islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,1648
EURO
53,9432
ALTIN
6.056,88
BIST
13.976,68
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
33°C
İstanbul
33°C
Açık
Cumartesi Açık
30°C
Pazar Parçalı Bulutlu
30°C
Pazartesi Açık
31°C
Salı Parçalı Bulutlu
32°C

Nazlı Ilıcak 15 Temmuz Sonrası Sessizliğini Bozdu

Nazlı Ilıcak 15 Temmuz Sonrası Sessizliğini Bozdu
A+
A-

Gazeteci Nazlı Ilıcak, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından 3,5 yıl cezaevinde kaldıktan sonra, 2016’dan bu yana ilk kapsamlı röportajını verdi..

Nazlı Ilıcak, röportajda hayatının dönüm noktası olarak gördüğü 15 Temmuz sürecini “duvara çarptım” metaforuyla özetledi. Gençliğinde gözü pek ve korkusuz olduğunu, bu tavrın uzun yıllar devam ettiğini belirten Ilıcak, şu ifadeleri kullandı:
“Gözüm pekti, korkum yoktu. Bu hâlim maalesef çok uzun zaman devam etti. Sonunda 15 Temmuz 2016’da duvara çarptım. Şimdi çok daha temkinliyim, dikkatliyim. Bir konuşursam üç susuyorum.”

Ilıcak, Fethullahçı yapının (FETÖ) “mahrem bir yapı” olduğunu geç fark ettiğini vurguladı. Bir dönem destek verdiği bu yapı hakkında yanılgıya düştüğünü, “her şeyi yeniden düşünmek zorunda kaldığını” ifade etti. Özellikle dindarlar ve tarikatlar konusunda özeleştiri yaptı:

Dindarların “Allah korkusundan kötülük yapmayacağını” düşündüğünü, ancak bunun yanlış bir referans olduğunu söyledi. Tarikatların kamuda yapılanmasını tasvip etmediğini, bunun sadece Gülen cemaati için değil diğerleri için de geçerli olduğunu belirtti.

Cezaevi sürecini de detaylı anlattı: 3 kez ağırlaştırılmış müebbet istemiyle yargılandığını, cezaevinde sağlık sorunları yaşadığını ve “cezaevinde hastalanmak felaket” olduğunu dile getirdi. Ayrıca geçmişte siyasi figürlere (örneğin Zincirbozan’a yemek yollamak gibi) desteklerini de anlattı.

Röportaj boyunca Türkiye’nin 1960’lardan bugüne uzanan siyasi tarihine değinen Ilıcak, demokrasi serüveni, medya ortamı ve güncel siyasal iklim hakkında değerlendirmelerde bulundu. 15 Temmuz’un kendisi için hâlâ bir “muamma” olduğunu belirten Ilıcak, gazeteciliği özlediğini ancak bugünün koşullarında yapılamadığını ifade etti.

Türkiye’nin en büyük şansının Atatürk olduğunu vurgulayarak, zaman geçtikçe bunu daha iyi idrak ettiğini söyledi. Röportaj, Ilıcak’ın cezaevi sonrası ilk derinlemesine paylaşımı olması açısından dikkat çekti.


Editörün Notu

Nazlı Ilıcak’ın geçmişte destek verdiği bir yapıyla ilgili yaptığı özeleştiri elbette değerlidir. Ancak kendi tercih ve hatalarının sorumluluğunu genelleştirerek dindarlar, tarikatlar ve İslami cemaatler üzerinden bir sonuca varması isabetli değildir. Bir terör örgütünün eylemlerini bütün dini yapıların üzerine yüklemek hem adil değildir hem de toplumsal algıyı olumsuz etkiler.

Öte yandan, Atatürk’ü Türkiye’nin en büyük şansı olarak nitelendirmesi de, tarih boyunca tartışılan icraatları ve farklı kesimlerin bu konudaki değerlendirmeleri dikkate alındığında, herkesin paylaşacağı bir görüş değildir. Asıl yapılması gereken, başkalarını suçlamak yerine, kişiyi yanlış tercihlere sürükleyen sebepleri samimiyetle sorgulamak ve bunlardan ders çıkarmaktır. Gerçek özeleştiri, sorumluluğu genelleştirmeden önce kişinin kendi muhasebesini yapmasıyla anlam kazanır.


İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar
  1. Cenk Cemil dedi ki:

    Bu kadının politk tecihleri veya yanlış işleri elbetteki bizim örenk aalcağımız hususlar değildir. Şu kadar var ki, Başörtüsü Zulmünün zirve yaptığı ve bu konudaki Askeri Vesayetin İskenderin kılıcı gibi herkesin başının üstünde sallandığı bir dönemde Başörtülü Bacılarımıza ve bu tesettür konusna pek çokdindar görünümlü bezirgan müslümanlardan çok daha üstün bir cesaretle sahip çıkıp, dik duruş sergileyen söz,davranış ve tavırlarıyla kendisini yürekten tebrik ediyorum… Ve Rabbimizden de sergi,lediği bu İİslâmi-İmani davranış dolayısıyla bu amellerinin affına ve hşidayete ermesine vesile olmasını diliyorum.