
Geçen hafta, Fecr Suresi’nin penceresinden bugünün modern İrem şehirlerine, yani ABD, İsrail, Çin ve Rusya gibi küresel tiranların o iki yüzlü refah ve zulüm mekanizmalarına bakmıştık. Onların üzerine inecek olan o sistemik azap kamçısını incelerken, okuyucularımız bizi haklı olarak alkışlamıştı. Ancak söz konusu zulüm olunca Sünnetullah ve ilâhî adalet, akraba kayırmaz, coğrafya ve kimlik seçmez. İlâhî nizamın adaleti evrenseldir; ölçüyü kim bozarsa, Cenab-ı Hakkın o azgın gücü, mutlak otoritesiyle ezen El-Kahhâr ve suçluların cezasını asla yanına bırakmayan El-Muntakim isimleri devreye girer ve o kamçı, mizanı bozanın sırtında mutlaka şaklar! İşte bu bölümde, nefislerimizi temize çıkarmadan, aynayı doğrudan kendi evimize, İslâm coğrafyasına çevirmek zorundayız. Çünkü Fecr Suresi’nin o dehşetli ihtarları, sadece tarihteki kavimler veya şer odakları için değil; bizzat biz Müslüman toplulukların önüne konulmuş sarsıcı birer ahlâk aynasıdır.
Bugün İslâm dünyasını titiz bir ferasetle tahlil ettiğimizde, kendi ellerimizle bozduğumuz mizanı, şu dört can acıtıcı maddede müşahede edebiliriz:
Cenab-ı Hak, İslâm coğrafyasında yaşayan takva ehli, samimî ve mazlum kullarının yüzü suyu hürmetine, o ilâhî ceza kamçısını şimdilik belki bir terbiye ve uyanış vesilesi olsun diye biraz hafif gösteriyor ve bizlere mühlet veriyor olabilir. Ancak unutulmamalıdır ki; Müslümanlara bizzat kendi Müslüman idarecileri ve dindaşları tarafından yapılan zulüm, sosyal adaletsizlik, adam kayırma (Nepotizm), içki üretimi ve tüketimi gibi günahlar, aile içi şiddet, intiharlar, sokaklardaki güvensizlik, boşanmalar, kamuda yolsuzluklar ve rüşvet arttığında, o kamçının şiddeti de katlanarak artacaktır. Diğer batılı veya inkârcı toplumlardan farklı olarak, kendilerine rehber ve nur olarak Kur’ân- Kerim verilmiş olan Müslümanların bu mizanı çiğnemesi, ilâhî adaletin tecellisinde adeta küçük bir kıyametin başlangıcı, geri dönülmez bir helakin ilk kıvılcımı olabilir.
Kâinattaki kozmik nizamın ve tarihin sarsılmaz kanunlarının sahibi olan Yüce Allah, kalplere ve hücrelerimize vurduğu o mühürle bizleri uyarıyor. Başkalarının zulmünü konuşarak, teselli bulma kolaycılığını bir kenara bırakıp, bu manevî ihtarı ve sırtımızda şaklamaya başlayan o erken ihtar mahiyetindeki kamçıları önce biz Müslümanlar fark etmeli ve gecikmeksizin özümüze dönmeliyiz.
Unutmayalım ki, içerideki fesat temizlenmeden, dışarıdaki tiranların çöküşü bize bir saadet getirmeyecektir. Kaldı ki biz, İslâm’a tam anlamıyla dönmedikçe ve Hak adına maddî boyutuyla güçlenmedikçe dışımızdaki tiranların da bertarafı mümkün olmaz. Âdil nizam, önce yeniden iman ederek kendi ruhumuzda, sorumlu olduğumuz sosyal çevremizde, içinde yaşadığımız toplumumuzda ve bizi Hak ölçüleriyle idare edecek olan devletimizde başlamak zorundadır. Âdil nizamı uygulamakta muvaffak olan her yönüyle güçlü bir İslâm devleti, İslâm coğrafyasını da en barışçıl yollarla birleştirmeyi hem muktedir olan hem de hak eden en ideal güç olacaktır. Nitekim Yüce Yaratıcı, toplumsal dönüşümün ve ilâhî mizanının şaşmaz kanununun yolunu bizlere şöyle ihtar etmektedir:
“…Şüphe yok ki, bir toplum kendi ahlâk ve gidişatını değiştirmedikçe, Allah da onların durumunu değiştirmez…” (Râd Suresi, 11).
Gelecek hafta yine Fecr suresinden ilham alarak, yerel ve küresel helake yol açan iki virüsten bahsedeceğiz bi-iznillah.
Sanayi üretim endeksi haziranda yıllık yüzde 1,4 azaldı, aylık yüzde 0,1 arttı. Bu değişim, ekonomik…
Ligde 68 sezonda 6 şampiyon çıktı hakkında son gelişmeler. Ligde 68 sezonda toplamda 6 farklı…
Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusu için gök gürültülü sağanak uyarısı hakkında son gelişmeler. Doğu Anadolu'nun kuzeydoğusunda gök…
UEFA, AFC ve CONCACAF, FIFA Başkanı Infantino'ya yönelik eleştirilerini ortak bir açıklama ile duyurdu. Bu…
Fransa'nın güneydoğusunda yangınlarla mücadele hakkında son gelişmeler. Fransa'nın güneydoğusunda, yaz aylarının gelmesiyle birlikte yangınlarla mücadele…
İngilterenin bazı bölgeleri 54 gündür kayda değer yağış görmedi. Bu durum, tarım ve su kaynakları…