
Sahel bölgesinde istikrarı sağlama vaadiyle iktidara gelen Mali cuntası ve bölgedeki varlığını tahkim eden Rus paralı asker grubu “Africa Corps”, son dönemde yürüttükleri insansız hava aracı (İHA) operasyonlarıyla bölge halkı üzerinde korku iklimi yaratıyor.
Mali’nin kuzeydoğusundaki Menaka bölgesinde geçtiğimiz günlerde yaşanan elim olay, askeri yönetimin “terörle mücadele” retoriği ile sahadaki acı gerçekler arasındaki uçurumu bir kez daha gözler önüne serdi. Yerel kaynakların raporlarına göre, pazara gitmekte olan sivilleri taşıyan bir araç, orduya ve Rus güçlerine ait olduğu belirlenen bir İHA tarafından vuruldu. Aralarında gençlerin, bir köy şefinin ve sağlık çalışanının da bulunduğu 8 sivilin yaşamını yitirdiği bu saldırı, bölgedeki “askeri çözüm” arayışlarının insani maliyetinin ne kadar ağır olduğunu kanıtlıyor.

Africa Corps bünyesindeki güçlerin, gerçekleştirdikleri operasyonları “terörle mücadele başarısı” olarak lanse etme çabası, sivil toplum örgütleri tarafından sert bir dille eleştiriliyor. Sosyal medya kanalları üzerinden paylaşılan, hedef gözetmeksizin gerçekleştirilen imha operasyonları, bölge halkı için güvenli bir gelecek değil, sistematik bir şiddet döngüsü vadediyor. Uluslararası gözlemciler, askeri cuntanın ayrım gözetmeksizin gerçekleştirdiği bu operasyonların, terör örgütlerinin halk nezdindeki tabanını genişlettiği konusunda uzun süredir uyarıda bulunuyor.
Mali, 2026 yılı içerisinde özellikle Nisan ayında patlak veren koordineli saldırılarla zaten kırılgan bir süreçten geçiyor. Ancak güvenlik boşluğunu doldurmakla görevli olan devlet mekanizması, dış destekli askeri akturlarla iş birliği yaparak şiddetin dozunu artırmayı tercih ediyor. Uzmanlar, askeri yönetimin sahayı askeri bir laboratuvara dönüştürdüğünü, bu süreçte hukukun ve sivil yaşamın korunması prensibinin tamamen rafa kaldırıldığını belirtiyor.
Bir yanda radikal silahlı grupların “boğma” stratejisi, diğer yanda ise devletin ve Rus unsurların acımasız İHA saldırıları… Menaka ve çevresindeki siviller, hayatlarını idame ettirmeye çalışırken, devletin “koruyucu” olması gereken gücü tarafından hedef alınıyor. “Terörle mücadele” söyleminin arkasına saklanan bu kontrolsüz güç kullanımı, Mali’yi sadece bir çatışma sahasına değil, adalet ve vicdanın hızla tükendiği bir coğrafyaya dönüştürüyor.
Mali halkı, ne şiddet örgütlerinin kıskacında boğulmayı ne de kendi devletinin İHA’larına hedef olmayı hak ediyor. Bölgede acilen bağımsız bir soruşturma mekanizmasının kurulması ve sivil yaşamın askeri operasyonların üzerinde tutulması, insani bir zorunluluktur.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube