürlerin almasıdır. Din, bu figürlerin eliyle evrenselliğinden koparılarak taşralı bir yapıya dönüşüyor. Sınırsız hırslarıyla sahnede çok canlı görünen yerel tiranlar, ahlak ve fazilet bağlamında birer ölüden farksızdır. Toplumlar ise varoluşsal farkındalıklarını kaybettikleri için bu ikiyüzlülüğü kanıksıyor.
Eleştirel düşünceyi savunan, gündem belirleme gücüne sahip özgün entelektüellerin, bilgelerin ve akademisyenlerin meydandan çekilmesi, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir fırsatçılığın toplumsallaşmasına yol açıyor. Pragmatist propagandaya sıkı sıkıya sarılan iktidarlar, aslında entelektüel ve ahlaki açıdan sıfırı tükettiklerini gizlemeye çalışıyorlar. Ancak bu yetersizlik, toplumda merhametsizliği ve iktidar narsisizmini normalleştirmekten başka bir işe yaramıyor.
Hamasetin, önyargıların ve ezberletilmiş sloganların ötesine geçemeyen bir toplumda, saygı duyulmaya değer hiçbir şey kalmaz. Muhalif seslere hayat hakkı tanımayan, beton dostu ama çevre düşmanı olan, magandalığın ve maçoluğun kol gezdiği bu yeni toplumsal yapı, dinsel ve kültürel hayatı basitleştirerek insanı edilgen birer dünyevileşmiş canlıya dönüştürüyor. Çıkarcı, içeriksiz ve anlamsızlaşmış varoluşlar, her zaman faşizmin yeşermesi için en elverişli iklimi hazırlar.
Ulus-devletlerin birer güvenlik devletine dönüşmesi, İslam’ın sömürgeleştirilmesine ve sınırların ırksallaştırılmasına neden oluyor. Kendi bağımsız var oluşunu ve bilgisini üretemeyen bu devletler, emperyalist odakların kapılarında meşruiyet ve himaye arıyor. Müslüman halklar, sömürgeci dünyanın kavramsal baskısından kurtulamadığı için kendi İslami tahayyülünü bile Batı merkezli kavramlarla ifade etmeye çalışıyor.
Bugün seküler ya da muhafazakâr fark etmeksizin, tek adam rejimlerinde putperestlik sadece adres değiştiriyor. Her yeni putperestlik, kendi kişisel tercihlerini mutlaklaştırarak topluma dayatıyor. Siyasal propagandanın dili sadist bir saldırganlık barındırıyor; yerli ve milli tiranlar kötülükle, zulümle ve suikastlarla saltanat sürüyor. Siyonist emperyalizme karşı hamasi nutuklar atılırken, Gazze’deki soykırımın en büyük ortağı olan küresel güçlerle dostluk ilişkilerini sürdürmek, bu düzenin utanç verici ikiyüzlülüğünü gözler önüne seriyor.
Pragmatist muhafazakârlık, ilkesiz zamanlarda ilkesiz karakterler üretiyor. Müslüman olmak etnik veya mezhepsel bir asabiyete sığınmak değil, evrensel İslam ailesine ait olmakla başlar. Bu idrak kaybedildiği için ortak bir gelecek vizyonu inşa edilemiyor. Kendi gündemiyle büyülenen iktidarların araçsal rasyonalitesi, muhaliflere insan gibi değil birer nesne gibi yaklaşıyor. Bilinmelidir ki, iktidarın çıkar ve ihtiras alanlarında sahte ve maskeli varoluşlarla yer kapmaya çalışanların özgür bir zihne sahip olması imkânsızdır.
Lula da Silva’dan Sert Tepki: "Onların Asıl Vatanı ABD’ye Uşaklık Etmektir" Brezilya’nın emperyalizm karşıtı tutumu…
ASKERÎ ZAFERDEN OTORİTER MEŞRUİYETE: EFLATUN’UN TİMOKRASİ TEORİSİ BAĞLAMINDA ERKEN CUMHURİYET VE AZERBAYCAN SİYASETİ Felsefe tarihinin…
Mustafa Destici'den Emekli Maaşı Açıklaması: "En Düşük Emekli Maaşı 40 Bin TL Olmalı" Büyük Birlik…
Gazze’den Sonra Batı Şeria: İnsanlık Neden Sessiz? İnsanlık, Siyonizmin girdabında sürüklenirken daha ne kadar susacak?…
Husiler: Mısır’ın kararı bir savaş ilanı Mısır’ın Suudi Arabistan’a askeri destek kararı, Husilerin sert tepkisine…
İmam Gazâlî’nin İslam düşünce tarihindeki ve ahlak felsefesindeki en derinlikli eserlerinden biri olan "Dil Belası"…